Herkes tarafından yalan söylenen ülke: Yunanistan

Hatırlayanlar için 5 Temmuz 2015 tarihi, Yunanistan için önemli bir tarihti.  Yunan halkı referanduma gitmiş ve halkın %61.35’nin “Hayır” oyu neticesinde ülkenin baş kreditörleri olan Avrupa Birliği, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’nin, 25 Haziran 2015 tarihli tekliflerini red etmişlerdi. Yunan halkı öneriyi red ettikten sonra elbette sorunlarından kurtulmadı, sadece biraz daha ertelemiş oldu. Peki Yunanistan 323 milyar euroluk borca ve bu hallere nasıl düştü

Dünya savaşı sonrası (1950-1970) neredeyse her Avrupa ülkesi gibi ani bolluk içine düşen Yunanistan, 1970’lerde askeri diktatörlüğün bitmesi ile ani bir çöküş sürecine girer. 1973-1993 arası ortalama %18 enflasyon oranı ile yaşamak zorunda kalan ülke, 1980’lerde işsizlik oranlarının %6’nin da üzerinde seyretmesi (öncesinde %2 civarı) bir darbeye daha neden olmuş. O zamanın hükümetleri ise tek çözüm olarak borçlanma yolunu seçmişlerdi. 1973’te ülke borcunun GSYIH’a oranı %15 iken 1993’te bu rakam %95’e ulaşır. Bu tabiki borçlanma faizlerinin de riskin artmasından dolayı uç noktalara taşınmasına neden olur (1992’deki borçlanma faizleri Yunanistan %24: Italya: %13).


1981’de Avrupa Ekonomik birliğinin 10. üyesi olması ilk başlarda bir etkiye neden olmadıysa da 1990’lardaki Yunan hükümetleri AB tam üyeliği için ciddi çalışmalara girişirler. Euro’ya geçmeyi kendilerine hedef belirleyen bu hükümetler, Ocak 2002’de kılı kılına Maastricht şartlarını yerine getirmeyi başarırlar. Enflasyon AB ortalamasını tuttururken, merkezi hükümet borcu da GSYİH’e oranda sınır olan %3’ün altına gelir. AB’ye girişin etkisi ise düşen borçlanma faizleri, artan GSMH büyüme ve kişi başı gelir rakamlarına neden olur.

İlginç bir hikâye de o zaman ortaya çıkar. Euro’ya katılabilmek için 1999 yılına ait bütçe açığını sihirle sınırın altına getirmişler. Nasıl mı? Yolcudan fazla çalışanı olan sürekli milyarlık borç üreten milli demiryolları aniden hisse çıkarır ve devlet bunları satın alır. Borç bir anda yok olur. Birinde hisse üzerindeki değer var iken öbüründe de nakit olur. “Gider” yerine “mali transfer” olarak kaydedilir.

2004 yılında ise yeni maliye bakanı Toukas, personelden gerçek açığı isteyince resmi rakam olan %1.3’ün yalandan ibaret olduğu Maastricht şartlarına uyum için istatistiki rakamlarla oynadıklarını ve asıl rakamın %8.3 olduğunu öğrenir. 1999 yılından beri hiçbir zaman Maastricht kriterini sağlayamadıklarını da öğreniyoruz bu arada. Zaten Avrupa istatistik birliği de işin farkında olduğu için 3-4 defa açıklanan resmi rakamlara revizyon istemişti.

Bu yalanların sebebini yok etmek için kamu harcamalarını kısmaktansa, Euro’da olmanın avantajı ile Yunan hükümetleri, Almanya ile aynı şartlar altında rahat rahat ciddi borçlanmalara gider. 2008 dünya finans krizi sonrasında yeni başa gelen hükümet ise yine bir istatistik yalanı ile baş başa kalır. Bütçe açığı oranın açıklandığı gibi %6 değil %12.6 olduğunu öğrenirler.


Bir anda büyük yatırımcıların güvenini kaybeden Yunanistan yüksek borç faizine mahkûm olur. Mayıs 2010 senesinde ilk kurtarma paketini (110 milyar Euro) alan Yunanistan, işsizliğin aşırı artması ve GSMH’nin sert düşüşleri neticesinde yine düz yola çıkmayı başaramaz. 2010’dan 2012 senesine kadar 7 kemer sıkma paketi hazırlayan Yunan hükümetleri, 2008-2016 arası 9 başbakan değişikliği görür.

Bugünkü durum ile ilgili son sözler Yannis Varoufakis’ten: “Herkes yalan söylüyor, AB komisyonu ve merkez bankası, Yunan hükümetleri kurallarımıza uyarsa kurtulur diyerekten, Almanya borç yükünü bağışlayarak azaltmadan da Yunanistan kurtulabilir diyerekten, Yunan Syriza hükümeti halktan imkansızı isteyerek…” Herkese İyi haftalar.

 

Yunanistan’ın kalan borçları: 2015 sonrası yıllar