Panama belgelerinde KKTC niçin olamazdı?

Vergiler ve yasalar
1983-2014 arası vergi yasalarında değişimler

KKTC’de vergiler: Gelir vergisi yasası 1980’lerde 4 defa, 90lı yıllarda 10 defa, 2000’li yıllarda 10, 2010’dan bugüne 5 defa değişmiş. Kurumlar vergisi 11 defa değişmiş. En büyük değişiklikler 2000’li yıllarda (Vergi oranı liberal bir şekilde aniden %30’dan önce %15’e sonra %10’a düşürülmüş). KDV yasası 9 defa değişmiş en çok yine 2000’li yıllarda(2006-2008 arası 4 defa). “Taşınmaz mal vergisi” 1995’te çıkmış, 4 değişiklik görmüş hepsi 2006-2008 arası. 1992’de “Banka sigorta vergisi” çıkmış 3 değişiklik yılı 1998,2007 ve 2008. Özel iletişim vergisi 2007 yılında, “Şans oyunları hizmetleri yasası” 2007 yılında, vefat edenlerin beyan edilmeyen gelirleri yasası da 2007 yılında çıkmış ki bence en acı vergi sonuncusu: Ölenlerin kamuya olan borçlarının mirasçılarından tahsili. Sinekten yağ çıkarma dedikleri bu olsa gerek.
Bunları niye yazdım? Vergi, devletin sunduğu/sunacağı hizmetler için vatandaşlarından aldığı bedeldir. İki tiptir. Birincisi direkt vergiler (Gelir vergisi ve Kurumlar vergisi gibi) diğeri ise dolaylı vergiler (KDV, pul parası, harçlar, v.b). Devlet ilkini sizden direkt istediği için genelde kavga konusu olur ikinci tipi ise fark ettirmeden aldığı için çok şikâyet konusu olmaz. Bu ikisinin oranının 1’e eşit olması idealdir. 1982 yılından 2001 yılına kadar bu oran bizde hep 1’in biraz üstünde (direkt vergiler fazla) gitmiş sonrasında ise ters dönmüş, 2005-2008 arası ise oran ortalama 0.67’e kadar düşmüş (dolaylı vergiler fazla ki bu değişimin başlama sebebi elbette kurumlar vergisinde 2003 ve 2004 yıllarında yapılan özel sermaye yanlısı sert düşürmeler). 2014 senesindeki oranımız ise 0.77. 1982-2014 arası vergiler hiç enflasyon olmasa bile 8 kat artmış görünüyor. Belki devlet olmanın gerekliliği vergi toplamak ama sıradan vatandaş için işler hiç iyi gitmiyor özellikle 2005-2008 arasındaki vergilerdeki değişimi en çok onlar hissediyor.

Panama belgeleri bildiğiniz gibi bazı ülkelerin vatandaşlarının devletlerinden vergi kaçırmak için off-shore şirketlere para aktarması ile ilgili. Bizde buna ihtiyaç duyan var mı sizce? Kesinlikle yok. Vergi yasalarındaki değişimleri okuyunca insanın siyasilerden kuşkulanmaması çok zor. Garip kelime değiştirmeleri, sürelerde oynamalar (10 yıl olan bir süreyi 7 yıl yada 4 yıl gibi anlamsız sürelere değiştirme) yada tanımların içine eklenen alakasız başlıklar gibi. Zaten devlet kurumlar vergisi oranında özel sermaye yanlısı olmuş, niye özel sektör para kaçırsın? Para kaçırmak isteyen artık sıradan vatandaş. Gidip off-shore şirket açamayan basit vatandaş ise kaçak mal getirme, faturasız alışveriş, seyrüsefersiz ehliyetsiz araç kullanma ve akrabasının mirasını ret etme (kamu borcu var ise) gibi acı yollara başvurur. Gelir dağılımını düzenleyecek olan devlet gelir dağılımını bozamaya çabalıyor. Gelişmiş ülkelerde özellikle İskandinav ülkelerinde gelir dağılımı bozukluğu çok olsa bile vergiler sonrası gelir dağılımı düzeliyor. Örneğin Danimarka ve İsveç vergi öncesi gelir dağılımı eşitsizliğini sosyal transferler ve yardımlar ile bayağı dengeliyor (OECD verileri). Bizde ise öyle bir uğraş olduğunu görmüyorum. Tam tersine 2010-2015 arası sosyal transferler aşırı kısılır iken (reel azalış %14.5!) Direkt vergilerde artış %7 iken Dolaylı vergiler KDV ve Fiyat istikrar fonu reel artışı 5 katı olan %32 civarında. Hepsinin özetini yazıp bitireyim: 2000’li yıllardan sonra sosyal devletim diyerek sıradan vatandaşa fena asılan ama özeli koruyan bir devletimiz var. Bu şekilde Gelir dağılımı bozulması kaçınılmaz

Kaynaklar: KKTC Maliye, DPÖ, OECD verisi, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Birliği

Bir cevap yazın