Yabancının Gözünde Ekonomi Tarihimiz

Birleşmiş Milletler ve ABD tarihi arşivlerinin bir bölümü yakın zamanda internet üzerinden sunulmaya başlandı. Bu belgeleri okurken arada çok ilginç bilgiler bulunabiliyor. Özellikle Kıbrıs başlığını aradığınızda okuduğunuz bazı şeyler dudak uçuklatan cinsten veya tebessüme neden olacak kadar ilginç olaylarla dolu.

Örneğin 1974 savaşının hemen sonrasındaki bir belgede adanın kuzeyindeki ekonomik aktivitelerin durumu ile ilgili yazı kısaca şu şekilde: Ekilebilir arazilerin %25’i ekilmiş ve toplanması gereken hasat (özellikle tütün) çürümeye bırakılmış. Bölgedeki etkin kişi ise Kıbrıslı Türklerin işleriyle uğraşacaklarına boşalan Rum köylerini yağmalamaya odaklandıklarından şikâyet ediyor.  Başka bir belgede ise Girne bölgesinde Rumlar tarafından terkedilen dükkân, restoran ve otellerin bölgenin idarecilerinin seçtiği “İHTİYAÇLI” diye tanımladıkları işadamlarına verildiğini ve ciddi boyutlarda yağmalamalar olduğunu, Dome otelde ve civar köylerde kalan Rumlardan evlerine dönmeleri teklifini bile yağmalamalar yüzünden korktuklarından ret ettiklerini yazıyor. Diğer BM belgelerinde ise BM’nin nasıl bir stratejik savaşın ortasında kaldığını net bir şekilde görebiliyorsunuz. İki tarafın da isteklerini hem de silah kullanmadan yerine getirmekte nasıl çabaladıklarını, iki tarafın zıtlaşmalarından dolayı nasıl arada diplomatik mücadele verdiklerini hatta dayak bile yediklerini okuyabilirsiniz.

Belgelerde Ekonomi Kısmı

Bu belgelerin beni ilgilendiren bölümü, ekonomi ile ilgili kısımları diyebilirim. Çeşitli belgelere göre savaş öncesi Kıbrıs GSYİH rakamının %70’inin Kuzeyde kalan kısımlardan elde edildiği yazıyor. Hatta turizmin en önemli şehirleri bugün bizde kalan G.Mağusa, Girne ve Lefkoşa imiş. Turist geceleme sayılarının yine %70’i bu bölgelerdenmiş. Bugün güneyin en çok turist çeken yerleri Limasol ve Larnaka çok önemsiz sayılabilecek rakamlarda turizm geliri yaratabiliyorlardı.

Gazi Mağusa Favori turizm merkezi iken
Gazi Mağusa Favori turizm merkezi iken

Savaş sonrası bir anda GSYİH rakamı %18 düşen Kıbrıs ekonomisini toparlamak için Kıbrıs Merkez bankasının önlemleri o dönem şunlar olmuş: Borç alma ve verme faizlerinde borçlanan lehine ayarlamalar, özel likidite marjının kaldırılması, mevcut likit kaynakların %3’ünü kullanarak “öncelikli projeler finansman fonu”nun kurulması, zorunlu rezerv oranının %15’ten %12’e indirilmesi ve azami likidite oranlarının %26’dan %17’e çekilmesi ile kredi olanaklarının artırılması, gerekli teminatı bulamayan borçlulara %25-75 arası devlet kefaleti sağlanması v.b. Savaştan yenik çıkan Güney Kıbrıs 1976’da %30 net GSYİH büyümesi elde ediyor (ki kredi büyümesi bu kolaylıklara rağmen %9.5 civarında kalmış iken). 1976-1980 arası ortalama %11.5 büyüme yakalayan Güney Kıbrıs, aynı dönemde yatırımlar yıllık ortalama %22 büyümüş. 2007 yılına kadar senelik ortalama %5 büyüyen ekonomisi 2008 krizinden sonra burun üstü düşmüş ama 2013’ten sonra tekrar yükselişe geçmiş.

KKTC ve Güney Kıbrıs Sanayi üretimi GSYİH yüzdesi olarak

Reel GSYİH büyümesi
KKTC ve Güney Kıbrıs reel GSYİH büyümeleri (YoY) 1976-2015 Ekonomi

KKTC Ekonomik Yapısı

Bizim tarafın ekonomisi ile ilgili çok şey yazmama gerek yok. Ama bahsettiğim belgelerde beni üzen ve aslında hepimizi üzmesi gereken şey, üretim yerine, olanı tüketmeye dayalı bir ekonomi üstüne bugünlere gelmişiz. Rum’dan kalan fabrika ve hammaddeler tükenene kadar satmışız sonrası kredi ve yardım. 1974-1999 arası Türkiye’den gelen yardım ve kredilerin ortalaması 50 milyon dolarmış. 2000-2015 arası ise ortalama 400 milyon dolara çıkmış. Şu an ekonominin en büyük aktörü hizmet sektörü ve Özel üniversiteler bunun lokomotifi. 1979-1999 arası ortalama 3000 yabancı üniversite öğrencimiz var iken 2000-2014 arası 15000 öğrenciye ulaşmışız. Kısacası üretim kısmı yok. Dayanaklarımız krediler, hibeler ve yurtdışından gelen öğrenciler. Bugün bile herkes apartman dairesi alayım, yurt yapayım kirası ile geçineyim düşüncesinde. Güney Kıbrıs 1975-2008 arası sanayisi GSYİH’nın %25’ini oluşturmuş. Bizim ise aynı dönemde %11 olmuş. Barış bekliyoruz ama önce üretim ile barışmalıyız.

GSYİH sanayi
Ekonomi karşılaştırma