“Auri sacra fames”: Altın için lanetli doyumsuzluk

Başlıktaki ifade, milattan önce birinci yüzyılda yaşamış Romalı şair Virgil’in “Aeneid” eserinden. İnsanın altına karşı duyduğu doyumsuz açlığı, bir çeşit lanet olarak tanımlamış. Tarih boyunca insanların servet biriktirme aracı olarak en çok parayı kullanması, bugün kullandığımız kâğıt paranın atası sayılan altına aşırı talebe neden olmuştur. Eski parlak günlerinden uzaklaşmış görünen altın, yerini cüzdanlarımızda veya bir köşede saklı tuttuğumuz kâğıt paraya bırakmış gibi görünüyor.

Altının ilk kez para olarak kullanılmaya başlanması, milattan önce 8. yüzyılda, bugün Türkiye’nin sınırları içinde kalan Lidya krallığına dayanıyor. Kral Kresus, meşhur Efes tapınağının yapımını finanse etmek için altın parayı ilk defa o zaman kullanır. O zamandan beri insanın bu parlak metale olan ilgisi hiç azalmamış dersek yanlış olmaz. Altın için ne kadar insan öldürüldü ne kadar canlar yandı kaç tane ülke yıkıldı? Kim bilir.

http://www.smithsonianmag.com/people-places/columbus-confusion-about-the-new-world-140132422/Kristof Kolomb 1492’de İspanya’dan üç gemiyle ulaştığı Karayip’lere, 1495 yılında altın ve yeni köleler bulabilmek için 17 gemi ve 1200 adamla geri gelmişti. Yerlileri hemen sömürmeye başlayan İspanyollar, 14 yaşından büyük herkesten her üç ayda bir, belli miktar altın getirmelerini istemişlerdi. Getirmeyenin cezası ise ellerinin kesilmesi olmuştu. Bu altın açlığı, sonuçta hepimizin bildiği korkunç katliam ve Amerika kıtasının sömürgeleştirilmesine kadar ulaşır.

 

Altın ons fiyatı 1265-2011

Tabii aniden, çok miktarda altının Avrupa kıtasına ulaşması altının değerini düşürmüş. Tarihi İngiltereMerkez bankası raporuna göre Kolomb’un altını kıtaya ulaşmadan önce ons fiyatı bugünün parası ile 1200 sterlin civarındaydı, Kolomb altınları sonrasında ise bir anda 600 sterlinin altına düşer. Belki ilk finansal krizi de böylece görmüş oluyorduk.

Sonraki yüzyıllarda gittikçe değer kaybeden altının ons’u 100 sterlin civarına kadar bile düşer.

 

 

 

1930 yılında İngiltere’deki ilk muhafazakâr-işçi partisi koalisyonundaki bütçe krizinin ve ABD’deki “Büyük Buhran”’ın sterline olan talebi uçurması, İngiltere’nin sterlin fiyatını altına bağladığı standardının Merkez bankası tarafından bitirilmesi ile sonuçlanır.

İngiltere Merkez bankasının altın standardını bitiren kararı

Bu altının ilk kıpırdanmaya başlaması olur.

Meşhur Bretton Woods sonucunda altın standardı bir süre daha, sadece ABD’nin kendi parası doları 35 dolar/ons altına endekslemesi, diğer para birimlerinin de kendilerini dolara endekslenmesi ile yaşamayı başarır.

Ama 1970 yılında altın stoklarında ve bütçede ciddi dar boğaza giren ABD’nin, Başkan Nixon’un emriyle (15 Ağustos 1971’deki “Başkanlık emri 11615”) altın standardını terk etmesiyle biter.

Sonrasında hafif hafif yükselen altın fiyatları, 1 Ocak 1980’de bir günde fiyatı 850 dolara (293 STG) ulaşmasıyla herkesi kısa süreliğine bayağı korkutur. O günden sonra göreceli olarak sabit sayılabilecek bir fiyat olan 450 dolar (250 STG) civarında hareket eden altın, 2006 yılından 2012 yılına kadar inanılmaz bir yükselişe girer. “2008 mali krizi”’nin geleceğini belki de ilk gösteren bu trendin başlamasıydı diyebiliriz. 2011 yılı Ekim ayında altının onsunun 1735 dolara (1090 STG) ulaşması tarihi zirve olarak kayıtlara geçer.

Günümüzde 1200 dolar (980 STG) civarında olan altın iyi bir yatırım aracı gibi görülmelidir. Kriz zamanları güvenli liman olan altın, bizde çok dikkat çeken bir yatırım aracı değil. 1970 yılından günümüze dolar cinsinden 34 kat artan altın, TL cinsinden 1970-Mart 2017 arası 13 milyon 942 bin kat artmıştır.


Genelde özel günlerde veya acil durumda bozulabilmesi için alınan altın, aslında TL ile alınabilecek belki de en iyi yatırım aracı. “Ev alma, altın al” diyebiliriz sanırım.