Konuk yazar Tufan Ekici: Fonlar ve Mali Disiplin….

Bu “fon” kelimesini ilk defa Kemal Sunal filminde duymuştum. Filmin adını hatırlamıyorum ama Fakir Fukara Fonu’ndan (fak-fuk-fon) bahsediyordu. Sanırım Turgut Özal dönemindeydi, birçok fon uygulamasını eleştirmek için kullanılmıştı. Bizim ülkemizde de Fiyat İstikrar Fonu adında bir sürü dolaylı vergi toplanmakta (2016 yılında mahalli gelirlerin 25%ine denk gelmektedir) ve bu vergiler gene bütçe içerisinde değerlendirilmektedir. Fonlar bazı özel amaçlı harcamalar için kullanılmak üzere toplanan finansal enstrümanlar olup genel bütçeden bağımsız olmalarının en büyük avantajı daha kolay karar alınabilmesi ve gerektiğinde ilgili harcamaların daha kolay ve hızlı yapılabilmesidir. Diğer taraftan fon gelirlerinin bir kısmını bütçe transferleri oluşturduğundan devlet üzerinde finansal yük yaratabilmektedir. Kanımca doğru yönetildiği durumlarda fonların genel bütçeden ayrı tutulması faydalı olabilir.

Son günlerde gündemde Eski Eserler Dairesi (Değişiklik) Yasası var. Mevcut yasaya göre Eski Eserler Fonunun yönetimi farklı ilgili dört daireden birer temsilci ve Anıtlar Yüksek Kurulundan bir temsilci ile toplam 5 kişiden oluşmakta, ve hesapların denetimi de Sayıştay tarafından yapılabilmektedir. Fonun ita amiri Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürüdür. Fonun yasaya göre en baştaki gelirleri müze ve ören yerlerinde toplanan ücretler ile her yıl devlet bütçesinden Fona yapılacak katkılar gelmektedir. (1) Yapılan değişiklik ile Eski Eserler Fonunda toplanan tüm gelirlerin merkez bütçeye aktarılması amaçlanmaktadır ve bu değişiklik mecliste oy çokluğu ile geçmiştir (sadece iki TDP milletvekili karşı oy kullanmıştır). Bu yöndeki kararın en büyük savunucusu Sn. Birikim Özgür nedenini şöyle açıklıyor:

“Makro düzeyde düşünüldüğünde ise kamu geliri niteliğindeki tüm kaynakların devlet bütçesi altında toplanması ve halk iradesi ile son şekli verilen kamu bütçesi kapsamında bu kurum ve kuruluşlarının etkin faaliyet yürütebilmek için ihtiyaç duyduğu kaynakların onlara tahsisi sağlıklı bir mali yapılanma açısından büyük bir gerekliliktir.” (2)

Öncelikle, bugüne kadar hiçbir kamu bütçesi görüşmelerinde “halk iradesi” göz önünde tutulmamıştır. Kaldı ki yapılan değişiklikler ile mali bütçeden eski eserlerin korunması/restorasyonu için kesin bütçe ayrılması ortadan kaldırılmaktadır. Ülkemizdeki bütçelerin nasıl yapıldığı hepimizin malumudur. Hiçbir plan ve program çerçevesinde yapılmayan devlet bütçeleri, değil ihtiyaç duyulan alanlara, tamamen siyasilerin insafına kalmış (Mercedes alımları gibi) harcamalar için kullanılabilmektedir.

Siyasi disiplinin olmadığı bir yerde mali disiplinden bahsetmek doğru olur mu? Geçmiş tüm hükümetlerin tek amacı memur maaşlarını ve hane halkı transferlerini gerçekleştirip halkı mutlu ederek karşılığında oy toplamak olmuştur. Trafik güvenliği, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, dezavantajlı grupların korunması, eğitimin düzeltilmesi ile ilgili hiçbir somut çalışma yapılmamış ve bütçede para ayrılamamıştır. Çokbilmiş uzman vekillerimiz bunun nedeninin devletin yeterince gelir toplayamaması olarak göstermişlerdir. Mali disiplin ’in diğer bir tarafı da kayıpları/savurganlıkları azaltmak değil midir?

