Halkı temsil eden bir meclis nerede?

Madeleine McCann isimli küçük bir kızın Mayıs 2007’de Portekiz’deki bir tatil beldesinde kaybolması neticesinde günümüze kadar süren arama çalışmalarını belki gören veya duyanlarınız olmuştur. Kaybolduğu dönem neredeyse bütün İngiliz medyası ve diğer büyük batı medya kuruluşları, kaybolan kızın bulunması için seferber olmuşlardı. Bulunmasına yardımcı olacak olan kişiye 2.6 milyon sterlinlik ödül ise Harry Potter’in yazarı J.K.Rowling, İngiliz milyarder Richard Branson, Medya yıldızı Simon Cowell gibi kişilerin büyük katkısı ile oluşturulmuştu. Gazeteciler, televizyoncular kızın kaybolduğu Portekiz tatil beldesinden canlı yayınlar yapıyorlardı, dergiler gazeteler kızın resimlerini sayfalarında yer verip yardım çağrısında bulunuyordu. Madeleine için kitap yazan annesi, 2012 yılında yazdığı kitap sayesinde kızının arama çalışmalarında kullanılmak üzere 1 milyon sterlinlik gelir bile elde etmişti. Madeleine’in babası tanınmış bir kardiyolog, annesi ise jinekoloji ve anestezi okumuş bir doktor.

Şubat 2008’de ise Shannon Matthews isimli yine küçük bir kız, yüzme kursundan evine dönerken kaybolur. Shannon’un kaybolması medyada çok dikkat çekmez, bulunması için toplanabilen yardım parası skandalların gazetesi The Sun yardımı ile ancak 25.000 sterline ulaşır. Shannon’un annesi 7 çocuklu işsiz biri iken, annesinin erkek arkadaşı ise süper markette balıkçıymış. Köhne, fakir Dewsbury Moor kasabasında belediye evlerinde kalıyorlarmış. İki olayda da kaybolan iki küçük kız olmasına rağmen, medya birini çok sahiplenmişken diğerini nedense görmezden gelmeyi tercih etmiş, fakir olanın kasabasına olay zamanı ne gazeteciler ne de canlı yayın ekipleri uğramış.

Shannon Matthews ve annesi

Medyanın iki olay arasında bu kadar bariz farklı davranması, konuyu inceleyen İngiliz yazar Owen Jones’a göre İngiliz medyasını oluşturan kişilerin çoğunun orta gelir ve üstüne sahip, özel okullarda okumuş kişiler olmasının, bu kişilerin Madeleine’in ailesini kendilerine daha yakın hissetmelerinden kaynaklandığını düşünüyor. Sonuçta kendi çocuklarının da başına tatildeyken benzer bir olay gelmesi düşüncesi ve kendilerini onların yerine koymaları, bu farklılığı tetiklemiş olabilirdi. Dönemin İngiltere Başbakanı David Cameron, özel okullarda okumuş varlıklı ve soyu Kral William 4’e kadar uzanan bir asillikte iken karısı da zengin ve soyu Kral Charles 2’den gelmekteydi. Cameron’un muhafazakâr partisinin milletvekillerinin %60’ı özel okullarda okumuş kişilerden oluşmaktaydı. Profesyonel işi olan veya iş dünyasından gelen vekil sayısı aynı parlamentonun üçte ikisini oluşturuyordu. İşçi kökenli vekil sayısı ise parlamentonun ancak kırkta biri kadar. Cameron, Shanon Matthews’in ailesinin kızını kendilerinin kaçırmış olabileceği iddiaları üzerine 2009 yılında sosyal yardım alanların artık sıkı denetime gireceklerini, herkese sosyal yardımın verilmeyeceğini anons eder. Milyonlarca sterlinlik serveti olan birinin, bir kişinin kötü davranışını örnek alıp sosyal yardıma muhtaç herkesi cezalandırması ilginç. Örneğin en az 15 kişiyi öldürdüğü mahkemece kesinleşen, 250 kişinin belki de katili olduğu düşünülen Doktor Harold Shipman için İngiliz hükümeti bütün İngiliz doktorları ilgilendirecek herhangi bir yaptırım kararı ise üretmemiştir.  Jones, meclisin halkı temsil etmediğini ısrarla söylüyor.

Örneğin bizde meclisin neredeyse üçte biri doktor iken halkın kaçta kaçı doktordur? 120.000 çalışanın olduğu ülkede herkesin iş adamı veya akademisyen olmadığı bariz iken, iş adamı veya akademisyen adaylar sıradan özel sektör işçisinin hayatını ne kadar savunabilir?  Ülkede seçmen sayısının %2’si olan öğretmenler veya %0.5’i bile olmayan avukatlar niye meclis vekil adaylıklarında çok?  Kaç işçi aday? veya sosyal yardım alan yaklaşık 9000 kişiden hiçbiri mi aday olamadı? Kellesi masada olmayanlar, sizin için çabalar mı? Herkesin yeni yılı kutlu olsun.