Yatırım yapmak isteyenlere dört alternatif

Son zamanlarda Türkiye’de piyasaya sürülen yeni yatırım ürünleri dikkatimi çekmeye başladı. Bunlardan en ilginci “Gayrimenkul Sertifikası” sanırım. Buna göre yeni bir inşaat projesi geliştiren firma, bu projenin en fazla %50 değerindeki kısmını hisselere bölüp borsada satışa koyabilecek. Örneğin bir Alışveriş Merkezi veya çok katlı lüks rezidans yapacak olan inşaat firması, projeyi sadece belli bir gelirin üstünde olan insanlara satabilmek yerine, daha alt gelir gruplarındaki insanlara da bu projenin hisselere bölünmüş paylarını azar azar satabilecek. Kısaca daha çok müşteriye ulaşan inşaat firması ve ufak ufak projeye ortak olan küçük yatırımcılar. Bunun riskleri var tabi ki. Bunlar bitmeyen/bitirilemeyen, beklenen getiriyi vermeyen veya dolandırıcılık için kullanılabilecek projelerin olabilmesi.

Türkiye aylık konut satışları

Diğer yatırım ürünü seçeneği ise faizsiz bankacılık sistemi olan “Katılım bankacılığı”. Burada aşina olduğumuz mevduat bankacılığı yani bankaya mevduatınızı yatırıp, üstünden bir faiz kazanmak yerine, yatırımcılardan topladıkları paraları belli projelere yatıran ve projenin kar veya zararını yatırımcılara yansıtan katılım bankacılığı sistemi geliyor. Kısaca faiz yok, kar/zarar ortaklığı var. Bu tür yatırımdaki risk ise bankanın kötü projelere yatırım yapması neticesinde kar yerine zarar etme olasılığınızdır ki, yatırım yapılacak projeleri sizin seçme şansınız da yok.

Katılım bankaları Kar/zarar tablosu 2016 sonu (Kar payı ve zararı kısmına dikkat)

Bireysel Emeklilik sistemi denen sistem ise biraz zorunlu olarak başlanılan ama sonrasında çıkma şansı veren bir yatırım çeşidi. Buna göre çalıştığınız firma kısaca işvereniniz, bazı özel şirketler tarafından maaşlı çalışanlar için belirlenen emeklilik planlarından birine sizi ekleyecek. Maaşınızdan buna göre belli bir miktar kesinti yapılıp emekliliğinize kadar bu para seçilen emeklilik planında değerlendirilecek. Bu kesintinin aylık miktarı en az 53 TL, en çok 340 TL.

Burada güzel olan taraf ise bu kesinti miktarının %25’i kadar devlet sizin adınıza fazladan katkı yapacak. Kısaca birikimlerinize devlet te yıllar geçtikçe cömertçe katkı yapıyor. En az 10 yıl sistemde kalana devlet en son bir %5 daha katkı veriyor. Örneğin 100 TL aylık ödeyen sene sonunda sisteme 1200 TL yatırıyor, devlet ise buna katkı olarak ilk katılım katkısı olarak 1000 TL, kesintinin %25’i olan 300 TL de düzenli yatırıyor. İlk seneden paranız 2500 TL oluyor. Sonraki yıllarda katkı oranları değişiyor. Risk ne? 10 seneden önce çıkarsanız kaybediyorsunuz. 10 seneden sonra ise, o güne kadarki birikiminizi ve devlet katkı paylarını eksiksiz almak isterseniz 56 yaşınıza kadar beklemelisiniz. Kısaca riskiniz uzun bir süre bankacılık sistemine güvenmenizin gerekmesi.

 

 

 

 

 

 

Son alternatif yatırım ise evdeki altınlarınızı bankaya götürüp yatırmak. 2011 yılında Türkiye’de yastık altında olduğuna inanılan 302 milyar Dolarlık 5 bin ton altının bankacılık sistemine girmesini amaçlayan bir kampanya başlatılmıştı. Kampanyaya göre evinizdeki altını “Altın günleri”’nde bankaya getiriyorsunuz ve tartılıp biçildikten sonra altınınız alınıyor ve sizin adınıza açılan bir hesapta TL karşılığı olarak tutuluyor. Bununla size faiz, kredi, kredi kartı gibi bankacılık ürünleri sunuluyor. “Evde duracağına değerlendir” mantığı sanırım. Bu kampanyaların sonucunda ise bankaların kasasına 60 tonluk altın girmiş.  Risk? Bankadan altınınızı geri istediğinizde size TL karşılığı veriyor yani ortada artık altın yok.


Bu yatırım ürünlerinden KKTC’de sanırım bir tek altın hesabı sistemi var. Ben muhafazakârım sanırım yatırım konularında ve sadece nakit döviz ve fiziki altına yatırım yapmak isterdim. Hatta bankaya da yatırmam, başka güvenli bir yerde tutardım. Herkesin risk anlayışı kendine sonuçta.