Güney Kuzeye karşı: Kore

Gariplikler ülkesi Kuzey Kore ve karizmatik lideri Kim Jong-Un’u sanırım duymayan azdır. Bu ülkenin bulunduğu yarım ada Kuzey ve Güney olarak ikiye ayrılmıştır. 2. Dünya harbinin bitimine müteakıp SSCB’nin Yalta konferansı neticesinde müttefiklerle beraber Pasifikte, Japonlara karşı cephe açmayı kabul etmesiyle 1910-1945 arası Japonların kontrolünde olan yarım ada, birden Rusların işgaline uğrar. Bunu komünizmin yayılmasına neden olacağı korkusuyla ABD’nin yarım adanın 38. paralelin güneyine düşen kısmında Japonların ABD kuvvetlerine teslimi ile söz hakkı sahibi olması takip eder.

Kore savaşında ölen ABD askerleri için anıt

Kore’nin yönetimi için ilk başta eski idareci Japonları öneren ABD, yoğun tepkilerle karşılaşınca geri adım atar. 1945’teki İlk geçiş hükümetini de komünizme sempatisi olduğu gerekçesiyle desteklemez. Aynı yılın Aralık ayında ülke yönetimini paylaşan SSCB ve ABD, Moskova anlaşması ile ülkeyi 5 yıl daha idare etmeyi, ardından bağımsızlığını verme konusunda anlaşırlar. Ama halktan büyük tepki toplarlar. Sonraki yıllarda komünist taraf ve ABD yanlısı tarafların uzun çatışmaları neticesinde 1954 yılında ülke ikiye bölünür. Kuzey’in durumu bildiğiniz gibi ama Güney şu an dünyanın en büyük 11. ekonomisi ve Asya’nın dünyaya sunduğu örnek gelişim modeli olarak karşımızda duruyor.


Peki bu nasıl oldu? 1961 yılına kadar tarım ağırlıklı, kişi başına gelirin 72 Dolar olduğu, Kuzeydeki komşusundan kat kat geri bir halde savaşın yıktığı bir ülkeyken, bir askeri darbe herşeyini değiştirir. 1961 yılında ülkede askeri darbe ile iktidara gelen general Park Chun-hee, 18 yıl boyunca ülkeyi ihracata dayalı büyüme modeli temelinde yönetmesindeki başarısı bugün net görülebiliyor. İlk 5 yıllık kalkınma programı ile ülkede tarım ve enerji alanında, temel sanayiler olan kimyasal gübre, çimento, demir-çelik üretimine ağırlık verirken, kara ve demir yolları, limanların inşası ile altyapıyı da güçlendirmiş. Ekonomik planlama kurulu, ticaret-sanayi bakanlığı ve finans bakanlığını kurup ülkede yatırım yapabilecek olanları destekler. Bugün chaebols denilen, hepimizin bildiği markalar olan Samsung, LG ve Hyundai gibi aile şirketleri, ülke yönetimi tarafından öncü olmaları için ciddi şekilde desteklenirler ve sonucunda dünya çapında markalar olurlar.

Daha önceki yazılarımı okuyanlar hatırlayacaktır. Ülkede demir cevheri yokken çelik işine girmesi için Samsung ve Hyundai’yi teşviklerle destekleyen veya tekstil işinde olan LG’yi yüksek katma değerli elektronik sektörüne zorla sokan yine bizim bu darbeci generaldi. En fakir ülkelerden biri iken sadece bir nesilde dünyanın en zengin ve varlıklı ülkeleri arasına girmeyi başaran Güney Kore, bu komutana çok şey borçlu gibi. “Han nehri üzerindeki mucize” diye anılan bu ekonomik mucize, devlet ve özel sektörün birlikte çalışarak, riskleri birlikte göğüsleyerek gerçekleştirdikleri mükemmel bir örnektir. Chun-Hee’nin suikast sonucu ölmesiyle yerine gelen liderler de aynı yolu takip etmişlerdi.


2015 yılında ise ihracat rakamlarında şok düşüşler gören Güney Kore, bir de bugünlerde şimdiki kadın devlet başkanı Park geun-hye’nin bizim tabirimizle şarlatan denebilecek kült bir din liderinden aldığı tavsiyelere göre hükümeti yönetmesi ve konuşmalarının yine bu kişi tarafından hazırlandığı gerçeğinin ortaya çıkmasıyla sallanıyor. Milyonlarca göstericinin sokaklara dökülüp başkanın istifa etmesini istemesi ise bütün yayın kuruluşlarının haberlerinde ilk sıralarda yer alıyor. 9 Aralık itibariyle bütün başkanlık yetkileri dondurulan bu kadın, bir zamanlar Forbes dergisine göre “Güney Asya’nın en güçlü kadını ünvanı dışında, Dünya’nın en güçlü kadınları arasında sayılıyordu. Bana göre en önemli özelliği ise Güney Kore’ye çağ atlatan bizim generalin kızı olması diyebilirim sadece.

 

Güney Kore
Meşhur generalin kızı Pak Geun-Hye
Kuzey Kore devlet başkanı Kim Jong-Un