Piyasalar çöktüğünde…

Meşhur risk uzmanı ve yatırımcılar Mark Spitznager ve Nassim Taleb’in şirketi olan Universa Yatırım, 2007 yılında kurulur. Daha ilk yılında “2008 finans krizi” sayesinde %100 civarı kazanç elde eder. 2015 yılında piyasaların kısa süreli çökmesinden dolayı bir günde 1 milyar dolardan fazla kazanır. Az sürede inaılmaz karlar elde eden firmanın patronları olan libertaryan görüşe sahip Spitznager ve Taleb, piyasaların çökmesi halinde para kazanmayı kendilerine strateji olarak seçmişler. İkiliye göre yaşadığımız bu bolluk tarihte görülmemiş miktarda büyük bir çöküşe doğru gitmekte. Pazar günü piyasaların televizyon kanalı olan Bloomberg’e piyasalarda geçen hafta yaşanan çöküşü değerlendiren Spitznager, “…bir hesaplaşma takip edecek, çok büyük bir şey geliyor” şeklinde bir açıklama yapar. Sürdürülemez büyümeler, kaçınılmaz baş aşağı düşüşe neden olur şeklinde konuşmasına devam eden Spitznager, merkez bankalarının bunun önünde durmaya çalıştığını ama diğer yatırımcıların artan volatiliteye karşı hazırlıklı olmalarını önerir.

Avusturya Merkez bankası başkanı ve Avrupa Merkez bankası üyesi Ewald Nowotny ise geçen hafta borsalarda yaşanan düşüşle ilgili en doğrudan uyarıyı yapmış: “Piyasalarda yaşanan bu yeni düşüş bir normalleşme, herkese piyasaların hep yukarıya gidemeyeceğini hatırlatan mantıklı bir uyandırma çağrısı…”. Uzun süre şişirilen bir balonun patlamasının şiddeti daha güçlü olur ve tabiki süre geçtikçe patlamanın olma ihtimali hem artar, hem de patlamaya direnç gösteren mekanizmaların gücünün zayıflamasına neden olur. Kısaca büyük bir piyasa patlamasına karşı kurulan önlemlerin zaman geçtikçe gücü zayıflamakta ve çok daha büyüyen riske karşı yetersiz kalma ihtimalini çoğaltıyor.

Bizim borsamız yok, bize ne diyebiliriz ama unutmayın ki oralarda batacak olan paralar bizim yerel bankalara kaynak sağlayanların paraları olursa işte o zaman piyasaya sunulacak yeni kaynak para kalmayabilir. Mesela yerel bir bankamız elindeki parayı değerlendirmek için Türkiye’deki bir bankaya yatırmış olabilir. Bu Türkiye’deki bankada yurtdışındaki başka büyük bir bankaya bu parayı yatırım amaçlı yollamış olabilir. Bu büyük bankada riskli bir piyasada oynadığı kumar sonucu elindeki parayı kaybederse, zincirleme buradaki banka da elindeki parayı kaybetme riskine sahiptir. Bu ilk şok dalgasında görülebilecek bir şey. Diğer şok dalgası ise bizim favori geçim kaynaklarımız, yabancı sermayeyi adaya çeken emlak ve üniversite öğrenci sektörü olacaktır. Bütün dünyada emlak sektörü kriz sonrası etkilenecek sektörlerin başında geliyor. Piyasalarda bol para kalmayınca ilk çekileceği yer, uzun vadeli yatırım sayılan, likit değeri en az olan emlak sektöründen çıkacaktır. Türkiye veya buraya öğrenci yollayan diğer ülkelerin ekonomilerinin dünya piyasaları ile daha bütüncül olması neticesinde yaşanacak bir krizde yurtdışına para yollayacak kadar bolluğa artık sahip olmayabilirler. Bunlar belki fantezi ama daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi sonsuza kadar büyüyen hiçbir ekonomi olamaz. Bu bolluk önünde sonunda kendi ağırlığı altında ezilecektir.

Özel tasarruf denen kamu dışındaki kesimin kazandıklarını harcamayıp tasarruf ettiği miktarı gösteren rakamımıza bakarsak ne kadar hazırlıklı olduğumuzu görebiliriz. 2007-2016 arası reel olarak sadece %5 artan bu rakam bize halkımızın hiç tasarruf merağı olmadığını göstermektedir. Özel tüketim aynı dönemde reel olarak  %12 artmış. Özel tasarruf oranı ise %29’dan %27.8’e düşmüş. Kısaca tüketime asılırken tasarrufu pas geçmişiz. Aralık 2010-2017 arası konut kredilerimiz %624 artmış. Kredi kartlarından harcama %312 artmış. Ve biz diyoruz ki herşey daha da iyi olacak. Krizsiz bir hafta dilerim…