Dünyaya karşı KKTC!

Para arzı konusunda geçen hafta yazmış olduğum yazıyı bu hafta biraz daha uluslararası durum ile irdeleyelim istedim. Dünyadaki Toplam zenginlik miktarı 263 Trilyon Dolar (Ekim 2015-Credit Suisse raporu). Bunun 80 trilyon Doları parasal varlıklardan(M3) oluşmakta. Borçlara gelince 2015 itibari ile Dünya toplam borcu yaklaşık 199 Trilyon Dolar ABD Doları. Kamu borcu miktarı ise 58,7 Trilyon Dolar. Yani Kamu borçlarının dünyadaki bütün parasal varlıklara oranı %73 civarı.

Türkiye’deki durum ise kamu borç toplamı toplam piyasadaki para miktarının %60 ile ödenebiliyor. Güney Kıbrıs’ın borcu karşılama oranı %78. En büyük borç/GSYİH rakamına sahip ülke Japonya için bile bu oran %77.

KKTC’nin kamu borcu yaklaşık 5,65 Milyar Dolar (2015). Toplam zenginlik miktarımız ile ilgili bir çalışma yok ama geniş tanımlı para toplamımız 5,3 Milyar Dolar. Kamu borcumuz çoktan toplam para miktarımızı aşmış. Bizim oranımız %107 civarı. Bankaların sağladığı toplam kredi miktarımız 12,5 Milyar TL yani 4,4 Milyar Dolar civarı. Bu rakamları size nasıl özetleyebilirim bir bakalım.

Öncelikle Dünyadaki toplam varlıkların değerinin 2020 yılında 345 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Sonuçta Dolar cinsinden senelik %6,5 fiyatlarda artış olacak gibi düşünebilirsiniz. Dünyaya uzaydan yeni mallar gelmediğine göre içerideki malların değer kazanması ile bu mümkün. Yani üretim ve enflasyondaki artış bu fiyatları yukarı itiyor.

Bunları yeni fiyatlarla nasıl satın alacak peki insanlar? Alamayacak durumda olanlar ellerindeki satacak ya da almayacak. Elinde mal olanlar ya malların değerini artıracak bir şekilde ya da zararına elden çıkaracak ki açığı kapatabilsin. Alabilecek durumda olanlar gelirlerini artırmak zorunda hissedecekler çünkü eskisi kadar istediklerini alamayacaklar. Devletlerin çözümü ise kısa yol olarak para basmaktır. Para hacmini artırmak ile borçlarını çevirmeyi, piyasaya para bolluğu yaratmayı ancak bu şekilde yapabiliyor. Ya da halk tarafından sevilmeyen yöntemler olan kemer sıkma, tahsilatlarını artırma, yeni gelir kaynakları bulmayı deneyecek. Bizim durumumuz dünyaya göre çok vahim diyebilirim. İlk akla gelen yöntem para basma bizim için mümkün değil. İkinci seçenek olan halk düşmanı görülen yukarıda saydığım yöntemleri de uygulayacak politik parti kendi kendinin idamını hazırlar. Özellikle bizim gibi kamu sektörü neredeyse bütün ülkenin büyüklüğüne ulaştığı bir ülkede.

Peki şikayet kolay ama ne yapılabilir? En öncelikli olarak kendimizi olduğumuzdan daha büyük gösteren siyasi söylem ve ideolojilerden arınmalıyız. Ne Türkiye’ye sürekli muhtaç ne de Güney Kıbrıs’a yamalanmaya uğraşmalıyız. Her ikisi de günü geldiğinde tokat indirebilir. Bugüne kadar çalışmadan, üretmeden zengin yaratmış bir milletiz. Ganimet mallarla ve TC hibe, kredileri ile ithalatı finanse ettik. En büyük firmalarımız ithalat firmaları olduydu. Şimdi de üniversite öğrencileri ile emlak sektörünü ve eğlence sektörünü geliştiriyoruz. Yani hep dışa bağımlıyız. Hangi tarafa yamalanmaya çalışırsak çalışalım bizim gibi üretmekten aciz bir toplum tokada mahkûmdur. Üretim ne türlü olursa olsun desteklenmeli ama gelişmesi için takip edilmeli. “Ver hibeyi, teşviki 2 sene sonra vursun kilidi kapatsın yedikleri yanına kalsın” ile olmaz. Bir etrafınıza bakın kaç tane tanıdık yerli marka var. Ya da bu bildiğiniz yerli markaların ambalajına veya işyeri tabelasına bakın. Genelde dikkatsiz, özensiz veya kaliteden yoksundur. Buna bile özen göstermiyoruz. Niye bizim yerliyi alsın bir yabancı sizce?

Kaynak: Ulusal Borç saatleri, Küresel Borçlar Economist, Credit-Suisse, TC Merkez Bankası, KKTC Merkez Bankası, Ekonomik Protokol KKTC-TC

Bir cevap yazın