Seyrüsefer yerine akaryakıt vergisi mi? Gülerken ağlarım!

Hükümetin seyrüsefer harcını tahsil etmekte sorun yaşandığı gerekçesi ile akaryakıt tüketimi üzerinden vergiyi tahsil etme girişimi benim gözümde büyük bir yanlıştır. Sanırım olayın iki yüzü var. Birincisi bu tip bir öneriyi ilk gördüğüm yer olan Motorlu Araç Satıcılar ve İthalatçılar Birliği (MASİB) Başkanı İbrahim Akın’ın 28 Ocak 2016 tarihli Havadis gazetesindeki haberidir. İbrahim bey diyor ki devlet seyrüsefer harcını 2015 senesinde ödemeyen 25,576 araç yüzünden büyük zarardadır ve sadece 80 milyon 316 bin TL gelir sağlayabilmiştir. Basit bir oran kurarsak %77’si ödenmiş iken 80 milyon TL elde eden devlet en iyi ihtimal 104 milyon TL elde edebilir (ki bence aracının seyrüseferini ödemeyenlerin genelde düşük değerde araş kullandığını bu yüzden toplanan harçların ortalamasından daha az gelir elde edilebilir).

Bir de bu araçların ilk defa mı seyrüsefer ödemediği meçhul. Ödemelerini aksatmaya daha önceden başlamışsa belki de kayıttan düşmesi yaklaşan araçlardan olacaktır. Sonra seyrüsefer yerine akaryakıttan vergi alınsın önerisini getiriyor! (hani şu an hükümetin önerdiği 🙂 yeni vergi yöntemi) ve nasıl bir hesap yapmışsa diyor ki devlet 130 milyon TL gelir elde etmeyi de beklemesin ve 90-100 milyon TL gelir elde etmeyi düşünsün. Yani eski sistemin 104 milyonluk geliri altında bir rakam gelir beklesin. Şimdi bu öneriyi yapanlar devletin gelirlerini artırmak için mi bu öneriyi getirdi bir bakalım.

Şu an galericiler ne yapıyor? Ya yeni araç getiriyor ve satıyor yada elindeki ikinci el araçları satmaya çalışıyor. İlk yaptığı iş, aracı sattığı anda ödenmesi gereken ilk kayıt ve seyrüsefer ücretine neden oluyor. Seyrüsefer ödemeyelim ve 300-500 Tl gibi bir para ödemeye razıyız diyor bir defalığına. Soru 1: Yeni kayıt olacak kaç araba var ki seyrüseferi bu aralığa düşer de devlet zarar etmeyecek bu öneri ile? Lüks arabaların (BMW, Mercedes…) veya şimdi sistemdeki en pahalı seyrüsefer harçlı arabalar olan jeep tarzı (range rover, porsche cayenne v.b.) için de mi aynı parayı ödemeye razıdırlar? Devlet bence teşekkür etmeli cebindeki para ağırlığından kurtaracakları için.

İkinci iddiası ki en çok bu manüpülasyon kokuyor, dünyada seyrüsefer uygulaması sadece Güney Kıbrıs, KKTC ve İngiltere’de olduğunu ve çağ dışı bir uygulama olduğunu söylüyor. Ben de sadece ayıp diyorum. Çeşitli isimlerle söylense de dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde (ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Avustralya, Japonya, Hong Kong, Brezilya, Belçika, Lüksemburg (ki vergi cennetidir) v.b.) uygulanan (ülkeler listesi ve uygulamalar burada)  bu vergi toplama yöntemini çağ dışı diye KKTC’den biri nitelemesi absürd ve ötesi. İkinci işleri olan galeride duran ikinci el araç satımı esas amaçları gibi duruyor. Çünkü bu araçlar uzun süre galeride oturduğu için seyrüseferleri ödemeye gerek duymayan galericiler satılacakları zaman yüklü seyrüsefer ödemek istemiyorlar. Kısaca benden çıksın da nasıl öderse ödesin alan mantalitesi var. Bütün konu bu. Devleti rahatlatmak değil, galericilerin korkunç miktarda ithal ettiği araçları ile ülkeyi araba mezarlığına çevirdiği yetmemiş daha da getirebilmek (ki ülkenin en büyük döviz kaybı araba ithallerindendir) ve zararlarını devlete aktarmak yani halka ötelemek istemekleridir. Devletin ve halkın hiçbir kazancı yoktur bu işte.

