Siyaseti sadece siyasiler yapmıyor

Bruce Bueno De Mesquita’nın harika kitabı “Diktatörün El kitabı”’nın giriş kısmında şöyle bir tavsiye bulunuyor: “Siyaset hakkında konuşurken milli çıkarlar, toplumsal refah, ortak fayda gibi soyut konular üzerinde düşünüp tartışmak yerine kendimizi, isimleri bazında siyasilerin eylemleri ve özel çıkarları üzerine düşünmeye ve konuşmaya alıştırmalıyız. Ne zaman ki liderlerin iktidara nasıl gelip orada nasıl kaldıkları üzerinde düşünmeye başlayacağız, o zaman siyaseti düzeltebiliriz”. Şimdi konumuza gelelim.

Geçtiğimiz günlerde kamudaki doktorların eylemleri ile sarsılan hastanelerde, birçok hastaya acil dışında bakılmadığı gibi önceden randevusu alınmış ameliyatlar da iptal edilmiş ve kamudan hizmet alan hastaların ciddi mağduriyetine neden olmuştu. Bu eylemlerin amacı neydi? Bu olayın geçmişine bakarsak birşeyler daha net olacaktır.

Başlangıç tarihimiz 19 Ocak 2009: TIP-İŞ’in ön ayak olduğu “Kamu Sağlık Çalışanları yasası”’nın meclisten geçmesi. Bu yasa, kamuda çalışan hekimlere ikinci bir işte yasal olarak çalışma ayrıcalığı vermesi yanında kadın sağlık çalışanlarına verilen yıpranma payının erkeklere de verilmesini sağlıyordu. Tabi ki haksızlık ve adaletsizlik gerekçesi ile serbest çalışan doktorlar ve bazı kamu çalışan sendikaları bu yasayı mahkemeye taşırlar. Yaklaşık iki yıl süren dava sonucunda (Şubat 2011’de), Anayasa mahkemesi bu yasayı Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal eder.

Bu kararın üzerinden üç sene geçmesine rağmen kamu doktorlarının ikinci işte çalışması engellenmediği, Sağlık ve Maliye bakanlıklarının bu düzenlemeyi uygulamadığı gerekçesiyle serbest çalışan hekimler ve iki sendika Haziran 2015’te yine dava açar. 2017 yılı başında mahkeme kararı açıklanmadan 2 hafta önce, TIP-İŞ kendilerine göre sağlıkta yaşanan sorunları (yetersiz özlük hakları, kötü çalışma koşulları, acil servisteki tıkanıklıklar, poliklinikte uzayan sıralar, çalışanlar ve hastalar için bitmeyen çilelere çözüm bulunamaması, sabırlarının kalmaması) öne sürerek eylem kararı alır. Hemen ardından Şubat başında yargıtayın kararı gelir: doktorların ikinci işte çalışmasını yine anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bulur ve kararın uygulanması için Sağlık bakanlığına 6 ay süre (Son tarih Ağustos 2017)  verir.

17 Nisan’da TIP-İŞ yine eylem kararı alır. Eylemde kullanılan sloganlar ise “Solunum cihazı yok, mercedes var”, “patronlara değil, halka hizmet”, “Sağlık özelleştirilemez” “Sadaka değil hakkımızı istiyoruz” gibiydi. Bu eylemlerden ötürü tüm sağlık sistemi durunca, Sağlık bakanlığı TIP-İŞ ile görüşmeye başlar. 9 Mayıs’ta Sağlık bakanının konuşmasından anlaşıldığı kadarı ile kamu doktorlarının, ikinci iş yasağı nedeniyle gerginlik çıkardığı, yasağın uygulanması ile özelde bakılan hastaların kamunun yetersiz şartları altında tedaviye girmeleri gerekeceği konusunda doktorları haklı bulduğunu ama 2008’den önce işe giren doktorlara %50 maaş artışı ve bunun emekliliğe de yansıtılması talebinin aşırı olduğunu, ülkede sadece tıp doktorlarının olmadığını ve kamuda diğer çalışanlar yanında ayrıcalık yapamayacaklarını, bozulan cihazları da gerekçe göstermenin TIP-İŞ’in siyasi manüpulasyonü olduğunu ima eder.