Gelirleri artırmanın yolu fonlarda toplanan paralara göz dikmek midir? Bu konuda geçmiş hükümetler kayıt dışı ekonomiyle mücadele üzerine düşmek yerine (son 5 yıldaki tüm hükümet programlarına konulmuş ve hatta Ağustos 2013 tarihinde bu konudaki eylem planı da Resmi Gazetede yayınlanmıştır) veya ihalelerdeki yolsuzlukları azaltarak devletin uğradığı kayıpları en aza indirgemenin yollarını aramak yerine veya devlet harcamalarındaki bazı savurganlıkları durdurmak yerine, toplumun üzerinden daha fazla dolaylı vergi toplamanın ve tamamen ekonomik akla ters aflar çıkartmanın yollarını aramışlardır. Şimdi de mevcut ve iyi bir amaç için kullanılabilecek fonlardaki biriken miktarları kullanarak “mali disiplin” adı altında devlet gelirlerini artırmak ve bu gelirleri daha sonra “kendi istedikleri” bir şekilde kullanmak için harekete geçilmiştir. Tabi işin gerçeğini yine Sn. Birikim Özgür meclis konuşmasında paylaşıyor (3): Türkiye’nin taahhüt ettiği yardımları alabilmemiz için fonların tasfiye edilmesi gerekmektedir. Gerçekten kendi iradelerine bağlı olarak fonların tasfiyesinin mali disiplin getireceğine inandıkları için mi yoksa Türkiye bunu dayattığı için mi bu kararı aldılar ben emin olamıyorum.

Fonlar gerçekten bütçe için kötü müdür? Doğru yönetildiği takdirde fonlar zarardan çok yarar sağlayacaktır. Fon veya bütçelerin yönetimlerinde dünyada arzu edilen üç temel ilke şeffaflık (transparency), hesap verebilirlik (accountability) ve iyi yönetim (good governance) olmuştur. Eğer bu fonun kullanılmasında herhangi bir yolsuzluk tespit edilmiş ise (yasaya göre denetimi Sayıştay tarafından yapılabilmektedir) bunun gerekli merciler tarafından hemen araştırılması ve gereken cezanın verilmesi gerekmektedir. Ancak bu fon amaçlarına uygun bir biçimde hareket etmişse, mali kaynağını elinden alarak ilgili alanlardaki yatırımların zaman içerisinde tamamen yok olabilmesinin önünün açılmasını anlamak mümkün değildir! Ülkemizdeki Fiyat İstikrar Fonu direk bütçeye bağlı olduğundan fonun kuruluş amacı “fiyatlardaki dalgalanmaların tüketicilere yansıtılmasını engellemek” olmasına rağmen bu fon sadece dolaylı vergileri artırma kaynağı olarak kullanılmıştır. Mali disiplin bu mudur? Hükümet eğer herhangi bir harcamasında usulsüzlük yaparsa bunun denetlemesini kim yapacak? Sivil toplum örgütleri mi (maalesef olmaz, Meşru Menfaat sorunu), yoksa muhalefet mi (yakın geçmişte bunun olmadığını çok gördük ör. Tahsin Ertuğruloğlu ve Ercan ihalesi olayı)? Yapılan değişiklikler sayesinde de eski eserlerin korunması için var olan yasal zorunluluğu ortadan kaldırmaktadırlar.

Eski eserler fonu yasasına göre fonun gelirleri müze ve ören yerlerinden toplanan paralar ile devlet bütçesinden aktarılan miktarlar ve diğer bağışlar olarak görülmektedir. Eğer bütçedeki yükü azaltmak isteselerdi, yapılan bütçe katkılarını kısma yoluna gidilebilirdi. Mevcut durumda alınan karar ile devletin yaptığı katkıyı kesmekle kalmayıp, toplanan gelirleri de kendi hanesine yazıp, daha sonra eski eserlerin korunması için gerekebilecek miktarları sağlamak konusunda hiçbir yasal zorunluluk altına girmemeyi de garantilemişlerdir. Mevcut durumdaki siyasi irade ve kötü yönetim altında, böyle bir şey nasıl kabul edilebilir?

