Euro para birimine nasıl geçilir?

Seçimler yaklaştığından olacak sanırım, etrafta daha önce de çok konuşulan ama ciddi ciddi üstünde tartışılmamış konu olan KKTC’nin Euro para birimine geçmesi yine gündemde. Ben de bu hafta bu konuda tecrübe yaşamış ülkeleri ve yaşadıklarını araştırdım. Euro para birimine bizim gibi bir ülkede geçmek, elbette enflasyondan korunmaya yönelik bir çaba. Türk lirasındaki aşırı oynaklık, başka ülkelerde görülmemiş şekilde hepimizi Euro, Sterlin, Dolar çapraz kurlarını bir Avrupalıdan veya ABD’liden çok daha iyi bilir hale getirmiş. Tüccar rahat değil, maaşlı huzursuz, döviz cinsinden borçlu ise hergün ölüyor ne olacak döviz kuru diye.  İşin yasal, politik ve stratejik sorunlarını bir yana bırakırsak Euro’ya geçişte her ülke kendine uygun yolu takip etmiştir.

1 Ocak 1999’dan itibaren Euro’ya geçecek ülkelerin para birimleri AB Merkez bankasının verdiği sabit kurdan değiştirilmeye başlanmıştı. Örneğin 1 Euro 1.95583 Alman Markına, 6.55957 Fransız Frankına, 166.386 İspanyol pezosuna veya 1936.27 İtalyan lirasına eşittir diyerek o ülkede zamanla Euro’nun yerel para biriminin yerini alması seçilmişti. Daha sonraları katılmak isteyen ülkeler başka yollardan geçmiştir. Çek cumhuriyeti “Big Bang” yöntemi ile hem nakit, hem de nakit olmayan şekilde aynı anda kullanıma geçerek Euro’ya geçişi planlamıştı. Ülkede fiyatlar hem Euro cinsinden hem de Çek kronu olarak iki ay boyunca raflarda asılacak, daha sonrasında ise sadece Euro fiyatlar ile devam edilecekti. Borçların ise ana parası Euro’ya geçiş tarihinde Euro’nun o günkü kurundan Euro’ya çevirilecek ve ödemeler ona göre tekrar düzenlenecekti.

Slovakya’da geçiş sonrası yaşadıklarını özetleyen bir raporda bu işin maliyetini de ortaya dökmüşler. Orada da “Big Bang” yönteminin tercih edilmesinin geçiş döneminin süresini kısaltacağından seçildiğini öğreniyoruz. Yine 2 ay için ülkede bütün fiyatlar hem Euro hem de Slovak koruna’sı cinsinden verilmiş. Maliyet ile ilgili kısmında ise Euro’ya geçişte bilgi sistemlerinin güncellenmesi, kur değişimi, çift fiyatlandırma ve personel eğitimi gibi masrafların diğer AB ülkeleri için geçiş sürecinde GSMH’nin %0.3 ile 0.8 arasında gerçekleştiğini belirtmişler. Kendilerinin geçişi hızlı tamamlamaları neticesinde %0.3’lük bir masrafla tamamladıklarını düşünüyorlar.

Bu işten kısmen de olsa en çok etkilenen sektörün bankacılık olduğu veye olacağı kesin. Özellikle faizlerin yüksek olduğu ülkelerde kredi ve mevduat faizi arasındaki geniş aralık Euro ile azalacağından bankalar tarafından başlangıçta hoş karşılanmayacaktır ama uzun vadede stabil bir ekonomiden kendileri de faydalanacaktır.

Başka bir para birimine geçiş acaba sorunları çözer mi? Kimse tam olarak bilemez ama bazı ülkeler de Euro’ya geçtikleri halde bizim şu an yaşadığımız sorunları yaşamış ve çözüm üretmişler. Hem de AB’yi karşılarına alarak. Romanya, Hırvatistan, Polonya ve Macaristan’da (Florin kullanıyor) İsviçre Frankı ile ev borcuna girmek modaydı. Faizinin yerel para birimine göre düşük olmasından dolayı çoğu kişi frank kazanmasa da borcunu İsviçre frangı cinsinden almıştı.  Frank bir anda %20 fırlayınca birçok borçlu krize girer. Devlet tabiki borçluların yardımına koşar. Örneğin Hırvatistan’ın yöntemi bankalara zarar verdiği gerekçesi ile AB tarafından şiddetle ret edilir. Macaristan’ın yaptığı ise yarı alkış yarı şikayetle uygulamaya konur, Polonya hala napacağını bilmez çözüm arar durumda. Bütün bu süreçte bence çok güzel çözümler önerilir. Sağlam ve otoriter halkçı bir devlet ancak buna çözüm bulabilir gibi. Kısmetse döviz borçlar için bulunan çözümleri gelecek hafta birlikte inceleriz. İyi haftalar…