Hawala; Türkiye ve KKTC’nin kaynağı belirsiz paraları

Hawala, ortaçağdan günümüze ulaşmış belki de en eski para transfer yöntemlerinden biridir. Günümüzde bankacılık sistemi dışında bir yerden bir yere para yollanacağında bankacılık sisteminin zaman alan ve yüksek komisyon masraflarından kaçınmak için kullanılıyor. En çok göçmen işçiler tarafından kullanıldığı söylense de kara para aklama işlerinde ve üstlerindeki mali ambargoları delmek için ülkeler tarafından bile kullanılıyor.

Sistem kısaca şu şekilde çalışıyor: Bir İranlı ABD’den ev almak istiyor diyelim. Ama İran’dan büyük miktarda para çıkarmak ciddi sorun. Bu yüzden İranlı, Hawala işlerinde uzmanlaşmış ama bu işi mağazacılık veya döviz bürosu maskesi altında yapan aracılara ulaşır. Bu aracıya ABD’de kime, ne kadar para ulaştırmak istediğini söyler. Aracı, ABD’deki ortağı olan aracıyı arayıp, miktar ve alıcının bilgilerini verir. ABD’de parayı alacak olan kişi kendisine genelde telefon ile ulaştırılan bir şifre ile ABD’deki aracının işyerine gider ve şifreyi sunar. Aracı kasasından istenen miktarı alıcıya verir. Bu işi yapan aracılar genelde %0.5-1.5 komisyona çalışıyorlar. Peki, ABD’deki aracı kasasından çıkan parayı yerine nasıl koyuyor?

Kasasından para eksilen aracı, İran’da onun adına tahsilatı yapan aracıdan ya karşılıklı yapılan aracılık işlerinin bakiyesi sıfırlanana kadar bu işi yapıyorlar(tersi durumda ABD’li İran’a para yollarsa gibi) veya Dubai/Çin’den şişirilmiş faturalar ile ikisi de karşılıklı iş yapıp aracı firmalar sayesinde “ticaret” adı altında transfer ediliyor.

Bir ülkeden kara para çıkarmak isteyen ve bankacılık sistemi üstünden yapıp yakalanmak istemeyenler de bu sistemi kullanıyor. En önemli kıstası karşılıklı güven olan bu sistem ile başı belada olan Batı ülkeleri, neredeyse bu sisteme savaş açmış durumda. Özellikle 11 Eylül 2001 sonrası, terörün finansmanı üstüne saldıran ABD, bu sistem ile başa çıkabilmiş değil. KKTC ile ilgili kısmı biraz bulanık ama ismi Hawala olmasa da buna benzer bir sistemin kullanıldığına inanıyorum.

Türkiye’nin de benzer bir durumu var. TC Net Hata Noksan kalemi(NHN), 1984-2002 arası eksi 2.5 Milyar USD. Yani ülkeden kayıt dışı veya bulunamayan 2,5 milyar USD döviz kaçışı varmış. 2003-2015 arası ise 29 Milyar USD giriş şekline dönüveriyor. Kısaca Türkiye’ye kaynağı bulunamayan ciddi miktarda döviz girişi olmuş. Bazı ekonomistler bunun Irak-İran-Suriye’den gelen kaçak para olduğunu söylüyor. Bazıları da dolar kurunun bunun sayesinde çok yükselmediğini söylüyor. Sonuçta kaynağı veya nedeni bulunamayan bir para girişi var ve bu ekonomiyi ciddi şekilde olumlu yönde etkiliyor.

KKTC’de anlaşılan bu işten nasibini almış. 2002 sonrası ortalama yıllık reel %5 büyüyen KKTC ekonomisi, 2009-2015 arası tam iki kat GSMH büyümesi görmüş. Ne ilginç ki Türkiye’ye de en çok kaynağı belirsiz para girişi (21.5 Milyar USD) bu tarihler arasında olmuş. Bizim NHN kalemi çok bir şey anlatmasa da 2015 yılında bugüne kadarki en yüksek artı bakiye olan 365 milyon USD rakamına ulaşmış.

KKTC ve TC'de Net hata Noksan kalemi değişimi. 2002 sonrası dikkate değer
KKTC ve TC’de Net hata Noksan kalemi değişimi. 2002 sonrası dikkate değer

Yani, 2015 yılında kaynağını bulamadığımız 365 milyon dolarlık bir para ülkeye girmiş ve benim tahminim yine emlak sektöründe değerlendirilmiştir. 2002 sonrası “Annan” planına bağlanan emlak fiyatları patlaması sadece “Barış” olasılığı ile insanımız havadan para bulması ile gerçekleşmedi. Dışarıdan bir para akışı olmuş ve çok büyük ihtimal komşumuzdan gelmiş.  Bizim içerideki talebin sebebi ise, yerli halkın elindekinin dış talep ve biraz spekülasyon ile değer artışı sayesinde satıp, yeni Emlaklara kolaylaştıran banka kredi şartları ile ciddi talep oluşturmasıdır. Bunun sonu yok mu? Şimdilik beklemedeyiz.