Nijerya Prensini bile kandırdık

İngiliz “Guardian” gazetesi yılbaşından hemen sonra KKTC’deki üniversiteler ile ilgili Nijeryalı bir üniversite öğrencisinin anılarını ve yorumlarını haber yaptı. Belki çoğumuz görmedik, duymadık ama çok çarpıcı ve düşündürücü bir yazı olduğu için biraz irdelemek gerektiğinin düşündüm. Öğrencinin adı Chigozie Obioma. Kendisi aynı zamanda “Booker” ödülüne aday gösterilmiş güçlü bir yazar. Yazısında Nijerya’da bizim üniveristeler için yapılan pazarlama taktiğini anlatıyor ve üniversitelerimizi kısaca dolandırıcılık diye tanımlıyor. Bildiğiniz gibi Nijerya deyince bütün Dünyada ilk akla gelen belkide internet üzerinden Nijeryalılar tarafından yapılan büyük dolandırıcılıklar geliyordur. En klasik örneği size gelen bir email ile kendisinin Nijerya’lı bir prens olduğunu ama ülkeden kaçmak için parasını güvenebileceği birinin banka hesabına aktarması gerektiği bu yüzden sizi bulduğu ve yardım karşılığında belli bir yüzdelik para vermeyi taahüt eden emaillerdir. Sizin kişisel bilgilerinizi alıp üstüne bir miktarda masraf isteyip parayı transfer etmeye hazır olduğunu falan yazarak sizi dolandırmaya çalışırlar. Biz ise bunu aştık diyebilirim yada araç olduk diyelim. Nijerya’da bizim üniversiteler “Son kontenjanlar kaldı. Avrupada okumak isteyen üniversite öğrencilerine fırsat” gibi ilanlar ile öğrenci adayları bu ajanslara çekiliyor. Biraz komisyon, biraz “hatır” şeklinde hatta bazıları belgeleri ile oynanarak “KKTC Devletinden Burs” bile alarak bu öğrenciler bize üniversite öğrencisi olarak kiminin ailesi evini satarak, ipotek ederek, kimi eldeki bütün birikmişlerini vererek Avrupa’ya kaçma hayalleri içindeki bu öğrenciler KKTC’ye geliyorlar. Yazarın demesi ile geldikleri anda ise tam bir şok yaşıyorlar. Çünkü üniversite isimlerindeki “Uluslararası, Amerikan, İngiliz, Avrupa” söylemleri tam bir kandırmaca. Dünyada tanınmayan, ne Avrupa, ne Türkiye, ne de bir tane tanıyanı olan bir ülkede bomboş toprakların içinde üniversite adı altında kaotik bir yapı ile yüzyüze kalıyorlar. Kiminin hayalleri yıkıldığı için çaresizlikle ülkesine geri dönmüş, kimisi güneye kaçmaya çalışmış, kimisi geri dönmekten ise iş bulup belki daha sonra Avrupa hayallerini kovalamayı tercih etmiş. Yazarın arkadaşı olan bir tanesi ise yüksek bir binadan düşerek ölmüş. Cesedi günler sonra bulunmuş. Çok acıklı bir hikaye olarak anlatmış Obioma.
Peki gerçekten öyle mi? Benim bildiğim bazı şeyler de aslında aynı paralelde. Öncelikle buraya gelen öğrencilerin maddi durumu hiçte iyi değil. Gçen sene bayram arifesinde elinde “Üniversite Öğrencisiyim. Lütfen Yiyecek yada iş” ilanı ile gezen öğrenci ile tanıştım. Daha sonra yine Nijerya’lı biri, Lefke’deki üniversitemizden “İşletme Masteri” yapmış ama şu an inşaatlarda demircilik yapıyor hem de 3 tane çocuğu ile. Araba yıkama, hurda toplama işlerine bakarsanız bu insanları görürsünüz. Marketlerde ellerinde çantalar dolusu alışveriş ile çıkarken göremezsiniz. Genelde otobüs veya yayan gidipi geliyorlar. Bir evde çoğu zaman 8-10 kişi kalıyorlar. Üniversiteye kayıt parasını denkleştirdikten sonra genelde maddi sıkıntının içine gömülen bu insanlar için ne yazık ki “parasını verdikten sonra ne hali varsa görsün” modeli ile devam eden ev sahipleri, özel üniversiteler (ticarethane desem daha doğru olacak) ve bunlara çanak tutan devletimiz (Nijerya’ya öğrenci adaylarının vize işlemlerini hızlandırmak için dışişlerinden personel yolladık geçen haftalarda!) ne yazık ki bana göre yakında bütün dünyaya rezil olacak yada öğrenci nüfüsü çok gerileyip bu sektörde batmalar olacak. Şimdilik bu saatli bomba patlamadı ama fitili baya kısaldı diyebilirim.

Kaynaklar: Chigozie Obioma: Ghost of my student years in Northern Cyprus

Bir cevap yazın