Türkiye Ekonomisinin durumu, geleceği ve biz

Uzun zamandır aklıma takılan ama bir türlü yeterli ispatını bulamadığım “2000’li yıllarda niye aniden bazı ekonomiler aşırı büyüdü?” konusunu Türkiye örneği için işlemek istiyorum. Elimizdeki kaynaklar, niçin sorusuna cevaptan çok mevcut durum karşılaştırmasına olanak veriyor. Verilerimizi 2008 krizi öncesi ve sonrası diye iki kısımda inceler isek ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. TC 2002-2008 arası: ortalama büyüme %5.9, Enflasyon %13.3, Kamu borç stoku 57 milyar USD’den 78 milyar USD’ye, Özel sektör borç stoku ise 39 milyar USD’den 188 milyar USD’ye çıkmış. Aynı dönem özelleştirme gelirleri ise 28.4 milyar USD olmuş. 1986-2003 arası özelleştirme gelirlerinin 8.3 milyar USD olduğunu bir yere not edin.

Sonraki dönem olan 2009-2015 arası rakamlarımız ise: Ortalama büyüme %3.8, Enflasyon %7.7, Kamu borç stoku 76 milyar USD’den 121 milyar USD’ye, özel sektör borç stoku ise 176 milyar USD’den 299 milyar USD’ye ulaşmış. Özelleştirme geliri ise aynı dönemde 30.6 milyar USD olmuş. Meşhur net hata noksan kalemini de yazalım. 2002-2008 arası 6.8 milyar USD fazla iken 2009-2015 arası 21.4 milyar USD nereden geldiği bilinmeyen fazlalık miktara ulaşmış.

Bizim ile ilgili rakamların çoğunu daha önce yazmıştım. Bu hafta ilginç olan bir tanesini daha yazayım ve herkesin anlayabileceği şekilde bütün bunları kendimce özetlemeye geçeyim. Bizim bütçe açığımız 1977-2001 arası ortalama 44.5 milyon USD iken 2002-2014 arası yıllık ortalama 257 milyon USD olmuş.

Türkiye, 2000’li yılların başından itibaren ciddi büyüme rakamlarına ulaşır. Bunun nedenleri tam net olmamak ile birlikte doğrudan yatırımlar 1983-2001 arası 13.5 milyar USD iken 2002-2015 arası 166.7 milyar USD olmuş. Yani ciddi bir yatırım gelmiş, üstüne kaynağı belli olmayan para girişleri uçmuş (net hata noksan kalemi), bir de özelleştirmede ise 8 kat gelir elde edilmiş. Bunun bize yansıması ise artan kredi ve hibeler, TC’den gelen yatırımlar, bizim hükümetlerin ise gelen özgüven ile daha çok açık vermeye yönelmesi.

Türkiye’de şimdilerde bir yavaşlama belirtisi olduğu kesin. Büyümeyi artırmak için  tüketim ile büyüme modelini öne süren TCMB’nin önerdiği yolu TC hükümetleri de benimsemiş ve bunun için bu aralar, bankalara biraz baskı ile kredi şartlarını kolaylaştırmalarını talep ediyorlar. Yeni gelir kaynağı araştırmaları çok ciddi şekilde artmış. Enflasyon sebebiyle yüksek olan faiz yükünü azaltmak için hem enflasyonun esas nedeni olarak görünen gıda fiyatlarına çözüm aranıyor hem de bankacılık mantığına ters bir şekilde enflasyondan düşük resmi faiz uygulaması için merkez bankasına baskı yapılıyor. En büyük ithalat kalemi olan enerji içinse alternatif kaynaklar (Nükleer enerji, doğal gaz…) ve enerji nakil hatlarının merkezi konumu olup uygun fiyatlı kaynak elde etmek için siyasi ve ekonomik modeller deneniyor.

KKTC’ye bunun etkisi ne olur? Bizde ekonomi politikası geliştirme konusunda sanırım herhangi bir çaba hiç olmadı, ki bundan sonra da bu alışkanlıktan kurtulmamız zor gibi. Eğer Türkiye tahmin edildiği gibi daralmaya veya daha kötüsü krize gidiyor ise burada ne olur siz hesaplayın. Buna karşı nasıl mı hazırlanacağız?  Ekonomi sistemi ve parçaları komple elden geçirilmeli ve değiştirilmeli. Ama bunun için uzmanlar ordusu ve kararlılık gerekiyor. Acı reçeteleri kabullenecek bir de halk gerekiyor. Bunların hiçbiri ise bizde yok.