Olayın ikinci yüzü olan devlet tarafı ise tahsil edemedeği araç kayıt bedellerini spesifik suçlu olandan değil her zamanki gibi sıradan vatandaştan çıkarmaya yöneldi. Bunun tahsilatını yapan mı çalıyor? (daha önce 100 binlerce lirayı çalan memur olayı) yoksa çıkarmayanı sıkı denetlemeyen polis mi suçlu? Şimdi size sorarım, en çok benzin tüketen kim? Hergün işine gitmek için başka köy ve şehirlerden işe gidenler mi yoksa haftasonları spor lüks arabası ile 1-2 tur atan mı? Siz inanıyor musunuz senelik en çok benzinin lüks cipler tarafından tüketildiğine? tek başına o aracın (şimdiki seyrüseferi 2000-4000 TL) harcadığı benzinden daha azını mı 4 kapılı japon araba (şimdiki seyrüseferi 300-500 TL) ile köyden lefkoşaya yada girneye işe giden bir kişinin harcadığına? Kimler uzak mesafeleri kullanırlar işlerine gider iken? Lüks yaşam süren mi yoksa iş için başka şehirlere gitmesi gereken sıradan hatta maddi sıkıntıda ki vatandaş mı? Bu bir manüpülasyondur. Birilerini rahatlatma için kolaya kaçıp halkın sezmeyeceği dolaylı vergiler yöntemidir. Bu konudaki oranımız (direkt/indirekt vergi oranı) utanç duyulacak şekilde 2004 senesinden beri sıradan halkın aleyhine dönmüştür. Direkt suçludan almak yerine onun payını herkesten çıkarmak resmen saf yerine konulmaktır. Benden söylemesi.

5 thoughts on “Seyrüsefer yerine akaryakıt vergisi mi? Gülerken ağlarım!

  • 20/05/2016 tarihinde, saat 23:37
    Permalink

    İşte bilimsel inceleme… peki ağaç motoru, tekne ya jeneratöre alınan yakıt ? Onlardamı seyrüsefer ödeycek ?

  • 21/05/2016 tarihinde, saat 02:30
    Permalink

    Aracın değeriyle yada kilosuyla yol kullanma hakkı yani seyr-ü sefer vergisi arasına ne gibi bir ilişki var?

    arabam altın kaplı olursa yolda herhangi bir japon arabasından ne gibi bir avantajı var ki daha fazla kullanım hakkı ödesin?

    haftada 1-2 tur atan biri yolu günde 3-4 kez kullanıp aşındıran tahrip eden arabadan neden daha fazla para ödesin?

    eğer hergün araba sürüp de onu karşılayamaycak bir gürüh varsa zaten toplu taşıma kullanması gerekmez mi?

    sizin de bu noktada sorgulaycağınız komünist mantığıyla değeri fazla araç yol vergisini de fazla versin yaklaşımı yerine toplanan bu paralar nereye gidiyor, neden yolları veya toplu taşımaları iyileştirmek için kullanılmıyor olmalıdır.

    diğer ülkelerde de bu vergi farklı isimlerle alınıyor dediniz evet doğrudur ab’de emisyon üzerinden alınır yani yolları kullanarak çevreyi ne kadar kirlettiğiyle, aracın değeriyle yada kilosuyla değil. açın bakın bir porsche ne kadar “road tax” veriyormuş, bir japon kadar nerdeyse.

