1300’lü yıllardan ekonomi teoristi: İbn-i Haldun

Müslüman alim İbn-i Haldun ismini belki önceden duymuşsunuzdur veya ilk defa şimdi duyuyorsunuzdur. 1332’de Tunus’ta doğmuş en büyük Arap tarihçisi ve din dışı felsefe konularında da efsane bir tarihçiydi. Orta çağın en büyük felsefecilerinden sayılan İbn-i Haldun ekonomi konusunda da bugünün modern teorilerinin de öncüsü, kâşifi sayılıyor. Laffer eğrisi olarak ta bilinen “vergi oranı arttıkça vergi gelirlerinin bir noktadan sonra azalması” teorisi ilk İbn-i Haldun tarafından ortaya atılır. Bu alim kişinin bazı görüşlerini, bizim için günümüze uygunluğunu tekrar gözden geçirelim istiyorum.

İbn-i Haldun, meşhur eseri “Mukaddime ”’de ekonomik büyümeyi kısaca şöyle anlatmış: “Toplumun nüfusu artınca, mevcut işleri de artar. Bunun sonucunda gelirler arttığı için lükse olan ihtiyaç ta artar ve lüks başlar. Bunun sonucundaki tüketimde de karlılıkları artırır ve bu ikinci, üçüncü kez tekrarlanarak devam eder ve yaratılan her fazladan iş ihtiyaçlar için değil, zenginliğe ve lükse hizmet eder hale gelir”.  Diğer teorisinde devletin ekonomiye müdahalesine karşı çıkmış, fazla gelir için fazla vergi almaya çalışmasının sonunda vergi gelirlerinin azalmasına neden olacağını ve devletin temel işlevleri savunma, adalet ve diplomasiyi yapamaz hale geleceğini iddia eder. Son önemli görüşleri ise ücret ve aylıkları eksiltmenin devletin gelirlerini düşüreceğini ve üretime devletin girmesinin haksız rekabete yol açacağını yazmış olmasıdır.

Bunları okurken sanki modern zamanın ekonomi teorilerini okurmuş gibi olmamak mümkün değil. Bunları Keynes, Smith veya Friedman gibi isimler belki kopyalamış bile olabilir, aynı Laffer gibi.  Şimdi büyüme modelini ele alalım. Çok basitçe bizden örneklendirerek devam edeceğim. İlk olarak nüfusun artması demiş İbn-i Haldun. Bizde elbette doğum sayılarının artması değil, dışarıdan gelen aşırı nüfus, artışa neden olmuştur. Geçen sene sadece yaklaşık 70,000 yabancı öğrenci ülkemizdeydi. Nüfusumuzun dörtte biri kadar olan bu sayının, alışveriş ve Emlak’taki etkisini düşünün. (ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ SAYILARI AŞAĞIDA)

Elbette gelirler artmış ve lüks tüketime olan talebi artırmıştır. Sanırım 2016 yılında KKTC’de ilk defa araç ithalatı hem akaryakıt ithalatını geçmiş hem de en büyük ithalat rakamına ulaşmış (Ocak-Kasım: 115 milyon USD). Zaten yollarda yeni kayıt üst segment araçların ne kadar çok olduğunu görüyoruzdur.

KKTC 2016 İthalat rakamları

Yaratılan yeni işlere baktığımızda da yine bizim alimi destekler şeyler ortaya çıkmış. Emlak brokerliği, lüks marka bayilikleri, yaşam koçlukları, fitness salonları gibi daha önce akla gelmeyen tüketim yerleri ortaya çıkmış. Kısaca İbn-i Haldun’un teorisi bize uygun. Devletin vergileri artırması hikayesine baktığımızda ise bizim devletin direkt vergiler konusunda acizliğinden dolayı dolaylı vergilere yönelmesi ve sıradan vatandaşa çok ağır gelmesi bunlardan kaçınmaya, ödememeye neden olmuş gibi. Örneğin seyrüsefer, ehliyet harçları veya rum tarafından, gümrük ödememek için gizli gizli mal geçirtmek gibi.

Son nokta ise maaşlarda azaltmanın devletin gelirlerinde azalmaya neden olması başlığıydı. Bizde devlet maaşları azaltmamıştır ama satın alma gücünün düşürülmesi neticesinde belki de daha fazla gelir elde etmesi engellenmiştir. Asgari ücretin brüt 2,020 TL yapılması çok küçük bir etki yaratabilir. Sonuçta birçok ülkede olduğu gibi çalışabilen nüfusun mevcut işlere göre fazla olması, resmi asgari ücretin altında çalışmaya razı insanların (örneğin bizdeki yabancı üniversite öğrencileri) maaşlarında etkisi daha da küçük olacaktır. Bunun sonucu ise çalışan nüfusun ekonomisine olumlu yansımasının az olmasıdır. Belli işletmelerin gelirleri, nüfus ve beraberinde gelen tüketim ile artmaya devam edecek gibi.