Kellesini ortaya koyan kim?

“Kelleyi ortaya koymak” çocukluğumda çok duyduğum ama uzun zamandır duymadığım bir deyiş. Belki etrafımda artık eskisi kadar popüler bir deyiş değil, belki de yeni bir hal aldı, bu yüzden fark etmedim. Söylenen bir iddianın gerçekliğini veya işin ciddiyetini anlatmak için kullanılır. Biliyorsunuz ki dini vecibeler gereği birçok insan kutsal zamanlarda oruç tutar veya kurban keser. Çok eski pagan dinlerde bile olan bu gelenekler, tanrıya karşı yapılan bir fedakarlık göstergesidir. Kuraklık olduğu zaman, savaşa gidileceğinde, yıkım sonrası veya bir hayalin gerçekleşmesi umudu olduğunda tanrılardan istenenler için tanrılara bu işi ne kadar istediğini göstermek için kurban keserlerdi. Böyle durumlarda çoğu zaman kurban kesilmesine veya neyin feda edileceğine ise tanrı ile insan arasındaki aracı din adamları, şamanlar tarafından karar verilirdi.

Kurban kelimesi hem İbranicede hem Arapçada aynı anlamda kullanılıyor. Semantik kökende “birine (tanrıya) yaklaşmak, yanaşmak.

İbranice “Kurban” kelimesi Bugünün İsrail’inde bulunan “ağlama duvarı” kalıntıları arasında

Kısacası adak adayan yaptığı fedakârlık ile tanrıya yanaşıp istediğini elde etmeye çalışmak demek. Tanrı katında bir işinin olması için senden fedakârlık beklenmesi, dünyadaki işlerinizin olması/gerçekleşmesi için de fedakârlık yapmanızı gerektirmez mi? Ama sanki günümüzde bu iş biraz tersine döndü.

Sizin istekleriniz, hayalleriniz sizi aştığı zaman, günümüzün modern şamanları siyasetçilerden medet umarsınız. Onlar büyük işleri yapabilecek, kendilerine büyük güçler tahsis edilmiş bir sınıf olarak karşımızdadırlar. Bu yüzden hayallerimiz, dileklerimiz için onların kapısını çalarız. Onlar da aynı eski zamanlarda olduğu gibi bizden çeşitli işler, fedakarlıklar yapmamızı veya en azından onlara saygı göstermemizi beklerler.

Bu aracılık işleri ile uğraşan kişilerin avantajları neyin, ne zaman? feda edileceğine karar vermeleri, sıradan insanlar üzerinde büyük otoriteye sahip olmaları, insan-üstü, tanrılar katında özel yerleri olduğu varsayılmaları ve bana göre en büyük avantajları olan bir dileğin, isteğin gerçekleşmemesi durumunda sorumluluk sahibi olmadan tanrıya topu atabilmeleri. Yani, işiniz olmazsa size “yeterince fedakarlık yapmadın”, “Tanrı istemedi”, “günahların o kadar büyük ki tanrı seni sildi” gibi cevaplar hazır. İstediğiniz iş, hayal ne kadar büyükse şaman sınıfı elbette o kadar büyük fedakarlık talep edecektir sizden, bir tavuk feda etmek ile bir düzine deve feda eden elbette tanrı katından aynı şeyi talep etmez. Fedakarlık yapan, bazen kellesini ortaya koyan kişi kısaca sıradan insan iken, bu işlere aracıyım diyen şamanların hiçbir kaybı olmadığı gibi fedakarlık ve kurbandan çoğu zaman faydalandıkları da bir gerçektir.

Tungus Şamanı

Ortaya kellesini koymayan ve sadece kardan faydalanan bir kesime karşı ne yapabilirsiniz? Günümüzde sistemin size verdiği tek araç, seçim zamanı kullanabileceğiniz bir oy. Yasalar ve düzenlemeler sistemin aktörleri tarafından kendilerine göre şekillendirilir. Size ise sadece 4-5 senede bir, sadece anlık kararınızı temsil eden bir oy kalıyor. Mutlak güç ile hayallerimiz arasında aracıya ihtiyacımız var mı? Kurban vermesi, fedakarlık yapması gereken biz iken sadece sefasını sürebilecek bir kesime niye ihtiyaç duyarız? Tanrıya ulaşmak, hayallerimizin gerçekleşmesi için kulun kula muhtaç olması ahlaki mi, dinen caiz mi?

 

Ülkemizde aradığımız hayallerimiz için aracıya ihtiyaç yok belli ki. Tek yapmamız gereken herkese adaleti, eşitliği getirecek ilahi adaleti dilemek, fedakarlığı bunun için yapmak ve bizi kandıran şamanlara “kelleni koyuyor musunuz?” diye sormak. Bu yolda olmayan bilin ki kendisinden fedakarlık yapmayan sadece çıkarı için orada olacak insanlardır. Ekonomik vaatler de ters teptiğinde hesap sormayı Allah’tan beklememek lazım…