4 Neden ile Kamu Maaşları Niçin Ödenemedi?

Mart ayı sonunda konuşulmaya başlanan kamu maaşlarının ödenip ödenemeyeceği söylentileri kamuda 4000 TL net ve üzeri alanlara %40 kesinti ile ödenmesi ile netleşmiş oldu. Çok absürd sayılabilecek bir yöntem ile yapılan bu ödeme (4,001 TL alan kişi ile 3,999 TL alan arasında aniden fark net 1,599 TL oldu: sebep ise aralarındaki 2 TL fark) KKTC’de maliyenin ne durumda olduğunu tekrar hatırlattı. En büyük suçumuz sanırım unutkanlık. En yakın zaman olan Aralık 2015’te 13. Maaşların ödenmeme durumu çıktığında ilk işaret gelmişti ama Ocak ortasında ödenince hafızamızdan sildik. Devleti yönetenler bu sıkışıklığı gidermek için KKTC’deki özel bankalardan 1 aylık vadeler ile komisyon artı faiz ile borçlanmalara başladı. 1 aylık 1 aylık borçlanma ayrı bir hikaye ama sonuçta çözüm denemesiydi. Ama bütün bunların asıl nedeni daha derinlerde. Benim kısa sürede gözlemlerin ise özet olarak şunlar.
Birinci öncelikli neden bana göre hukuk sisteminin çalışmaması. Ne alakası var? Diyebilirsiniz ama adaletin olmadığı yerde kötü yönetimin cezası olmaz bu yüzden korkarak veya hesaplayarak hiçbir iş yapılmaz. Yaptığı yanlışın cezasını şahsen çekmeyen kişi cezanın bedelini halka ödettirir. Hukuk ise bunların önlenmesi için caydırıcı özelliği olmalıdır. Ama ne yazıkki bizde hukuk, eş-dost-tanıdık ve çıkar gruplarının arasında paylaşılan, bu grup dışındakilere ise cezalandırıcı bir hale getirildi. Hapiste sadece 6 tutuklu borcundan dolayı hapis yatıyor. 2001 yılındaki banka mudi krizinden kimse yok ve devleti soyan bir kişi bile yok. Siyasi hiç yok. Ama dava sayısına bakar isek dünya rekortmeniyiz (kişi başına düşen dava sayısı). İkinci neden, kamu tasarrufu nedir bilmememiz. Bir yerlerden para nasıl olsa buluruz mantığı ile önce rumdan kalanları paylaştık geri ödememek üzere, ardından TC’den gelenleri paylaştık. Daha sonraları AB’den gelen bir miktar hibe (259 Milyon Euro) parayı da aldık. Şimdi kavga TC vermeye devam etsin ama bişey istemesin. Kamu maliyesi ne yaptı peki bu süre içinde? Hiç! sadece masrafları çoğalttı. 2001 senesinde küçük bir kriz yaşamışız sabit fiyatlara göre. Kamu gelirleri düşmüş ama 2002 yılında TC’den yardım alıp çıkmışız. 2003’te ise emlak furyası başladı. Kamu maliyetleri ise düzenli uçuşlara geçmiş (enflasyon hariç iken hem de) 2006 sonuna kadar hiç durmamış. Sonrası sancılar başlamış ve bugünlere maliyetlerde çok ufak bir daralma ile gelmişiz. 2015 ve 2016 yılında 3 tane yurtdışı temsilciliği açacak kadar hesapsız yaşamışız. Üçüncü neden ise kamu gelir toplamayı beceremiyor. Banka mevduatlarımız 1983-2001 senesine kadar 1 milyar Dolara ulaşamamış iken 2002 yılından itibaren düz duvara tırmanır şekilde fırlamış ve 6 milyar Dolara kadar ulaşmış (2013). Yani 6 kat artmış peki maliyenin gelirleri? Sabit fiyatlar ile en fazla sadece 2 katı olmuş (2001-2007). Vergiyi kdv ve diğer indirekt vergi artışları ile halka yayarken, özele vergi indirimleri (kurumlar vergisi indirimi, reklam giderleri muafiyeti…) layık görmüş.

Dördüncü neden ise çıkarlarımızın kölesi olmamız. Bireysel çıkarlarımız o kadar ağır basıyor ki sesimizi herhangi bir haksızlığa çıkarmak istemiyoruz. Yattığımız yerde fazla rahatız ki kafa yormak istemiyoruz, kendi küçük dünyamızda direkt çıkarlarımıza dokunulmadıkça uyuyacağız.

Kaynak: KKTC Maliye, DPÖ,

Bir cevap yazın