    • 23/05/2016 tarihinde, saat 08:30
      Permalink

      Salih bey selamlar, yorumunuzu okudum. Aracın değeri yerine yol kullanımı esasına göre bu verginin alınması gerektiği esasına dayanan bir görüş söylemişsiniz. Bende aynısını düşündüm ama daha sonra biraz araştırınca durumun öyle olmadığını görebildik. Öncelikle İngiltere’de 1937 yılından beri yol vergisi ile devletin yola yaptığı masraf arasındaki ilişki kaldırılmış ve yol vergisinin “genel vergi” gibi değerlendirilmesi başlamıştır ( Harrabin, Roger (15 August 2013). “The BBC explains “Road Tax””. BBC.co.uk. Retrieved 15 August 2013.) Yani bu verginin yol kullanımı ile direkt bağlantısı kalmamıştır. KKTC gibi fakir bir ülke (borç: 4,5 milyar USD-gelir: 500 milyon USD) hiçbir zaman yolların onarımı için bu parayı kullanmamıştır. İdeal tabiki o ama öyle bir durum yok. Yani bu vergi kısaca biraz varlığın değerine bağlı. Kullanan ödesin derseniz bu durumda devlet size dese evin yanarsa itfaiyenin maaşlarını sen ödeyeceksin yada malınız çalınırsa polisi çağırdığında o ay maaşlarını siz ödeyeceksiniz kabul eder misiniz? Yolu yaparken devlet sizden para istedi mi? yada evinizin önünden geçen yolu siz mi ödediniz de devlet evinizin önünden yol geçirdi. Bunların parası genel vergiler ile sağlanır kamu yararı için kullanılması beklenir. Çok kazanandan çok az kazanandan az alınması esasına göre aracının değeri yada çevreye verdiği zarara göre bir kıstas belirleyip bu parayı bir şekilde tahsil etmeye çalışması gerekmez mi? Porsche’nin yol vergisi kısmına yorumum ise İngiltere’de tax bandı sözkonusu aracın 2015 model için (band K Kaynak: parkers.co.uk) ilk yıl için 650 pound sonraki yıllar 295 pound. Japon arabası için bizde en popüler olanlardan toyota auris 1.6 motor için ilk yıl 130 pound sonraki yıllar 130 pound şeklinde. 1,2 motor alırsanız bu miktar ilk yıl 0 pound sonraki yıllar 33 pound oluyor.

      • 01/06/2016 tarihinde, saat 11:39
        Permalink

        Merhaba,
        Seyrüsefer vergisinin yol için kullanılmaması bir yanlış fakat uzun süredir bu yanlış süregelmişse bu onu bir doğru yapmaz.
        İtfayeden yada polisten örnekler vermişsiniz ki onların vergisini zaten farklı kalemlerden vermekteyiz ve o tüm sosyal olanaklarla birlikte düşünmek gerekir. Başlı başına ayrı bir vaka konusu.

        Çok kazanandan çok, az kazanandan az almak tabiki bir çözüm olabilir fakat bunu oranlı bir sistem üzerinden yapmak gerekir. Çok kazanmayı (dolaylı olarak çok çalışmayı) cezalandırmamak gerekir, sonuçta herhalde komunist bir yapıda yaşamıyoruz.
        Porsche’nin yol vergisi ingilterede değerine göre değil, aracın emisyonlarına göre belirlenir. Kaynak aldığınız model hangisi bilmem ama Cayenne E-Hybrid modeli İngiltere başlangıç fiyatı 65,000£ civarında olmasına rağmen ve Road Tax 0 (Sıfır)’dır. Zaten kendi verdiğiniz 1.6lt motorlu Auris örneğinde de emisyonundan ötürü £130 vermektedir, aracın değerinden değil.

        Tamamen atladığınız nokta ise tüm bu araçlar adaya geldiği anda çeşitli fonlar (gümrük yerine) ve vergiler ile zaten vergilendirilmektedir. Ve o noktada araç değerinin iki katına yakın vergi verildiği durumlar oluşmaktadır. Keza fon ve vergi kalemleri tamamen CIF kıymet üzerinden olduğu gibi motor hacmi hatta aracın 3. bir ülkeden gelmesine kadar çok adaletsiz ve yüksek oranda vergi uygulaması mevcuttur.
        Hade lüks yaşama vergi uygulayacağız bunu kabul ettik ve araç alınırken değeri(!) oranında vergi verildi, peki aracı kullanırken neden yine yüksek oranda (kiloyla) vergi veriliyor? Adil, eşit ve sosyal (!) devlet anlayışı nerede?

