Bütçe ve Boru

Yeni yılın gelmesi ile birlikte yeni bütçe hazırlıkları da nerede ise tamamlandı. 2014 bütçesi 357 milyon TL cari açık vermişken gerçek rakamlara dönüşünce 32 milyon TL açık ile kapanmış. 2015 yılı şu an itibari ile 388 Mliyon TL açık ile devam ediyor. İlk bakışta bu rakam çok büyük görünmeyebilir ama aslında gerçek açığımız bu değil. 2013 yılında 544 milyon TL açık görünürken, içinde TC kredi ve hibeleri yoktu. Bu hibeleri de eklerseniz açık 1,473 Milyon TL’e ulaşır. Yani gerçek bütçe gelirimiz 2,286 iken nerede ise %165’i kadar daha tüketmişiz. 2015’te TC kredileri ve hibelerini eklediğimizde gelirimizden fazla tüketim miktarı 1,860 milyon TL’ye ulaşıyor. Tabi bu açık, dairelerden gerçekleşme rakamları gelince değişecek ama 2013 ve 2014’ten farklı olmaz. Yeni bütçe için alınan önlem var mı? Bazı önlemler herhalde bunlardır. Sadece geçen hafta öğrendiğimiz bazıları: 2010 yılı sonrası giren öğretmenlere de maaş dışında fazladan “Eğitim hazırlık ödeneği” verilmesi için sendika ile hükümet anlaşmış. Kamu-iş yine 2010 sonrası işe giren işçiler için dava ile maaş dışında fazladan her bayram “bayramlık” almalarını sağlamış. 2010 yılında yapılan kamudan yüksek emekli maaşı çekenlerden yapılan vergi kesintisi (sadece 4 aylık artı 13. Maaş için) 2016 yılı bütçesi ile geri veriliyor. Maliye bakanı 10 milyon TL vergi geri ödemesi için bütçeye ek yapıldığını söylemiş. Yani açığın kapatılması ve mevcut borcun azaltılarak tam bağımsızlık hayalleri başka bahara yada gelecek nesillerin çocuklarımızın veya torunlarımızın üstüne kaldı. Akıllıca…

Su konusuna gelince, 2011 yılında fiziki gerçekleşmeye başlayan projenin boruları KKTC’e dayanınca aklımıza gelmiş ne oluyor? diye sormak.
Projenin şu ana kadarki maliyeti 1,6 Milyar TL yani bizim bütçenin neredeyse 3’te biri kadar. Bu kadar parayı bizim bulmamız mucize idi. Peki su boruları geldi dayandı. İlk olarak boruların karada geçeceği yerlerin Türkiye malı olacağı nedeni ile karşı çıkıldı. Sonra suyu özel şirket alacak diye karşı çıkıldı. Sonra TC DSİ yönetirse TC kurumları buraya gelmiş olacak dediler. Sonra bir partinin proje uzmanı (partilerin mühendislik projeleri olduğunu bilmiyordum) suyun tüketiciye ulaşım maliyetini şu ankinin 2 katı olduğunu iddia etmişti. Peki çözüm önerileri ne idi? Suyu belediyeler birliği yönetsin. TC doğal olarak karşı çıktı. Belediyelerin batak durumda olduğunu ve aldıkları suyun bedelini aynı hükümetlerin aldıkları borçlar gibi ödemeyecekleri tezi ile geldi. Bu sefer “özerk su kurumu” kunulsun dendi. Yani Devletin su işleri dairesi bugüne kadar idare etti şimdi by-pass edilerek yeni bir KİT yaratılsın isteniyor. İkinci bir KIBTEK vakası olur bence. Bence bu da mantıksız. Niye ihtiyacımız var yeni bir KİT’e anlamadım. Münhal yeri mi olacak? (uçuk kaçık maaşlar ile kamu çalışanlarını bile kıskandıran KİT’ler var) Yoksa yeni ihaleler mi açılacak? (aynı eski elektrik kurumu yönetim kurulunun ihaleleri gibi mi? Özel bir firmaya bir sürü ihale verilmişti içerideki adamları sayesinde (2012 yılı gazeteleri)). Daha da önemlisi ne biliyor musunuz? Bu suyun idaresi diye bir konu yok aslında. Su zaten TC’den geliyor. İster verir, ister anında keser. Burada kavga daha çok rant kavgası. Halkı da manüpülasyon ile taraf ediyorlar. Herkese temiz korkmadan içilebilir, yıkanılabilir, gerçek anlamda tarım yapmaya fırsat verecek kaliteli suyu halkından alıkoymak utanç verici. Bu borulara bakan gelecek nesiller kötü yönetimleri hatırlamazlar umarım.

Kaynak: DPÖ ve KKTC Maliye

Bir cevap yazın