Don Kişot Halk ve Düşmanı Yel Değirmenleri

Yazar Cervantes’in Don Kişot hikayesini okuyanların hatırlayacağı üzere Alonso Quixana karakteri çok fazla şövalyelik kitabı okumuş, yaşını almış bir ispanyol centilmeniydi. Kendini şövalye ilan edip yollara düşen, olmayan düşmanlara savaş ilan eden, olmayan prenseslerle aşklar yaşaması üzerine kurulu güzel bir hikayenin kahramanı. Hikayenin diğer kahramanı Sanço Panza ise Don Kişot’un kendisine vaad ettiği “bir adanın valiliği” işi uğruna ailesini terkedip efendisinin peşinden giden ama amacı elde edeceği servet ile kızını aristokrat biriyle evlendirmek olan basit bir köylü karakter. Biraz günümüzde yaşadığımız sanrılar karşısında bizi anımsatıyorlar. Bugünlerde karşımıza biraz da medyanın kolaycılığı ile çeşitli düşmanlar çıkıyor. Trafik ve enflasyon canavarı, emperyalist güçler, devlet, özel sektör, düşman ülkeler gibi sanal karakterler karşımıza düşman olarak sunulurken hiçbirimiz ne yazık ki bu karakterlerin gerçek olmadığını herhangi bir insan ismi yaz(a)madıkları için bizim önümüze sunulduklarını unutuyoruz. Bütün başımıza bela olan herşeyin aslında belli bir insan veya insanların yaptıklarının sonucu olduğunu unutuyoruz. Trafik canavarı diye bir varlık yok yollarda gezip tuzaklar kurup insanları yiyen veya öldüren. Devlet diye bir varlık yok. Yöneten siyasiler ve idareciler var ki canlı kanlı varlıklar. Emperyalist güç diye bir örgüt mü var? Kimdir bunlar diye sorsam isim sayabilir misiniz?
Örnek mi? Honduras’ın ünlü çevreci aktivisti Berta Cacares, (büyük ihtimal uzun süredir kurulması planlanan bir baraja karşı savaştığı şirket tarafından) Mart ayı başında öldürüldü. Belki bunun için diyebiliriz: Onun katili bu baraj şirketi, yayılmacı ve çevre düşmanıdır. Ama bu şirket uluslararası bir örgütün üyesidir diyemezsiniz. Tek başına yaptığı işten kar elde etmek için herşeyi yapan bir şirket bu. Ama dünyayı yok etmek, Hondurası ele geçirmek değil amacı. Aynı trafikte kazaya ve ölüme neden olan Ahmet, Mehmet veya Ayşe’nin amacının trafikte insan öldürmek olmadığı gibi. Peki bu tip olaylar olduğunda manşetlere baktığınızda isimler yerine her zaman nedense genelleme ile işi sulandırıp hayali bir takım varlıklara yönlendirmek çok saçma değil mi? Böyle yaptığımız sürece problemin esas kaynağını asla göremeyiz. Devleti batıran masraflar değil masrafları çıkaran idareci veya siyasi Ahmet, Mehmet veya bilmem kim beydir. Özel sermaye diye bir varlıkta yoktur. Düğme satan Mehmet abi ile Milyar dolarlık iş yapıp vergi ödemeyen Ahmet bey de özel sermaye. İkisinden hangisi sizce özel sektör denen kötü karakter? Suçlunun kim olduğunu bilmeden bir genel isim ile işin içinden kurtulmak çok kolay. Ha suçlunun kim olduğunu bilmiyorsan da öğrenmek için talep etmemek, araştırmamak bizim suçumuz. Hayali düşmanın değil. Belki sorunumuz psikolojik.
Diğer bir hatamız ise yaptıklarımızdan sorumluluk hissedememiz. 1963 yılındaki meşhur Milgram deneyindeki gibi belki biz verilen emirlere itaat edince sorumluluk hissetmemeyi öğrendik. Hatalarımızdan vicdanen rahatız. Nasıl olsa bize bu işi şu kişi emretti biz de yaptık veya şu kötü sistemden dolayı oldu olanlar. Önemli değil ne kadar zarar verdiğimiz. Herkes yapıyorsa doğrudur. Vicdanımızı her zaman rahatlatacak bir düşman veya kanalize edecek yol buluyoruz. Yani Don kişot olduk.

 

Kaynak: Cervantes “Don Quito I-II” eseri

Bir cevap yazın