Mont Pelerin ve Trump: Liberalizm

Fredrich Hayek

Fredrich Hayek ismini belki azımız duymuştur. Avusturya ekölü ekonomistlerinin en başında gelenlerden biri olan Hayek, daha önceki yazılarımda da yazdığım Murray Rothbard ile olan Liberalizm tartışmaları, döneminin en ateşli ekonomi tartışmaları olmuştu. Hayek evrimsel liberalizmi savunuyorken, Rothbard ise “Ahlaki” olanı destekliyor. Hayek taraftarlarına göre, Rothbard’çıların ahlaki (etik değerler üzerine kurulu) yönü sosyalistlerinki gibi ancak prensipte vardır. Hatta özgürlükleri savunmada zayıf olduklarını da iddia eder. Hayek fiyatların özgürce belirlenmesini savunuyor. Bilinçli bir şekilde fiyatların oluşamayacağını ama doğal şekilde kendiliğinden aynı bir dil gibi evrimleşeceğini savunuyor.

UNSPECIFIED - JUNE 21: Friedrich von Hayek (1889-1992) at the end of the 30's . Economist and principal theoretician of the new Liberal Thought from the 70's (Photo by Apic/Getty Images)
UNSPECIFIED – JUNE 21: Friedrich von Hayek (1889-1992) at the end of the 30’s . Economist and principal theoretician of the new Liberal Thought from the 70’s (Photo by Apic/Getty Images)

En meşhur eseri ise 1943’te basılan “Köleliğe giden yol” adlı eseridir. Merkezi planlamaya dayalı sistemlerin demokratik olamayacağını, özgürlükleri kısıtlayıcı olduğunu savunuyordu. Hatta 2. Dünya harbinden sonrası toplumların geleceğini en çok etkileyecek şeyin birbirleri arasındaki ekonomik ilişkileri olacağını ve direkt ekonomik problemlerin çözümüne bağlı bir gelecek tahmininde bulunur.

Hayek o kadar ünlü olur ki, 1980 yılında Papa John Paul II’nin çok özel “Katolizm ve bilim arasında diyalog oluşturma” çağrısına davet edilen 12 seçkin nobel ödüllü bilim insanından biri de olur. 1984 yılında İngiltere Kraliçesi tarafından Margaret Thatcher’e yaptığı danışmanlık hizmetlerinden dolayı “Order of Companion Honour” üyeliğine getilir. 1991 yılında Bush tarafından ABD’nin en büyük onur ödüllerinden biri olan “Başkanlık Özgürlük madalyası” ile onurlandırılır.

Mont Pelerin Toplulugu

Hayek ve kendi gibi düşünen arkadaşları (Mises, Friedman, Popper ve Stigler…), 1947 yılında “Mont Pelerin topluluğu”nu kurar. Hala çalışmalarına devam eden bu örgüt “Özgürlüğün ifadesi, serbest piyasa ekonomisi, açık ve özgür toplum” konularını savunan biraz aşırı liberalist bir topluluk olarak bilinmektedir. Think-tank seviyesinde politika üreten bir topluluk olmak için, çok iyi bilinen International Economic Affairs, Atlas Network, Manhattan Institute of Policy Research gibi organizasyonları da ortaya çıkarırlar. Üyeleri arasında çok güçlü devlet başkanları, bakanlar, merkez bankası başkanları, ünlü gazeteciler olan topluluk, batının liberal değerlerinin hem üreticisi hem de savunucusu olarak çalışmaktadır.

Geçen hafta ise Donald Trump’ın ABD başkanlığını kazanması ile neredeyse bütün batı dünyasında Liberalizm’in sonu mu? sorgulaması başladı. Trump’ın seçim öncesi yapmayı taahhüt ettiği serbest ticaret anlaşmalarını iptal etme (NAFTA, TPP…), diğer ülkeler ile ekonomik ilişkilerini sarsacak ticari girişimler, ülkesindeki yabancılara yasaklar, kısıtlamalar getirme ve sınırdışı etme gibi konular liberalizmin savunduğu görüşler ile taban tabana zıt konulardır.

Donald Trump

İngiltere’nin de “AB’den çıkma referendumu” sonucundan zaten darbe yiyen liberalizm, bir de üstüne Trump gibi ultra anti-liberal, nasyonal kapitalist birinin başkan olması liberal basını çok korkutmuş gibi.  Birçok meşhur medya kurumu, bundan sonrası için ABD demokratlarının ne yapması gerektiğini, Trump’ın nasıl değişebileceği/değiştirilebileceğini, AB’nin düzlüğe çıkmak için nasıl bir yol takip etmesi gerektiğini, liberal düşüncenin nasıl kurtarılabileceği üzerine ciddi yayınlar yapmaya başladı.

Bizim ülkemize gelip bir bakmaları belki yol gösterebilir. Liberalizm’i belki en iyi takip eden ülke olma yolunda giden KKTC, neredeyse bütün merkezi planlama işini (5 yıllık planlar, KİT, Ekonomik politika üretimi…) tamamen bırakmış. Özel sektöre neredeyse devletin bütün işlerini devretmiş (Sağlık, eğitim, ulaştırma, haberleşme…), vergi cennetinden farkı olmayan vergi kolaylıkları sağlamış, fiyat kontrol mekanizmasını ise tamamen doğal yoluna bırakmış (Fiyat istikrar fonu amacının neredeyse tersi olan, vergi toplama aracına döndürülmüş). Bu gidişle sanırım Hayek’in Mont Pelerin Topluluğu bence buraya taşınır.