Nakitsiz toplumlara doğru

8 Kasım 2016 günü Hindistan başbakanı Modi, kara para ve yolsuzlukla mücadele için ülkenin en çok kullanılan nakit paraları olan 500 ve 1000 hint rupesini (tedavüldeki paraların %86’sı) 30 Aralık tarihine kadar (50 gün içinde) yenileri ile değiştirileceğini anons eder. Tabi bir de bankamatiklerden para çekme limitini 2000 rupe yani 30 ABD doları ile sınırlar. Kısacası herkese “nakit paranızı bankaya yatırın, nakiti unutun” diyerek bütün ekonomideki parayı merkez bankasının ve dolayısı ile devletin kontrolü altına almaya karar vermiş. 11 Aralık 2016 günü ise bizim eski yazımızın kahramanı Maduro ise benzeri bir girişim ile Venezuela’nın sirkülasyonda en çok olan nakit 100 Bolivar’ı mafya ile mücadele için tedavülden 10 gün içinde kaldıracaklarını açıklar. 7 Aralık tarihinde İran Ruhani hükümeti de İran Riyali yerine eski ulusal para Toman (Türkçe kökenli 10 bin anlamında bir kelime)’nın tekrar kullanılması için düğmeye bastıklarını açıklar. Türkiye’de de aslında bu yönde hazırlıklar başladı bile. TROY ödeme sisteminin tanıtımında konuşan Bankalar arası kart merkezi genel müdürü Canko, amaçlarının 2023 yılında tamamen nakitsiz Türkiye’yi yaratmak olduğunu söylemişti.

Birçok ülke de bu yönde girişimlere başlamıştı zaten. Fransa 1000 Euro üstü nakit ödemelere yasak getirirken İsrail ve Çin nakitten tamamen vazgeçmenin planlarını yapıyor. Deutsche Bank CEO’su Cryan ise 10 yıl içinde nakidin tamamen ortadan kalkacağı varsayımında bulundu. Şubat 2016 ‘da ise ABD devletinin belki en üst gayri-resmi ekonomisti Profesör Larry Summers, en çok kullanılan kağıt paralardan olan 100 dolarlık nakitin piyasadan kaldırılmasını hatta bütün dünyadaki ülkelerin 50-100 dolar değer ve üzerindeki kağıt paralarının kaldırılmasının, G7 ve G20’nin dünya ekonomisi için yıllarca yaptıklarından daha değerli sonuçlar doğuracağını iddia etmişti.

Kısacası bütün devletler birden bire piyasadaki bütün nakit paranın banka hesaplarına girmesini ve mümkünse bir daha oralardan uzaklaşmamasını istiyorlar. Sorduğunuzda ise cevaplar kara para ile mücadele, etkili ekonomi kontrolü ve hızlı para transferleri gibi değişken yapıda. Eleştiriler ise çok mantıklıdan uçuk kaçık noktalar arasında gidip geliyor. Kimi bu yeni sistem sayesinde devletlerin bütün vatandaşlarının özelini rahatça takip edebileceğini, hatta ileride bu bilgiye ulaşabilecek özel şirketlerin de hayatımızın en özel bilgilerine hızlıca ulaşabileceğini düşünüyorlar.

Ülkeler nakitsiz toplum olmaya ne kadar yakın?

Bir diğer iddia ise şimdilerin yeni modası negatif faiz uygulaması sayesinde vatandaşların paralarını bankaya yatırmaları yüzünden günden güne paralarını kaybedeceklerini, sırf bankada durduğu için bankalara faiz ödemek zorunda bırakılacaklarını ciddi şekilde araştırmalar ile ortaya koyuyorlar.

Benim ise düşüncem biraz bunları destekler nitelikte olmak ile birlikte biraz daha Rothbardçı. Murray Rothbard’a göre bankaların düşmanı bankada olmayan nakit paradır. Bu para eğer banka sistemine girmezse kredi yaratılamaz. Daha da fenası hayali para yaratma mekanizması kismi rezerv bankacılığı etkisini kaybeder. Birkaç tuş darbesi ile para yaratabilen veya paranın sahibine sorma gereği bile duymadan yok edebilecek bir sisteme zorla para yatırmaya zorlanıyoruz. Parayı en çok  kazanan kaynağına en yakın oturandır diye bir deyiş vardır. Bütün parayı belli bir zümrenin yanına toplamaya çalışıyorlar. Bütün çalışmışlıklarınız, birikimleriniz belki de bir tuş darbesi ile başkasının cebine uçacak. Olur mu öyle şey derseniz Bitcoin gibi bir dijital parayı kullanan sıradan vatandaşların başına gelenlere bakabilirsiniz. Belli ki bitcoin esin kaynağı olmuş. Herkese güzel ve sağlık dolu bir hafta dilerim.