Ha tabi ki eski eserler önceliğimiz değil ve amacımız dış güçlerin istediğini yapıp söz verdikleri yardımı alabilmek ise, o zaman bu yazdıklarımın hiçbir anlamı yoktur. Birikim Özgür ve yasa değişikliğine “Evet” diyen diğer milletvekillerini almış oldukları bu karardan dolayı tebrik etmek gerekmektedir. Sn. Birikim Özgür “Toparlanıyoruz’a uyarı” başlığı altında yazdığı yazıda (2) fonların tasfiyesinin gerekliliğini savunmaktadır. Benim de Sn. Birikim Özgür’e ve diğer meclis üyelerine “uyarımdır”: Kendi becerisizliklerinizin üstünü örtmek ve Türkiye’ye yaranmak uğruna bu ülkenin kültürel varlıklarının yok olmasına yapacağınız katkılar bu toplum tarafından unutulmayacaktır. Turizmin en önemli sektörlerden olduğunu iddia eden milletvekillerinin, eski eserler ile bu sektör arasındaki ilişkiyi umursamamalarının sebebi turizm sektörü dendiğinde sadece kumarhaneli lüks oteller akıllarına gelmesidir. 2006 yılında müze ve ören yerlerini ziyaret edenlerin toplam sayısı (yerli ve yabancı) 322,354 iken bu sayı 2015 yılında 884,281’e yükselmiştir (4). Bunun sebepleri araştırılıp talep artışından daha etkin nasıl faydalanılabileceğinin planı yapılacağına, toplanan paraların üzerine yatma yolu seçilmektedir.

 

 

 

Benim söylemek istediğim çok basit: Fonlar kuruluş amaçları için kullanıldığı takdirde ülke ekonomisi için çok faydalı olabilirler. Fon gelirlerinin merkez bütçeye kaydırılması zaman içinde fonun korumakla yükümlü olduğu alandaki harcamaların azalmasına ve belki de dolaylı olarak ülke ekonomisinin zarar görmesine neden olacaktır. Maliyecilik ile ekonomik planlama aynı şey değildir. Bütçe disiplini adı altında tek amacı kasasına giren parayı artırmak olan maliyeciler, ekonomik planlamadan yoksun kararlar aldıkları bir ortamda makroekonomiye verecekleri zararların sorumluluğunu alabilecekler mi? Şeffaflık, hesap verebilirlik ve iyi yönetim olmayan bir ortamda, fonlarda veya merkez bütçede ne kadar para birikse bile toplumun faydasına olacağını sanmıyorum. Sizler mevcut KKTC siyasetçilerinin bu üç koşulu sağladığını düşünüyor musunuz?

 

Saygilarimla,

Tufan Ekici

 

Not; Bu yazinin kendi sayfasinda yayinlanmasina izin veren sevgili Rustu Yucel’e teşekkür ederim.

 

Kaynaklar:

(1) Geçmiş yıllarda yapılan katkılar ve toplanan gelirler hakkında bir bilgiye ulaşamadım. Şu anda fonda 4milyon TL civarı bir para olduğunu duydum, ancak elimde yazılı bir kaynak olmadığı için bu miktarı onaylatamıyorum.

 

(2) https://birikimozgur.net/2017/03/08/toparlaniyoruza-uyari/?fb_action_ids=10154308360232411&fb_action_types=news.publishes&fb_source=other_multiline&action_object_map=%5B899450373491442%5D&action_type_map=%5B%22news.publishes%22%5D&action_ref_map=%5B%5D

 

(3) https://birikimozgur.net/2017/01/30/eski-eserler-degisiklik-yasa-tasarisinin-meclis-genel-kurulunda-gorusulmesi-esnasinda-yaptigim-konusma-30-ocak-2017/

 

(4) http://www.tpd.gov.ct.tr/Turizm%C4%B0statistikleri/2015%C4%B0statistikleri.aspx, 2015 Turizm İstatistikleri Yıllığı, Tablo 32.