Zengin ülkenin fakir halkı: Malezya

Dünya Bankası, Malezya için “yüksek derecede açık, orta üstü gelirli bir ekonomiye sahiptir” diyor. Ve başarılarını sıraladıktan sonra da ekliyor “Ama fakirlik hala var ve gelir adaletsizliğinde komşularına göre kötü durumda…”.  Biraz Malezya ekonomisi hakkında konuşalım öncelikle. Güney doğu Asya’nın dördüncü büyük ekonomisi olan ülke, dünyanın da 35. Büyüğü olarak karşımıza çıkıyor. 1970’lerde komşuları Asya kaplanlarını taklit etmeye karar veren Malezya, tarım ve doğal kaynaklara dayalı ekonomiden üretim temelli ekonomiye geçer. Bugün GSYİH’nin %40’ı üretimden gelen ülke, elektrikli aletlerden elektronik parçalarına, palmiye yağından doğal gaza kadar geniş alanda üretim yapmakta. İslami bankacılık ve finansın dünya merkezi olan Malezya, 2000-2008 arası yıllık ortalama %5.5 büyüme yakalamış. 2009 krizinde ise sallansa da 2010’dan beri ortalama %5.7 büyümeyi başarır.

“İş yapılabilme” endeksinde dünya 14.cüsü olan ülke ne yazık ki halkına karşı özellikle maaşlı çalışan kesime o kadar da destekleyici olmamış. Gini endeks rakamı (gelir eşitsizliği), 1980’lerden günümüze neredeyse 0,4 altına hiç inmemiş ülkede, fabrikalarda-sokaklarda çalışan kesim deyim yerindeyse boğaz tokluğuna yaşıyor halde.


IMF ve Dünya Bankası’nın birçok raporunda değinilen bu konuyla ilgili herhangi bir gelişme kaydedilemedi. Yabancı yatırımcıya elini açan, her türlü olanağı sağlayan ülke, petrole bağımlı devlet gelirlerinin (PETRONAS-Devlet petrol şirketi ve dünyanın en karlı 12. şirketi) 2015 yılında erimesi ile 2009’da şimdiki Başbakan Najib tarafından sunulduğunda halkın büyük tepkisi nedeniyle ertelenmiş vergiyi devreye koyması can yakmaya başlamış.

Başbakan Najib, sadece fazla vergiler ile tanınmıyor. 2009 yılında kendisi tarafından devlet fonlarının birleştirilmesi ile kurulan 1MBD kalkınma şirketinin parasını (700 milyon dolar) kendi hesaplarına geçirdiği iddiası ile bütün dünyada adını duyurdu. Meşhur finans gazetesi Wall Street Journal tarafından ortaya çıkarılan skandal, çok ilginç hikayeler içeriyor.

Esas amacı, özellikle Orta doğudan ve diğer ülkelerdeki potansiyel yatırımcıların parasını ülkeye çekmek, beraber ortak iş projelerine girmek ve elde ettiği gelir ile devleti ekonomik olarak rahatlatmak olan bu şirket, aslında hiçte göründüğü gibi çıkmıyor. Herhangi bir iş adresi olmadığı gibi, denetçisinin bile bulunmadığını Malezya meclisindeki konuşmalarda ortaya çıkıyor. Aleyhine toplam 11.73 milyar Dolarlık borç davası bulunan firma, sadece Yatırım bankası Goldman Sach’a verdiği 300 milyon dolarlık danışmanlık parası ile bile sansasyonel olduğunu ispatlıyor.

Peki parayı nasıl kaçırmışlar? Amerikan Adalet bakanlığının dava açtığı en büyük olay olan bu iş şöyle yapılmış: 2009’da Suudi Arabistan ortaklık işinde devlete ait 1 milyar dolarlık fonlar ortaklık şirketinden bir İsviçre bankasına aktarılır, oradan ABD’de otel, ev, jet ve casino alımında kullanılır. İkinci ve üçüncü işte, Goldman Sach’ın aracılık ettiği devlet bonosu satımından elde edilen 6.5 milyar dolarlık paranın 2.6 milyar doları önce yine İsviçre’ye oradan Virgin adalarında 2 kişilik sahte bir şirkete aktarılır. Bu parayla yine emlak, Van Gogh tabloları gibi yatırımlar alınır bir de Leonardo Di Caprio’nun meşhur borsa dolandırıcısının hikayesinin anlatıldığı “Wolf of Wall Street” filminin finansmanında da kullanılıyor. Böyle bir hareket ile meşhur simsar Jordan Belfort (wolf) ile sanki biraz dalga bile geçmişler, vurgun böyle yapılır gibisinden.

Davalar henüz devam ediyor. Malezya’da ise Başbakan kendi kurduğu mahkeme ile aklanıyor ama ABD’deki davası ciddi bir şekilde devam ediyor. Devletin petrol gelirlerini böyle harcayanlar olduğu gibi daha önceki yazımdaki Norveç gibi halkı için biriktiren de var. Güzel bir hafta dilerim.