2×2=4 olmayan Dünya

Ekonomi konusunda binlerce kitap ve kaynak ekonomiyi bilim olarak lanse ediyor. Ama ilginç bir şekilde bilim olmaktan aslında uzak bir uğraş dalı. Öncelikle bilim dediğimiz uğraş dalları, teoriler ve ispatlar üzerine kurulmuş çok az istisna dışında her zaman doğruyu gösteren veya çalışan alanlar olmuştur. Fizik, kimya, astronomi, matematik tek doğrunun olduğu “bilim” diyebileceğimiz dallar iken, ekonomi aslında farklı “teori” ve görüşlerin olduğu biraz subjektif ve varsayımsal bir dal. Ekonomi ile ilgili bence geçtiğimiz yüzyılın sonuna doğru Chicago üniversitesinde toplanan en önemli sempozyumun ana konusu “rasyonel ekonomistler davranışçılara karşı” olmuştur. Toplantı düzenlendiğinde 2 Nobel ödüllü ekonomistte toplantıdaydı. Toplantıya katılanlardan biri toplantı sırasında Nobel ödülü kazandığı açıklanırken daha sonraki yıllarda ise o toplantıya katılan 6 kişi daha Nobel ekonomi ödülü kazandı. Yani seviyenin bu kadar üst olduğu toplantı az bulunurdu. Rasyonellere göre (teorisyenler) ekonomi modellerinde bizim gibi herkesin rasyonel olduğu en doğruyu tercih edecekleri, fırsatlardan en iyi şekilde yararlanacaklarına inanıyorlardı. Örneğin rasyonel bir kişi aynı üründen indirim olan ürünü tercih eder veya fiyatlar yükseleceğine inandığı zaman stoklama yapar. Rasyonel ekonomik modellerde ise örneğin piyasaya para sürülmesi ekonomide para bolluğu yaratacağı için hem enflasyon yaratacak hem de yeni yatırımlar nedeni ile işsizlik azalacak. Davranışçılar ise görece çok daha yeni bir anlayış ile ekonomiye bakmaya çalışıyorlar. Onlara göre insanlar her zaman rasyonel davranamazlar ve yanlış kararlar ile hareket etmeleri çok normaldir.

Örneğin 100,000 TL’lik yeni bir araba satın alınacağında indirim olarak firma, 3000 TL nakit geri verme veya o kadar miktar kredi taksitlerini ödeme teklifi sunarken bir önceki kampanyasında %3,5 indirim (yani 3500 TL) teklifi yeni kampanyası kadar ilgi görmez. Çünkü insanlar hesaplama yanılgısına düşmeye müsaittir. Yazın 1 defa tatile gittiği halde “Önceden satın alırsanız 3 tatil yapıp 2 tatil parası ödeyin” gibi kampanyalara büyük fırsat diye düşünüp gereksiz yere para harcayabiliyorlar. Davranışçılara göre 2+2=4 etmiyor her zaman ki aslınd çevremize baktığımızda da aynısını kendi ülkemizde de görebiliriz. Ekonomi dışındaki konularda da aynı yanılgıya çoğu sefer düşmüşüzdür. Kilo vermek için spor salonuna yazılıp para verince daha çok spor yapacağımıza inanırız. Halbuki koşu parkurları ve evde kendi başımıza da spor yapabilir iken böyle bir masrafa gerek yok. Yada seçim zamanları politikacıların sadece işadamları ile birebir görüş alışverişinde bulunmaları onların düşüncelerine göre politika belirlemeye çalışması da yanılsama bence. Sonuçta oy olarak işadamının da 1 oyu var iken sıradan bir vatandaşın da 1 oyu vardır. İşadamının oyunu koruyacağım diyerek yanında çalışan 100 kişinin oyunu görmezlikten gelmek de eğer arkasında maddi bir çıkar yoksa mantıksızdır. Davranışçılara göre bunun temel nedeni insanın iki tür düşünme yapısına sahip olması. Birincisi sezgisel düşünce yani hızlı, büyüğün küçüğe tercih edildiği, geçmiş tecrübelerden akılda kalanlar üzerine kısa bir hesap ve mukayese ile verilen kararlar iken diğeri mantık süzgecinden yavaş ve ince hesap ve planlamalar ile oluşan, tekrar kontrol edilen, verilere ve karşılaştırmalara dayalı rasyonel düşüncedir. “Toplumlar hızlı düşünmeye itildikçe ve alıştıkça daha çok akıl ve mantık dışı hareket etmeye başlar.”

Bir cevap yazın