Ödemeler Dengesizliği ve Gizli Zenginliğimiz

“Ödemeler dengesi” terimi en yalın hali ile bir ülkenin diğer ülkeler ile olan her türlü alışverişi sonucu elindeki döviz veya altın ile ödemesi neticesinde elinde ne kaldı ne gittiğinin dengesidir. Örneğin, bir ülke 100 TL’lik malı yabancı bir ülkeye satsın, sonra da 200 TL’lik mal satın alsın. Başka hiçbir kaynağı yoksa bu ülkenin ödemeler dengesi -100 TL olur. Yani bu eksikliği bir şekilde bulması ve kapatması lazım ki ödemelerini tamamlayabilsin yabancı ülkelere. Bu eksiklik genelde ithalat/ihracat arasındaki farktan kaynaklanmaktadır. Mal satışının açığı kapatmaya yeterli olmadığı durumlarda imdada turizm ve benzeri hizmet sektörlerinden elde edilen döviz geliri ile kapatılmaya çalışılır. Bu da yetmezse dış yardımlar veya krediler ile açık kapatılmaya çalışılır. Bütün bunları hesaba aldık varsayalım yine de kağıt üzerinde eksilmemize rağmen bir şekilde hallettiyse ekonomi bu açığı, bu halledilen eksik kısım Ödemeler dengesinde “net hata ve noksan” şeklinde genelde kaydedilir. Türkiye uzun zamandır bu kalemdeki aşırı yükseklik nedeni ile nasıl yorumlayacağını konuşuyor. 2008 krizinin patlak verdiği 2008 Eylül ayından Şubat 2015’e net hata noksan kalemi 28,3 Milyar Dolar’a ulaşmış (Asaf S. Akat, 10/4/2015). Bunu ülkeye kaçak giren sermaye veya kayda girmeyen ihracat (kaçak?) diye yorumlamak durumunda kalmışlar. Ki bu rakamlar ekonomi için çok büyük rakamlar. Bu kaynağı belli olmayan döviz bolluğu neticesinde bugün hala döviz kurları sabit gidiyor. Kısaca ülkede gizli bol döviz var bunlar piyasada bozuldukça TL üstündeki baskı azalıyor. Çünkü dolara talep artsa da elde bol dolar olduğu için aşağıda tutuyor kurunu.
Sorun ise bunun daha ne kadar devam edeceğinin bilinmemesi. Çünkü nereden hangi şartlar ile geldiğinin kestirilememesi ve bilinmemesi. Bizim ile bağına gelir isek, DPÖ’nün rakamlarına göre bizde Ödemeler dengesinde çok garip durumlar mevcut. 1983 yılından 2014 yılına kadar dış ticaret dengemiz (ithalat-ihracat farkımız) eksi(-)21 Milyar Dolar. Bu aradaki farkı nereden bulmuşuz? Sonuçta yabancı ülkelerden bu kadar fazladan mal aldık ise ödemişizdir de. Kaynak için meşhur turizm gelirimize bakarsak 1983-2014 arası 7,5 Milyar Dolar ediyor. Ihh, yetersiz. Geriye “Diğer görünmeyen işlemler” kalemi kalıyor ki bu benim aslında dikkatinizi çekmek istediğim kalem. Bu kalemin toplamı 1983-2014 arası 10,5 Milyar Dolar ediyor. Yani turizm gelirimizin nerede ise 1.5 katı büyüklüğünde.

İTHALAT 1,773İTHALATREZERVLER 188REZERVLERDİĞER GÖRÜNMEYEN 959DİĞER GÖRÜNMEYENDİĞER SERMAYE 7DİĞER SERMAYEİHRACAT 134İHRACATNET HATA NOKSAN 2NET HATA NOKSANTC YARDIM VE KREDİ 180TC YARDIM VE KREDİTURİZM(NET) 679TURİZM(NET)

Bu kalemin bizdeki içeriği ne tam belli değil ama tanımı “belli bir malın alışverişi dışında ülkeye giren veya çıkan para transferleri” örneğin yabancıların yolladıkları veya getirdikleri paralar, bankaların yurtdışından aldıkları krediler v.b. Bizdeki kaynağı ne bilmiyorum. Yabancı öğrenciler desem 2002 yılından sonra patlama yaşanması bu kalemde öğrencilerden kaynaklı olmadığını düşündürüyor. Emlak alım satımları yüzünden olabilir veya en basit varsayım ile kara para akışı diyerek komik bir varsayımda bulunabiliriz. Bizi ilgilendiren ise bunun aynı Türkiye’deki gibi sürdürülemez olmasıdır. Bu 2002 yılı sonrasında yaşadığımız ani zenginlik ve bolluk ile ithalata asılmışız ve sanki hiç bitmeyecek bir rüyadayız. Devlet bile bu para akışını garanti edemez. Kendi para birimimiz olsa idi bence bu kadar döviz açığı gelecekte Zimbabwe dolarını bile bizimkinden değerli eder.

Kaynak: Devlet Planlama Örgütü, Asaf Savaş Akat

Bir cevap yazın