Bir garip ekonomi modeli

Şubat ayında açıklanan enflasyon rakamımıza göre yıllık hayat pahalılığı %13.85 olmuş. Kısaca geçen sene 100 TL tutan alışverişiniz bu sene yaklaşık 114 TL’ye çıkmış. Geçen seneki banka mevduat faizlerine bakarsak en fazla %10’du. Yani geçen sene 100 TL bankaya faize yatırsaydınız, bu sene 110 TL’niz olacaktı.

Bu durumda geçen sene 100 TL’ye yapabileceğiniz alışveriş yerine paranızı faize yatırsaydınız, bu sene aynı alışverişi yapmaya paranız yetmeyecek ve 4 TL eksilecektiniz. Bunu görebilen bir insan elbette parasını TL faizine yatırmazdı.

Seçenekleri döviz alıp saklamak veya kazançlı olabilecek bir işe yatırım yapmak olurdu.

2010 senesinde bankalardaki mevduatların yaklaşık %60’ı Türk lirası, %40’ı dövizdi. 2017 Şubat ayında bu oran %46’sı TL, %54’ü döviz olmuş. Kısaca paralarımızı dövize döndürmüşüz.

Diğer seçenek olan “iş yatırımı”’na bakalım:

En büyük yatırımı elbette inşaat sektörüne yapmışız. 2003 senesinde de bu sektöre saldırmıştık. O dönemden tek fark, o zamanlar emlak sektörüne yatırım yapanlar Avrupa birliğine girilince fiyatların uçacağı/kaçacağı varsayımı ve ucuz, bol kredi sayesinde olmuş iken, şimdiki dönemde ise 80 bin yabancı üniversite öğrencisinden kaynaklanan talep yüzünden.

İspatımız müteahhitler birliğinin inşaat izin istatistikleri. Son 3 senede konut ve parselasyon sayısı uçuştayken ticari, sanayi ve turizm amaçlı inşaatlarda azalma olmuş. Kısaca klasik üretim yerine kolay para diyebileceğim apartman yap/al, öğrenciye kirala, villa ve arabayı kap modeli. Konut kısmı sanırım yukarıda yazdıklarımdan dolayı net. Araba kısmına da bakalım. 2011-2016 döneminde 655 milyon dolarlık araç ithalatı yapmışız. Bütün ihracat paramızı sadece arabaya yatırmışız gibi.

Sanırım dünyaya örnek olabileceğimiz bir ekonomi modeli. Bu sistemin sınırı neresi?

100 bin, 200 bin yoksa 1 milyon öğrenci son noktadır diyebilir mi halk?

Veya 25, 40 yoksa 150 üniversite kurulması mı? artık yeter demek için. Yoksa biz her şeyi akışına bırakıp gidebileceği yere kadar itmeli miyiz?

Sorunu yok mu bu sistemin? Bilmiyorum ama olabilecekleri şöyle yazabiliriz:

Örneğin,

  • Öğrenci akışının Türkiye’den veya dünya genelinden kaynaklı bir kriz nedeniyle kesilmesi,

 

  • Altyapının hazırlıksız veya yetersiz kalması neticesinde büyük miktarlarda çökmesi,

 

  • Eski çalışan kesimin yerlerini yeni gelen adı öğrenci(!) olan kişilere bırakması neticesinde yerli halkta işsizlik, gelir grupları arasında uçurumun artması ve sosyal patlama,

 

  • Bankalardan alınan ucuz kredinin sonlarına gelinmesi ve faizlerin artması neticesinde batan özel firma ve kişiler,

 

  • Arzın talebi aşması neticesinde kullanılmayan, atıl kalan çok miktarda bina/konutlar, yurtdışından gelen öğrencilerin parasızlık yüzünden yasadışı işlere girmesi ve suç oranlarında patlama vb. diye sıralayabilirim.
Çin ikinci el ev fiyatları

Dünyanın öbür köşesi Çin’de, 2003 yılında başlayan ucuz ve bol kredi furyası 2005-2009 arası ev fiyatlarını 3 katına çıkarmış.

Ani büyüyen ekonomi ile zenginleşen Çinliler borsa, foreks gibi yatırımlara yabancı oldukları için paralarını emlakta değerlendirmiş ve bu yüzden alakasız, kimya, ayakkabıcılık gibi sektördekilerin bile emlak işine girmesine vesile olmuş. Şehirlerin artık dolması neticesinde bu sefer şehir dışı projelere, inşaat tamamlanma süreleri başka projelere yetişmek için kısalmaya, kalite ise karlılıklar artsın diye düşmeye başlamış.

 

Her şey süperken 2011 senesinde hafif sallanan Çin emlak sektörü 2015’te sebebi bilinmeyen bir darbe yaşar. 2016’da tekrar uçuşa geçen sektör aniden geçtiğimiz ay, 2 sene sonra ilk defa küçülmüş.

Çin Ev fiyatları değişimi (Yıllık)

Çin’de kriz kapıda mı? diye konuşulmaya başlanmış. Bizde ise ilkbahar havası baş döndürüyor.