Marshall Planı ve Kıbrıs Cumhuriyeti

İkinci Dünya harbinin bitmesinden sonra büyük yıkım görmüş olan Avrupa, doğu ve batı diye Almanya’nın ortasından ikiye bölünmüş bir haldeydi. Doğu cephesi, 19 Ağustos 1944’te Sovyetlerin “Bagration operasyonu” ile doğu Polonya’dan başlayıp savaş sonu olan 9 Mayıs 1945’te doğu Berlin’i tamamen işgal etmesiyle şekil almıştı. Stalin ve Eisenhower arasındaki askeri rekabetin de fiziki son noktası olmuştu. Komünizmin yayılmasını tehdit olarak gören ABD, yıkılmış batı Avrupa’yı Fransa’nın önderliğinde yeniden güçlendirmek ve ekonomik olarak sağlam bir yapıya kavuşması için 8 Nisan 1948’de Marshall Planı adıyla bilinen asıl ismi “Avrupa toparlanma programı”nı devreye koyar.

Amacı kimine göre Avrupalı soydaşlarına yardım, kimine göre liberalizm fikrini yayıp komünizmin önüne geçmekti. Savaş sonrası ikiye bölünen Almanya’nın batısının da bu yardım programına dâhil edilmesi Fransa’nın ciddi itirazına neden olduysa da kendisine işlerin yürütülmesi sorumluluğunun verilmesi ile ikna olmuştu. Bugünkü değeri ile 120 Milyar Dolar yardım alan batı Avrupa ülkeleri, kömür ve çelik sanayisi ağırlıkta olmak üzere (ki bu konuda uzmanlaşmayı Doğu cephesine karşı gücünü koruyabilsin diye Batı Almanya’ya verilir) üretime, ticari kotaların karşılıklı azaltılması ile ticarete ve kültürel ortak projeler ile tek kimlik altında toplanmaya ağırlık vermişti. 1913-1950 arası kişi başı üretimi % 0.8 büyüyen Batı Avrupa, 1950-1970 arası %4.1 büyümeye ulaşarak bütün tarih boyunca en yüksek büyümesine ulaşır.

Dünya Bankası’nın eski bir raporunda bulduğumuz bazı veriler ise Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de dolaylı yoldan bu büyümeden nasibini aldığı yönünde. 1946 yılında hala tarımla ve şehirlerden uzak küçük köyler şeklinde yaşayan halk 1950 sonrası sıçrama yaşamış. İngiltere’nin askeri üst yapımı için adaya ciddi sermaye yollaması ile 1950-56 arası (bu dönemde 14 katına ulaşmış askeri harcamalar) ani büyüme gören ada, aşırı sermaye akışı yüzünden ciddi konut ve gıda enflasyonu da görür. 1950-1958 arası yaklaşık iki katına çıkan enflasyon ve ardından isyancılara (EOKA) karşı olan askeri harcamaların da aniden kesilmesi ile kısa bir süre ekonomik kriz yaşanır.

Kıbrıs Cumhuriyetinin(KC) ilanı ile değişen ekonomi, 1960-1970 arası en çok gelişen sektörler Emlakçılık, bankacılık, tarım ve üretim olur. 1967-1970 arası ani bir gelir artışı gören KC, bu dönemde net %7 (brüt %10) yıllık büyüme rakamları rekor düzeydedir. Dünya Bankası bunu Turizm (senelik %22 artış) ve tarım ürünlerinin güzel gelir rakamlarına bağlar. Ama o zamanki KC yönetiminin “bu şekilde 5-10 yıl daha büyümeye devam edeceğiz” tahminlerini kuşkuyla karşılamış. Su kıtlığı, neredeyse tükenen bakır ve ülkedeki siyasi belirsizliğin ekonomiyi etkileyebileceğini öngören banka, sanırım sonrasını doğru tahmin etmiş gibi. 1971’de %13 büyümeden sonra 1972’de % 6.9, 1973’de %2.6 büyüyebilen ekonomi 1974 savaşı ile eksi % (-)17 ve sonraki yıl eksi %(-)19 küçülme görür.


Marshall Planı’nın Kıbrıs ile olan bağı plandan en büyük payı alan İngiltere’nin biraz da Kıbrıs’a bu parayı aktarması ile büyüyen Kıbrıs ekonomisi, bütün batı Avrupa ile 1970’e kadar çok iyi büyür ama sonrasında bütün batı ekonomilerinin kötüleşmesi ile Kıbrıs’ta nasibini alır. Savaş ise tuz biber eker. İlginç olan noktalar ise, su kıtlığı o zamandan beri sorun olması, savaştan hemen önce en büyük turist merkezlerinin bugün bizde olan Girne, Magosa ve Lefkoşa olması (turistin %70) ve ne zaman bol para gelse emlakçılık ve bankacılığın gelişmesi. Tarihten ders almak gerekiyor sanırım.

Bir cevap yazın