Bir Çinli Hikayesi

2010-2015 yılları arası devletimizin gelir ve giderlerini karşılaştıran bir tablo geçtiğimiz gün Maliye’nin web sitesinde yayınlandı (http://www.maliye.gov.ct.tr/maliye/f?p=100:1100). En çok artan giderler “Yerel Yönetimlere Katkı” yani belediyelere katkı (% 60 artış) ve “Mal ve Hizmet alımı” giderleri (% 55 artış). Öbür taratan en çok artan gelirler ise “Fiyat istikrar fonu” geliri % 101.53(!) ve “KDV Gelirleri” %97.19 artış. Yani gelir elde edenden direkt vergi yerine her alışveriş yapandan ufaktan ufaktan vergi toplamayı tercih etmişiz.

 

Bu bana Aziz Nesin’in Çin’li bir takma isimle yazdığı hikayeyi anımsattı.

“Kung-Su, Güney Çin Denizinde küçük bir balıkçı kasabasıymış. Şirin Kasabanın hemen bütün halkı balıkçılık ile geçinirmiş. Pung-Çiyang’ın balıkçı kahvesinde bir sabah, nerden geldiği belli olmayan bir kedi yavrusu miyavlamaya başlamış. İhtiyar Pung, sıska kedi yavrusunun mavi gözlerine vurulmuş ve çırağına bu kedinin adı “Çung-Ban” olsun ve ona iyi bakmasını salık vermis. Çung-ban kısa zamanda bütün müşterilerin sevgilisi olmuş. Ama kötü bir huyu vardı, Hırsızlık…Aşağı yukarı her kedi hırsızdı. Ama Çung-ban gibisi yoktu, daha altı aylıkken bile bütün komşular şikayete başladı. Her sabah, daha gün ağarmadan bir memur gibi vazifesine çıkar, öğlene kadar bütün mahalleyi talan ederdi. Girmediği mutfak, karıştırmadığı dolap yoktu. Ocakta kaynayan tencerenin kapağını açıp, içinen sıcak sıcak bir parka balığı çalmadığı olmazdı. Çung-ban’I bütün zararına, hırsızlığına ragmen herkes severdi. Çünkü, o kadar kurnazca hırsızlık yapıyordu ki, halk, onun zararlarını ve hırsızlıklarını muziplik diye karşılarlardı. Bugün Pung Amca’nın kahvesinde bir müşterinin kese kağıdı içerisindeki balıklarını hiç farkettirmeden alttan açtığı ufacık bir delikten öyle güzel çalmış ki müşteri kese kağıdını ancak içine bakınca içinin boş olduğunu anlayabilmiş. Çung’un bu kadar kalabalık müşteriden hiçbiri farkına varmadan balıkları götürmüş herkesi şaşırtmış.

Çung’un hırsızlıktaki maharetinin bu kadar takdir edilmesinin önemli bir sebebi varmdı. Kung-su kasabasında hırsızlık etmeyen insanın on paralık değeri yokmuş. Çalmak ayıp değildi. Ayıp olan çalarken yakalanmaktı. Çalarken yakalanana herkes beceriksiz, rezil gözüyle bakardı. O kadar ki, hırsızlık yapmayan erkeğe, karısını geçindiremez diye kız vermezlerdi. Kung-su kasabasının sembolü haline gelen Çung, yıldan yıla efsanevi bir yaratık oldu. Kocalarına akşam yemeğini yetiştiremeyen geveze kadınlar, hırsız Çung’u bahane ederler, -Ne yapayım? Balığı ocaktan Çung çaldı!.. derlerdi.

Bir sabah, Çung’un cesedini yüksek bir duvarın dibinde buldular. Çung, vazife başınad ruhunu teslim etmişti. Bütük kasaba halkı, göz yaşı döktü, matem tutu. Çung’a büyük bir cenaze töreni yapıldı. Çocuk, genç, yaşlı mezarı başında toplandılar…Çung’un ardından kasabayı birt sesszilik aldı. Ama iki ay sonra bir mucize oldu. Zavallı Çung’un mezarı üstünde büyük bir bina yükseldi: Vergi Dairesi..Kung-su kasabası halkı, birbirlerine vergi dairesini gösterip, -Çung’un ruhu Hortladı!..dediler”

Kaynak: www.maliye.gov.ct.tr , “Memleketten Hikayeler” Aziz Nesin

Bir cevap yazın