        Kamunun içinde bulunduğu ağır borç batağı ve çok ağır personel yapısının bedelini halktan ilave ve uydurma! vergilerle çıkarmaya-günü kurtarmaya çalışmak esas bu ülke için yapılan en büyük hainliklerden biridir, kendi bindiği dalı kesmektir.

        • 02/06/2016 tarihinde, saat 12:40
          Permalink

          Selamlar, yorumlarınız için teşekkürler.Araba örneklerimizde (İngiltere) için olan da ben tax bandı diye yazdığım sizin de bildiğiniz gibi emisyona göre olan banddır. Ben başka birşeyden alınan bir vergi diye yazmadım. Verdiğiniz hybridörneği ise extreme bir araç çeşidinin vergisidir. Araç ülkeye girerken uygulanan vergiler (registration+customs v.b) neredeyse her ülkede var ve değişen oranlarda alınmaktadır. Norveçte liste fiyatının %100’ü iken örneğin Malta’da %43 civarıdır. Çeşitli formüller ile (Emisyon grubu, kilosu, gücü, değeri gibi faktörler ile her ülke kendine göre hesaplıyor) hesaplanır. Araç ve yakıttan ayrı ayrı vergi alınması için yaptığım araştırma sonucunda çok rahat söyleyebilirim ki. tek başına bir tanesini alan gelişmiş ülke ben bulamadım. Buna en yakın Fransa’dır ama o da wealth tax uygulaması ile sahip olunanlardan extra vergi alıyor ki bizde bu uygulama yok. İkinci en yakın ülke ABD ki onda da lisans(plaka) parası alıyorlar Eyaletler arasında değişse de 20-100 USD arasıdır. Bunların dışında orada da property tax alınır (araç değerinin her 1000 USD’lik payı için) Geri kalan AB ülkelerinde çeşitli isimler ile circulation tax, Bolle, IVTM, Motor tax, Green tax… adı atında aracın beygir veya emisyon veya ağırlığına göre alınıyor. (http://ec.europa.eu/taxation_customs/tedb/taxSearch.html eğer vergileri aramak istersiniz) Avustralya İngilteredeki gibi motor vehicle tax alır (REGO ismi) Türkiye’de de Güney KIBRIS’ta da, MALTA’da da izlanda da, İrlanda da bu vergi var üstüne yakıttan alınan (road fuel excise tax) vergi var (http://www.eea.europa.eu/data-and-maps/daviz/road-fuel-excise-duties#tab-chart_1) Eğer devletler vergi almazsa daha önce bahsettiğimiz polis, itfaiye gibi hizmetleri ne ile sağlar? AB, ABD, JAponya, Avustralya ve bir sürü ülke bu vergiyi alırken bizim ne ayrıcalığımız var ki? Türkiye’de 30 at arabadan alınan senelik vergi 8,828 TL. 40 attan alınan 22,716 TL. 13 attan alınan 623 TL. Girişte fazla vergi alıyor diyoruz ama bu devlet vergi toplamayı becermez elindekini de havaya kaybedecek. Bu konuda makaleler için https://scholar.google.com/scholar?hl=en&q=fuel+tax&btnG=&as_sdt=1%2C5&as_sdtp= Bir de TEPAV’ın akaryakıt tüketim tablosu var bizim ülkedeki arabaların harcamaları ile ilgili. Toplam Tüketimimiz yak. 209 milyon LT. Eğer akaryakıta 20 kuruş eklerse devlet 40 Milyon TL toplar. 40 kuruş eklerse ki LT’si 4 TL olur, 80 milyon TL toplar. Yani bugün eksik topladığı seyrüseferden bile az. Amç neydi? Devlet vergi mi toplayamıyor yoksa seyrüseferi çok olan araç sahiplerini mutlu etmek mi? Eğer ikinci seçenek ise komple vazgeçsin vergiden ve akaryakıt artışından herkes mutlu olsun bari.

Bir cevap yazın