KKTC’de Kimyasal Savaş var mı?

Dünya Sağlık Örgütü’nün yarı bağımsız kuruluşu olan Uluslararası Kanser araştırma ajansı (IARC) 2015 yılında zararlı ot öldürücüsü Glifosat’ı “insanda kansere neden olabilir” statüsüne aldı. Bu statüye alma nedeni olarak “insanlarda kansere neden olur” diyebilmek için sınırlı bilgi olmasını, “hayvanlarda kansere neden olur” diyebilmek içinse yeterli kanıt olduğu gerekçesini gösterir. Glifosat ‘ın bu statüye alınması ise en çok dünya kimyevi-tarım devi Monsanto şirketinin başını ağrıtır. Firma, 2015 yılında herbisit satışından elde ettiği 1.9 milyar Dolarlık gelirin büyük kısmı ticari adı “RoundUp” olan glifosat ürününden almıştı. Bu ajans kararı sonrası ise 2016 yılı raporlarına göre RoundUp satışlarında ciddi yaralanmaya neden olmuş ve firmanın net satışları 1.5 milyar Dolar düşmüş.

Monsanto için bu kimyasalın asıl önemi ise diğer meşhur ürününün ve en büyük gelirlerinin kaynağı olan özel üretim tohumlarının tamamlayıcısı olmasından kaynaklanıyor. Genetiği ile oynanmış tohum üreten firma, “RoundUp’a hazır” denen glifosata dirençli olan tohumları firmanın en çok satan tohum cinslerinden. Avrupa birliği glifosat içeren pestisitlerin kullanımını sınırlandırmak veya tamamen yasaklama konusunu 2017 yılı sonunda karara bağlayacak.

 

Diğer tehlikeli ve güncel tartışma konusu kimyasal ise phthalates denen plastiklere eklenip esneklik, dayanıklılık ve şeffaflık sağlayan madde.  Ev temizlik eşyalarından, kozmetiğe, yiyecek paketlerine kadar birçok üründe kullanılan bu kimyasal, erkeklik hormonlarını örneğin testeronu bozabildiği, bunun neticesinde doğan bebeklerde fiziksel anomaliler dışında ilerleyen yaşlarda öğrenme ve davranış bozuklukları da görülebiliyor.

Phthalates’a en çok maruz kaldığımız ürünler ise hazır yiyecekler, içecekler, kozmetik ürünleri ve bazı oyuncaklar. ABD’de yapılan bir çalışma ise idrarında en çok bu maddeye rastlanan grubun kadınlar olduğunu bulmuş. Olası neden olarakta kadınların kullandığı sabunlar, vücut yağları, şampuanlar, makyaj malzemelerini saymış. ABD’de 2008 yılında çocukların kullandığı biberon, dişlik v.b. ürünlerde yasaklanmıştı. Bunun dışında Haziran 2014’de ABD Kronik Tehlike danışma kurulu phthalates için hazırladığı raporda tehlikeli olduğunun altını çizmesiyle iş resmiyet te kazanmıştır. Son 20 yılda neredeyse kamu sağlını ilgilendiren her tehlikede phthalates’ın yaratabildiği düşünülen tehlikelerden oluşmaktadır. Örneğin astım, hiper-aktivite, dikkat bozukluğu, göğüs kanseri, obezite, diyabet, otizm ve düşmüş erkek fertilitesi gibi.

Bu kimyasaldan organik beslenme ile bile kurtulamayacağınızı gösteren bilimsel çalışmalar bile var. Yıllık üretimi 6 milyon tonu geçen phthalates için Kaliforniya eyaleti phthalates içeren ürünlerin ambalajında uyarıcı not yazılması için regülasyon hazırlamış örneğin. En büyük engel yine para: Bu tip plastikleştiricilerin 2019 yılı için piyasa büyüklüğünün 19.4 milyar Dolar olacağı tahmin ediliyor.

Bunun dışında geçtiğimiz ay AB’de tamamlanan 2.8 milyon sterline mal olan dev araştırma böcek ilacı neonikotinoid’in evcil arılar dışında yabani arıların ölümüne neden olduğunu bulmuş. Bayer ve Syngenta firmalarının ürünü olan bu kimyasal, firmaların kendi yaptığı ama sonuçları bu firmalar için çok kötü olduğundan dolayı yayınlamadığı araştırmasında da arılara ciddi zarar verdiğini göstermiş. Bu maddenin piyasa değeri ise 2014 yılı için 3.9 milyar Dolar. Böcek ilaçları piyasasının değeri ise 235-577 milyar Dolar arası.

Bütün bunların bizimle alakasına gelince dünyada zararlı kimyasalların belirlenmesi ve kullanımının engellenmesi, bunları üreten dev firmalarla savaşlara neden oluyor. Biz elbette savaşamayız ama bu piyasalarda neler olup bittiğini takip edebilen, araştıran, raporlayan ve kuşkulandığında bile ülkeye girmesinin, kullanımının önleyebilen bir kurumumuz olabilirdi. Ülkede belki de çok yüksek rakamlara ulaşan kanser, hiper-aktivite, otizm vakalarının çözümünü bile bulabilirdik.

Food and Chemical Toxicology dergisindeki araştırmada suyuna RoundUp katılan fareler ve gelişen tümörler