Nolacak bu kadar çok para?

2001 yılında küresel piyasalarda yaşanan internet balonu patlaması ile dünyada reel sektörden finans temelli büyümenin start almasına neden olmuştur. 2006 yılına geldiğimizde ABD, AB ve Japon merkez bankaları 3 trilyon dolarlık bilançoları var iken 2007 finans krizi bahanesi ile günümüzde 15 trilyon dolara ulaşır (Bu konudaki önceki yazılarım: 1 2 3 4 ) Kısacası yarı özerk denen merkez bankalarının krizi bahane ederek tamamen finansal ürünler için geliştirdikleri para basma işinde ipin ucunu kaçırmışlar. 2006’da 3 trilyonluk sermayeleri ile idare edebiliyorlar iken nasıl 15 trilyon dolara çıkarlar? Çok büyük bankaların aldıkları aşırı riskler neticesinde batmamak için merkez bankalarına biraz yalvarma biraz tehdit biraz da ahbap çavuşluk ile kaybettikleri paranın kat be kat fazlasını cebe indirirler. Hatta bu para basma işi sadece ABD durmuş, AB ve Japonya’da devam etmekte. Euro’nun da daha değerli olması biraz da buna bağlı bana göre. Çünkü AB merkez bankası kamuda ve özel şirketlerin elindeki borç senetlerini satın almakta. Bunun neticesinde çoğunluk Euro temelli senetlere yönleniyor.

AB Merkez bankası Aylık satın alma miktarları

1980 yılında dünya piyasalarında günlük döviz işlemleri tutarı 80 milyon dolar iken, 1995’te 1.3 trilyon dolara çıkar. 2016’da ise günlük 5.1 trilyon dolara çıkar. Ama mal ticareti yani reel sektörün ticaret hacmi ise günlük 60-65 milyar dolar sadece. Yani mal alıp satmada kullanılan paranın yaklaşık 80 katı kadarı finansal ürünler için kullanılıyor. Para kazanmanın yeni yolu üretmek yerine bir çeşit bilgisayar oyunu oynamak olmuş. Finansallaşma işte bu. Mal ve hizmet satışından alınan karlar azalırken finansal ürünlerden alınan karlar daha yüksek oluyorsa burada bir finansallaşma var demektir.

Bütün dünyadanın cirosu 55 trilyon, nakit para (kağıt ve madeni para) toplamı 2 trilyon, altın ve gümüşün toplamı ise 4 trilyon dolar civarı. Sadece bu bile alınan satılan birçok şeyin değerini ödeyecek miktarda ortada para veya altının olmadığının ispatı. Borç senetleri toplamı 100 trilyon, finansal türev ürünleri 1.6 katrilyon dolar iken bizim ülkenin göz ağrısı olan konut piyasasının toplam değeri 80 trilyon dolar. (Aşağıda görsel olarak verilmiştir)

O kadar çok sanal para üretilmiş ki finansal ürünler ile, dünyadaki fiziksel herşeyi satın alabiliyor, üstüne yaklaşık 1.5 katrilyon parada hesapta kalıyor. Hangimizin portföyünde finansal türev ürünü var? (forward, future, swap, opsiyon, kredi türevi v.b.) Eğer yoksa, siz bu oyunun dışındasınız demek. Kısaca elinizdeki bütün malı ve hayatınız boyunca çalışarak üreteceğiniz emeği bir çırpıda, sadece bir tuş ile bu tür ürünleri yaratan, kullanan kişiler satın alabiliyor. Ne saçma değil mi? Siz çalışacaksınız yırtınacaksınız, atalarınızdan mal kalacak, ekecek biçecek üreteceksiniz ama büyük bir Amerikan bankası bir tuş hareketi ile yarattığı sanal para ile diyecek ki size “ver elindeki herşeyi”. Bütün yılların, asırların birikimini kat be kat alacak bir para üretmişler ve bize sadece bunu izlemek düşüyor. Bir sonraki krizde çok büyük bir kriz olma ihtimali var. Bunun önlemi alınamaz mı? Bu işi yapabilecek olan tek kurum devlet. Ama o da işbirlikçi pozisyonunda bütün dünyada. Çünkü onlara da akan kaynak var gerek bireysel gerek kurumsal olarak. Günü kurtarmaya odaklı insanlarla gidebileceğimiz yer çok kötü.

KKTC’ye akan paranın da sebebi bu finansallaşma ile uçuk rakamlara çıkan paraların alacak bişey aramalarından. 2000-2015 arası maksimum mevduat ve kredi farkı 3 milyar TL iken, 2017 yılında 5 milyar TL üstüne çıkmış. Anlayana…

Courtesy of: Visual Capitalist