Döviz kredi borçları ve Polonya örneği

Döviz krizi sanki aşılmış gibi bir hava oluştu sanırım geçtiğimiz haftadan beri. Bu tip ani şok gelişme sonrası ilk şaşkınlık, öfke geçtikten sonra böyle şeyleri normalleştirmeye alıştık bell ki. İlk şok zamanı tepki koymadıktan sonra bu tip gelişmelerden kaynaklanan zararları, kişiler zamanla kendi hataları olarak görmeye, maddi durumlarını geliştirmek için yollar aramaya başlar. Kısaca kendi kendinize kalırsınız. Bütün dünyada da öyle diyebiliriz ama bazı ülkelerin devletleri buna tezat davranıp vatandaşının yanında durabiliyor.

15 Ocak 2015’te İsviçre Merkez bankası, İsviçre frankının Euro’ya olan çapasını iptal etmesi sonrası İsviçre Frangı Euro’ya karşı bir günde  %20 değer kazanır. Bizim için önemsiz görünen bu gelişme bazı ülkeler için büyük şok olur. Polonya’da 2008 Finans Krizi zamanı Polonya Zloty’si cinsinden emlak kredisi faizleri yıllık %8.7 iken İsviçre frangı faizi bunun yarısı kadardı.

Kriz sonrası Batı ülkelerinde piyasaya kurtarma paketi olarak atılan çuvallar dolusu paradan dolayı bu ülkelerde faizler sıfıra yanaşır. İsviçre frangı faizleri %2.7’ye düşer. Doğu Avrupa ülkelerinin bankaları fırsat bu fırsat diyerek, bütün emlak kredilerini yerel para dışı para birimlerine doğru kampanyalarla iter. Sadece Polonya’da bu cins kredilerden 565,000 hanehalkı toplam 42 milyar Dolarlık kredi alırlar. Bu miktar, bütün konut kredilerinin %40’ı kadarmış. Sanki bizde de olan STG konut kredisi hikayesine benziyor değil mi? Neyse biz konumuza devam edelim. Ocak 2015’teki şok sonrası İsviçre Frangı cinsinden konut borçları, ipotek olan evlerin piyasa fiyatını da geçmiş.

Bu sadece Polonya’da olmadı, Avusturya, Hırvatistan, Romanya, Macaristan gibi ülkelerde de yaşanmış. Her ülke kendine göre çözümler getirmiş. 2014 yılında Macaristan kendi bankalarını 14 milyar Dolarlık döviz cinsi kredileri sabit bir kurdan yerel para birimine çevirtmesi için yasal düzenleme yapmış, borç alanlara değişim farkı kadar geri ödeme yapmış. 2015’te Hırvatistanda Sosyal demokrat iktidarı bankaları İsviçre Frangı cinsinden kredileri Euro’ya kriz öncesi kurdan değiştirtme için yasal düzenleme yaptı. Bu değişim bankalara 912 milyon Dolarlık mal olacak olması, Hırvat bankaların tepkisine neden olur. Avrupa Birliği ve AB Merkez bankasına şikayete bile giderler. 2016 yılında Romanya, Hırvatistan’daki gibi, bankalara İsviçre Frangı cinsinden kredileri yerel para birimine kriz öncesi kurdan değiştirtme zorunluluğu getirtir. Romen bankalarına maliyeti 600 milyon Dolar. Bu düzenleme Romen anayasa mahkemesi tarafından ret edilmesine rağmen hala üstünde tartışmalar devam ediyor.

Polonya’da iktidardaki Hukuk ve adalet partisi, İsviçre Frangı cinsinden borçların bankalar tarafından düşük kurdan Polonya zlotisi’ne çevirttirtme girişimi devlet başkanı Dodi tarafından engellenir. Parti başkanı Jaroslaw Kaczynski ise Şubat’ta döviz cinsi borçların “Modern zaman köleliği” olduğunu ve borçluların yasal düzenlemeyi beklemeden borç sözleşmelerindeki kötü şartlar nedeniyle bankalara karşı dava açmaya çağırmıştı.

Bütün bu gelişmelerin içinde ilgi çekici olan nokta ise bankaların ve AB’nin, bu ülkelerin vatandaşları için yaptığı düzenlemeleri demokrasi düşmanlığı, zorbalık ve adaletsizlik olarak tanımlaması ve çeşit çeşit davalar ve yasal zorluklar çıkararak bunların önüne geçmeye çalışmaları. AB, Hırvatistan’nın bu düzenlemesine karşı dava bile açar. Örneğin AB finansal stabilite komitesinden Lord Hill, Hırvatistan’daki düzenlemenin yatırım ortamı ve tek Pazar uygulamasına zarar vermemesi için Hırvatistan’ın kulağının çekilmesi gerektiği ve diğer ülkelerde de tekrarlanmaması için önlem alınması çağrısında bulunur. Zaten AB, bir çeşit parasal birlik olduğunu böylece resmiyete dökmüş oldu bence. Bizde napıldı bilen var mı?