Para nın Gücü ve Siyaset

Paranın günümüzdeki en kısa tanımı bir çeşit borç senedi olmasıdır. Parayı basan devletin, bu borç senedini elinde tutana üzerinde yazan değer karşılığı bir ürün veya hizmet vermesi beklenir. Devletlerin en klasik ödeme birimi Altın cinsinden ödemedir. Bu altın cinsinden ödeme bugün artık neredeyse vazgeçilmiş. Sebebi ise devletlerin savaşlarını veya ekonomiyi finanse etmek için para basma işini çok hızlandırması. Ve ellerinde bastıkların paranın karşılığı kadar altın artık tutamamaları. Ne kadar çok para basarsanız devletinizin para birimi o kadar değersiz bir borç senedi haline gelir. Çünkü o paranın karşılığında devletin size verebilecek kadar değerli mal stoku yok. Kendi vatandaşlarının günlük alışverişlerinde bu borç senetlerini birbirleriyle takas etmesi o ülke için ekonominin çalışmasını kolaylaştırır.

Yabancı ülkeler ise o ülke ile alışverişlerinde kullanmak için kendi paralarını o ülkenin parası ile takasa sokması bildiğimiz döviz kurlarını oluşturur. Ülkenin parasının diğer ülkelerinkine göre daha değerli olması o ülkenin bu tip bir borç senedini ödeme ihtimalinin daha yüksek olmasındandır veya algının öyle olmasıdır. Örneğin Türk Lirası, Amerikan Dolarına karşı neredeyse her zaman değer kaybetmiştir. 1950 yılı başında bir Dolar 2.83 TL (Bir pound ise 2,85 Dolardı) iken bugün 3 TL ediyor ama Türk lirasından 2004 senesinde 6 sıfır silindikten sonra! Yani Türk lirası dolara karşı 1 milyon kattan fazla değer kaybetmiş. Bu kadar değer kaybetme elbette ülke içindeki fiyatlara da direkt yansıyor. Yabancının sizin para birimine olan güveni kısaca devletinizin onu ödeme ihtimalinin yüksekliği biz vatandaşların hayatını direkt etkiliyor.

Son zamanlarda Türk lirasının eskisine göre görece güçlü görünümü ABD, AB ve Japonya’nın 2007 krizi sonrası para basma işini rekor düzeylere çıkarmasıdır. (100 yılda 1.5 trilyon Dolar basan ABD, 8 sene içinde fazladan 2 trilyon Dolar! daha basmış). Türkiye’de para basmaya devam ettiği için bir çeşit sabitleme yaşanmış ve ekonomik başarı diye görünmesinin bir nedeni olmuştur. 2007 krizi sonrası ABD Merkez bankası varlıklarını 4.5 kat artırmış, AB Merkez bankası 3 kat artırmış, Japonya ise 4 kat civarı artırmış. TCMB ise aynı dönemde varlıklarını yaklaşık 5 kat artırmış. Yani Türk lirasının dolara karşı 2.5 kat değer kaybetmesinin sebebi belki de bu.

2007 Krizi sonrası merkez bankaları
2007 Krizi sonrası merkez bankaları

Bütün bu anlattıklarımı geçtiğimiz hafta Türkiye’de yaşanan üzücü darbe girişimine bağlayacak olursam, darbenin ilk dakikalarında uluslararası döviz piyasalarında Türk lirası ani değer kaybı yaşadı. Saat 22-23 arası %2 değer kaybı, saat 23-24 arası %4 değer kaybı yaşayan Türk Lirası gece yarısından sonra %2.5 civarı değer kazanarak 2 saat içindeki kayıplarının yarısını silmiş. Gece herkes gibi ben de hem haberleri hem de biraz piyasanın tepkisini izler iken bu ani geri dönüşü gördüğümde piyasanın bizim duymadığımız bilmediğimiz bir haberi aldığını anladım. O saatten sonra darbenin başarısız olacağını düşündüm. Darbe başarılı olacak olsa idi belirsizlik ve güvensizlik ortamı olacağı için Türk devletinin borçlarını/yükümlülüklerini yerine getirmesi tehlikede olacaktı ama yabancılar Türk lirasına uluslararası piyasalarda durduğu yerde aniden tekrar güvenmeye başladıysa demek ki bir şeyler istedikleri gibi oluyordu. Bunu gördükten sonra bu haberi sosyal medyada paylaşıp uyumaya gittim. Çünkü hayatım biraz daha karmaşıklaşsa da ekonominin aktörleri güven hâlen var diyorlardı.

Döviz kurları üzerindeki etkisiyle Darbe zamanı haberleri
Döviz kurları üzerindeki etkisiyle Darbe zamanı haberleri

Kaynaklar: Al Jazeera, FED, DailyFX, TCMB

Bir cevap yazın