Chavez’in düşü düşüyor: Venezuela

Hugo Chavez ismini eminim son yıllarda birçok kişi haber bültenlerinde duymuştur. 1999-2013 arası Venezuela devlet başkanlığı Chavez, işçi sınıfı bir ailenin çocuğuydu. Askerliği kendine meslek edinen Chavez, Venezuela politik sistemine duyduğu öfke ile kendi kurduğu MBR-200 hareketi ile 1992’de darbe girişiminde bile bulunur. 2 sene hapis yattıktan sonra “Beşinci cumhuriyet harekâtı” adlı partiyi kurarak siyasete atılan Chavez, 1998’de Venezuela devlet başkanı seçilir. 1999 yılında yeni anayasa ile “Bolivya” devrimi tarzı sosyalist politikaları hayata geçirme şansı yakalayan Chavez, 2000’li yıllarda petrol fiyatlarının aşırı yükselmesi sayesinde artan gelirler ile, önemli sanayileri kamulaştırır, katılımcı demokratik komünal birlikler kurar ve eğitim, sağlık ve yiyecek gibi temel ihtiyaçların herkesin ulaşabilmesini sağlayacak ulusal programları devreye sokar. Bu programlar fakirlik, açlık, sağlık, gelir dağılımı eşitliği ve yaşam kalitesi alanlarında başarılar sağlar.

Uluslararası alanda Marksist-Leninist hükümetler ile (Küba, Bolivya, Nikaragua, Ekvator…) iyi ilişkiler kurmaya çalışan Chavez, ABD hükümetlerinin neo-liberalist politikalarının baş eleştiricilerinden biri olur. 2002 yılında bir darbe girişiminden de kurtulan Chavez, 2011 yılında kanser olduğunu halkına duyurur ve 5 Mart 2013 tarihinde bir askeri hastanede vefat eder.

2006 yılında kendi devrimlerini destekleyen solcu partileri bir çatı altında toplanmaya davet eden Chavez, “Birleşik Sosyalist Parti”nin kurulmasına öncülük eder. Bu parti 2015 yılı parlamento seçimlerine kadar hep iktidarda olmasına rağmen kötü giden ekonomi nedeniyle çoğunluğu “Demokratik Hareket” adlı partiye kaptırır ki bu parti Chavez’in gençlik yıllarında darbe girişiminde bulunduğu, eski başkanı yolsuzluktan hapse giren ve adı birçok skandala karışan bir partiydi.

Venezuela ve supermarket kuyrukları
Venezuela ve supermarket kuyrukları

Peki ne oldu ki büyük hayaller ile başlayan, büyük başarılar kazanan sosyalist devrim harekâtı çok hızlı bir şekilde çöküp, belki de en kötü örnek olabilecek bir partiye iktidarı kaptırdı? Venezuela petrol ihraç eden ülkeler (OPEC) içinde 5. sırada bulunuyor.

OPEC Sepet Petrol fiyatı 2003-2016
Chavez öncesi 10 yılda (1989-1999) ortalama petrol varil fiyatı 18 Dolar iken Chavez’li dönemde fiyat ortalama 57 Dolara çıkmıştı. Bunun direkt etkisi ise ekonomisi tek bir ihraç ürününün gelirine bağlı bir ekonomide patlama olmuştur.

Bu yeni gelen gelir ile hiç bitmeyecek bir kaynakmış gibi harcamalara başlayan Venezuela, tasarrufa gitmeyi, bir yerlerde biraz fon parası bırakmayı hiç düşünmemiş ki böyle bir uygulamanın en güzel örneği Norveç devletinin petrol gelirlerini emeklilik fonu adı altında biriktirmesidir (Bugünkü değeri 873 Milyar Dolar).

Güzel projelere yatırım yapılsa da geleceği de kurtarmak adına maddi kaynakların da yaratılması gerekiyordu. 2003 yılında sermaye kontrolü adı altında Chavez tarafından uygulamaya konan döviz kontrolleri, ithalatçılara sadece devlet tarafından kontrollü dolar satılması neticesinde birçok gıda ürünü ve tarım için gerekli hammaddeler ülkede kıt hale düşer.

2005 yılında başlayan gıda kıtlığı 2008 yılı ortalarında %30’a yakın eksikliğe ulaşır. 2014 yılında Bir McDonald’s big mac hamburger 10.90 Dolar’a satılırken sadece 1 doları kârdı. Düşen petrol fiyatları nedeniyle azalan devlet gelirleri ile eldeki dolar miktarının sınırlı sayıda ithalatçılara vermeye başlayan Chavez sonrası Maduro hükümeti gıda kıtlığını daha da artırır. Çok yüksek enflasyon rakamlarına ulaşan Venezuela ekonomisi (2016 yılı için tahmin %700 iken 2017 yılı için beklenen %1500), halkın artık çöp, fare ve diğer kötü kaynaklardan beslenmeye başlaması ile ciddi sağlık sorunları karşı karşıya kalmasına neden olur halde.

Tek bir kaynağa bel bağlamak ve gerekli tasarrufu yapmamanın neticesi diyebiliriz. Herkes için güzel bir hafta dilerim.