Herşeye rağmen TIP-İŞ ve sağlık bakanlığı bir protokol imzalar ve eylemler biter. Protokol maddeleri ve taslak tüzük saklı şimdilik(nedeni ne?) ama duyabildiğimiz kadarı ile kamu doktorlarına kamuda özel hasta bakma hakkı düzenlenecek ve kamu hastanelerinin eksiklikleri giderilene kadar özel poliklinik ve hastanelerde bu hizmeti sürdürebilmeleri için oluşturulacak yeni fon ile buralardan hizmet satın alınabilecek. Kısaca kamu doktorları mevcut özel kliniklerinde ve hastanelerde hastalarına bakmaya devam edecek, devlet ise buraların kirasını, malzemesini, hizmetini ödeyecek. Tek şart kamu doktorlarının özel fonun makbuzuyla paraları toplamaları. Adaletsizlik şikayeti ile başlayan konu sanırım çok uç ayrılığa gidiyor…

Kişisel yorumum: Kamu doktorların ikinci iş yapmasının göze batması elbette kamudaki sağlık hizmetlerinin çok kalitesiz/kötü olması, kamu doktorlarının buraları savsakladığı ve özelde kazançlarına odaklandıkları iddia ve inancından. Kamu doktorlarının diğer kamu çalışanlarından ayrıcalıklı olarak özelde de çalışabilme imkanı için uğraşının da kazançlarının kendilerine göre yetersiz olması veya özelde daha iyi meblağlara ulaşabilmeleridir. Olayın maddi olduğu bana göre yadsınamaz. Ama eylemlerde kamu hastanelerindeki yetersizlikleri de sorgulamak biraz siyasi. Çünkü bu sorunlar yıllardır var ve eylem yapacağında hemşireler, hastalar, tıp çalışanlarının da örgütlerinin tümünün katılımını sağlasaydı inandırıcılık ve çözüm odaklılık daha çok vurgulanmış olurdu. Eylemlerin aceleye getirilmesi ise mahkeme kararının etkiye girme riskinden dolayı.

Ne yapılabilir? Kamudaki doktorların maaşlarına artış yapılırsa (Güneyde başlangıç brüt 3000 Euro, ortalama 4200 Euro brüt maaş alıyor doktorlar- Asgari ücret ilk 6 ay için 870 Euro, sonrasında 924 Euro- Bizde 500 Euro). Bu yapılabilir. Bunun dışında özelde de çalışma imkanının sağlanması anayasaya ve vicdana aykırı. Çünkü kamuda kazanç imkanı sağlandıktan sonra hala dışarıda da çalışmak istemek bu işe öylesine sahip olduğunu, hizmetin arka planda olduğunu düşündürür. Eğer protokoldaki gibi özel klinik ve hastanelerin devlet tarafından kiralanması olacaksa bu devletin ciddi zarara girmesi, kamu personeli arasında ciddi ayrımcılıklara neden olmasına neden olacaktır.

Bu durumda kamudaki öğretmenler özel ders verdikleri yerlerin, ikinci iş tarımla uğraşan kamu çalışanları tarlalarının, mandıralarının, parakende ticaretle uğraşan kamu memurlarının dükkan ve mağazalarının devlet tarafından kiralanmasını talep etmesi durumunda devlet nasıl hayır diyecek? Daha önemlisi özelde çalışan hekimlerin ve özel çalışanlarının suçu ne? Verdikleri vergiler yetmezmiş gibi bir de karşılarına devlet tarafından desteklenen kamudan müşteri getirtebilen (kamunun çok çalışma gerektirmeyen maaşlarının güveni ile) meslektaşlarına karşı savaşmak zorunda kalacaklar. Kısaca herkesi devlete girmeye teşvik ediyor. Buna rağmen hala özelde de çalışmak isteyen varsa bence buyursun özeldeki meslektaşlarının arasına katılsın. Oradan manzara güzel görünmeyecektir. İyi haftalar…

Not: Ana resim Yenidüzen gazetesinin internet sitesinden alınmıştır.