Bankaların şüpheli alacakları (TGA)

Belki haberiniz vardır veya şimdi öğreneceksiniz. Güney Kıbrıs bankalarının tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) miktarı Ekim 2016 sonu itibari ile 24.1 milyar Euro’ya ulaşmış, kısaca dağıttıkları kredilerin (49 milyar Euro) yarısının tahsili problemli.

Sorunlu Krediler – Kıbrıs Cumhuriyeti

Bizim bankalar ise Aralık 2016 itibari ile 12.4 milyar TL’lik nakit kredi dağıtmış ve tahsili gecikmiş alacakları (davalık diyelim) 1.1 milyar TL (%8).

KKTC Toplam Krediler ve tahsili gecikmiş krediler Aralık 2016

Ya bizim bankalar tahsil etmede Güney Kıbrıs’tan çok başarılı ya da bizim tanımlarımızda bir sorun var. Bu yüzden bugün, bu tahsili gecikmiş alacak olayını biraz Sevgili Mahfi Eğilmez hocamın yazısı ile aktaracağım sonrasında ise dünyada durum ne? ona bakalım.

Bankalar, normal koşullarda, açtıkları kredileri vadesi geldiğinde faiziyle birlikte tahsil ederler. Bu durumda ortalama maliyetleri ile açtıkları kredilerden elde ettikleri faiz gelirleri arasındaki fark bankaların brüt kazancını oluşturur. Buna karşılık bankalar açtıkları kredilerin bir bölümünü çeşitli nedenlerle zamanında tahsil edemezler.

Bankalar, açtıkları kredinin belirli sürelerde ödenmemesi halinde bunları önce idari takibe, sonra yasal takibe alarak izlemeye devam ederler ve bir yandan da bu kredinin teminatını nakde çevirmeye yönelirler. Eğer teminatı nakde çevirerek alacağın tamamını tahsil etmişlerse ortaya bir zarar çıkmaz. Buna karşılık teminatın nakde çevrilmesine karşın alacaklarının tamamını karşılayamazlarsa o zaman ortaya bir zarar çıkar. Banka bunu zarar olarak yazar. Diyelim ki 100.000 TL tutarında ve karşılığında aynı değerde olduğu belirlenmiş olan bir teminat verilerek alınmış 1 yıl vadeli bir kredi söz konusu olsun. 1 yıllık sürenin sonunda krediyi alan borcunu ödememişse banka 90 günlük süre içinde bu alacağı idari takip yöntemiyle izlemeye başlar ve borçluyla görüşerek alacağı tahsile çalışır. Eğer bu süre içinde bu alacağın tahsili mümkün olmazsa banka bu kez yasal takibe başlayarak bir yandan teminatı paraya çevirmeye çalışır bir yandan da borçluya gerekli yaptırımları uygulamaya başlar.

Banka, bir kredinin beş aşamalı takip sürecinde ilk iki aşama geçilip de üçüncü aşamaya gelinince yani kredi donuk kredi niteliğine bürününce, bu alacağa yüzde 20 oranında karşılık ayırmak zorundadır. Karşılık miktarları dördüncü aşamada yüzde 50 ve beşinci aşamada yüzde 100’e yani alacağın tamamına ulaşır. Böylece banka 100.000 TL zarar yazmış olur…

Bankaların yapacakları işlemlerin çoğu özkaynaklarıyla ilişkilendirildiği için zarar yani özkaynak azalması ciddi sorunlar yaratır. Bankaların üstlenebileceği riskler sermaye yeterliliği rasyosunda özkaynaklar ile sınırlandırılmış olduğu için özkaynaklardaki azalma, açılabilecek kredilerin de azalması anlamına gelir…

Basel II ile getirilen standart sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 8 olmakla birlikte BDDK bunu Türkiye için yüzde 12 olarak uygulatmaktadır.

Bütün dünyadan bazı TGA oranlarını örnek olsun diye verelim. 2016 yılında Dünyadaki toplam kredilerin %3.9’u şüpheli alacak statüsünde. ABD’de %1.47, İngiltere %1.04, Almanya %1.8, Türkiye %3.17, Brezilya %3.85, İspanya %6.09, İtalya %17.97, Yunanistan %37 oranında.


Bu oranlar içinde özellikle AB üyesi ülkelerde TGA tanımlamada sorunlar yaşanıyor. 12 Eylül 2016 tarihli Financial Times’daki bir makalede, AB Merkez Bankasının 2014 finans krizinin baş sorumlusu olarak gördüğü bankaların problemli kredileri yüzünden, her ülkeden yeni TGA kurallarını incelemelerini istemiş ve bütün AB’de aynı standart ile uygulanmasını talep etmiş. Zorunlu değil tabi ama uymayana daha sıkı denetim gelecek. AB merkez bankasının ön araştırmasına dahil en problemli 8 ülkesinde bulduğu en büyük sorun kötü kredinin tanımı ve sınıflandırılması. Bizim bankalar Allah’a şükür hazır, herhangi bir problemleri yok gibi.