90’a çakan sistem: Banka mevduatları

Eminim çoğumuzun bankada bir hesabı vardır. Paramızın niçin evde değil de banka hesabında durduğu konusunda en sık duyabileceğimiz cevap güvenliktir herhalde. Bu aslında biraz doğru bir çıkarım olmasına rağmen biraz da yanlış. Algımız bankanın evimizden daha güvenli olduğudur. Bankanın kapıları, veznelerin yüksekliği vb. şeyler gizliden gizliye o güven duygusunu aşılıyor.

Bankanın tek amacı paranızı sizin için korumak mı acaba? Elbette banka da sizin paranızı kullanmak için size bu güvenlik hizmetini veriyor. Çünkü banka bir çeşit aracı gibi mevduatınıza verdiği faizden fazlasına paranızı bir başkasına borç olarak veriyor. Mevduatınız aslında, bankaya verilen bir borç ama nedense bu şekilde hiç düşünmüyoruz. Bize göre banka bu parayı hesabımızda bir kasada kilitli tutuyor ve ne zaman istersek bize veriyor. Bankaya göre ise kendi havuzuna atılan paralar ve istediğine verebiliyor.

2016 sonunda bankaların kasalarında toplam nakit miktarı 174 milyon TL. Piyasadaki bütün nakit toplamı ise 540 milyon TL civarı. Bu miktara şöyle de bakabiliriz. Bu miktar; vadeli, vadesiz, bankalarda, kamu ve özelde görünen toplam para miktarının (yaklaşık 19 milyar TL) %3’ünden de az. Kısaca piyasada kayıtlar üstündeki para miktarı toplam para miktarının %97’si. Geri kalan %3’ü elle tutulabilir. Herkes parasını nakit çekmeye kalksa %97 hava alır. Peki niye bu böyle? Çünkü bankacılık yoktan para yaratmaya başlamış. Bizdeki zorunlu karşılık oranı ile 100 TL gerçek parayı alan sistem, yaklaşık 1400 TL’lik para yaratıyor.

Bankadan para çekmeye gittiğinizde size “Merkezden çekmemiz lazım, kasada yok; yarın gel” diyebiliyor. Çünkü fiziki para sınırlı ama sorsanız o şubede gözüken hesapların toplamını, sizin çekmek istediğiniz para miktarı devede kulak kalıyordur. Sahte bir sistem kurulmuş ve sistemi kullananlar güzel nemalanıyor.

Benim dikkatinizi çekmek istediğim nokta ise mevduatınıza aldığınız faiz: Düzenlemeler ile 2002 yılında 1 yıl vadeli mevduatınıza azami %14 faiz alabilirken şimdi en fazla %5 diyor merkez.

Nedense borcunuza böyle bir faiz indirim kuralı gelmemiş. “2000 yılı Bankalar Krizi”’nden sonra Merkez bankası, sizin bu paranızı kullanan bankanın başkalarına verdiği kredi faizi için “FAİZ ÖDENEĞİ ANA BORÇ VEYA MÜKELLEFİYET MİKTARININ …… KATINDAN FAZLA OLAMAZ” şeklinde konulan sınırı 24.12.2001 tarihinde kaldırmış. Kısaca sınırsız borç faiziniz de birikebiliyor. Borçlarda yıllık %20 civarında sözleşme ve mahkemelerin koyduğu sınırlar olmasa vay halinize.

Aradaki farka dikkat! açılıyor…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu adaletsizliğe bankacılar diyecek ki “biz kısa vadeli mevduat ile uzun vadeli kredi yarattığımız için risk alıyoruz ve o fark bunun bedelidir”. O zaman sormamız gerekir biz mevduat sahiplerinin parasını kayıtlarda 35 katına çıkarabilen sistemciler, her yaratılan paradan ekstra faiz alıyor peki kabul ama adalet bunun neresinde? Bankacılık karlı olmasa bu işi yapmaya herkes can atmazdı değil mi? iki milyon doları topla, aç bankayı, yap mevduat kampanyasını kap paraları…

Bu arada piyasa fazla şişmiş olacak ki merkez bankası 2014’te Disponibilite tebliğinde değişiklik yaparak senet satmaya başlamış. Kısaca bankalara faiz karşılığı senet veriyor ve bankaların merkeze tuttuğu mevduatlardan düşüyor. Biraz, piyasadan fazla parayı çekmeye çalışıyor ama miktar komik kalıyor. Bu sistem bir kriz anında çok fena çökmeye mahkûm. Hep gol yiyen taraf olmayalım ve bu sefer de krizde bankacıların 90’a çakmalarına izin vermeyelim…