Tüketim, İsraf ve Biz

Bir garip ülkede yaşayıp ekonomik mantık üzerine yazıp düşünmek gerçekten zor sanırım. Neresi mi garip bizim ekonominin? Nereden başlasam bilemiyorum ama en basit şekliyle şöyle başlayalım. 1974 yılında savaş olmuş ve bu ada üzerinde iyisiyle, kötüsüyle birlikte yaşayan iki toplum kuzey ve güney diye ayrılırlar.  Güneyde kalanlar kuzeyde 188,000(*) hektar arsa, 6 Milyar Dolar(*)’lık araç, gereç, hammadde ve ev eşyası bırakmışlar. Evler hariç olan bu miktar nerede diye sorarsanız Metin Hatay’ın yayınladığı 1976(*) yılından kalan bir meclis tutanağı ve Ergun Vehbi’nin Sanayi holding ile ilgili yaptığı röportajı sanırım az çok açıklar. Kapalı teller ardında duran rum arabalarını çalma, parçalarını gece sökme, evleri talan etme, rumun en modern fabrikalarını içi ürün ve makine dolu hali ile alıp stokları bitince iflas ettirme gibi bilgiler az çok nereye gittiğini gösteriyor. Peki sonrasında ne yaptık? Savaşta beraber çatıştığın Türkiye’den destek tabiki devam etti. Nasıl devam etti peki? Yardım, hibe ve krediler şeklinde. 1995 yılına kadar Elektrik rumdan bedava gelirken biz onu da sattık vatandaşa, devlette istihdam yaptık o paralar ile belkide. Döndük TC’nin finansmanı ve yardımı ile Teknecik santralını kurduk. Biz üreteceğiz, ruma bağımlı olunmaz dedik. Rum elektrik kurumu en son ne zaman zarar yazdı bulamadım ama bizimki eksi sermaye ile yoluna devam eden ama maaşları komşu ile aynı olan dünyadaki tek kurum heralde. Üstelik evlere ve devlete yani yine bize fahiş tarifeden elektrik satarken bu durumda.

bufferzone dükkan terkedilmis bufferzone galeri terkedilmis bufferzone havalanı terkedilmis

Tamam başka ne yaptık? Her sene TC’den bütçe katkısı aldık. Asker ve polis için bugüne kadar 1 TL bile bizim vergilerimizden para çıkmadı ama siyasi söylem serbest olduğu için biz yöneteceğiz de dedik ama hangi kaynakla düşünmedik bile. 1980’lerin başında Ankara’ya gidecek Maliye bakanımız yine bütçeye katkı almaya gidiyoruz ama yapısal reform paketi ile dönüp ekonomiyi düzelteceğiz demişti. Aradan 35 yıl geçti yine her giden maliye bakanı aynısını söyler ta ki bütçe açığını TC’den alınacak krediye bağlayana kadar. Çok başarılı olduğumuz hiç mi birşey yok? Turizm derseniz bugüne kadar toplam gelirimiz 7 Milyar dolar (*), ihracat derseniz 3 Milyar dolar (*) da o.  Sadece ithalata harcadığımız para 20 Milyar Dolar. Bence bugüne kadar bu şekilde gelebilmemiz bir mucize. Başka bir ülke daha yok heralde dünyada hem bu kadar kötü yönetilecek hemde kişi başı gelir olarak 1400 USD’den 15000 USD’ye ulaşacak.  Belki siyasilerimizin becerileri. Bu yetenekli siyasi elit gidince vay halimize…

Peki çözüm? Aslında çözüm zor çünkü mantalite olarak üretim ve tasarrufa çok uzağız. Alışmamışız. Bu konudaki eleştirilere sosyal medyada cevap yapıştırmada ama üstümüze kimse su dökemez. Hala neyi başardığımızı gerçek anlamda analatacak biri ile karşılaşmadım. Verilen olumlu örnekler geçmişine inmeden, gerçek kaynaklarını açıklamadan hep çok kısa periyodlar için cımbızla çekilmiş temelsiz iddialar ama halk inanmak istediği için sorgulamadan hemen sahipleniyor. Uykudan uyandırılmak için sıkı bir tokat gerekiyor belki de…

 

Kaynak: DPÖ , Bufferzone photos, Financial Times, Ergün Vehbi Röportaj, Ganimetin Sosyal adaleti

Bir cevap yazın