Çalı adamlara* karşı Ayn Rand felsefesi

Afrika’nın Kalahari çölünde yaşayan ve modern insan Homo Sapiens’in genetik olarak en eski yaşayan atası kabul edilen çalı adamları duydunuz mu? Bu insanlar yapılan araştırmalara göre en az 20,000 yıldır aynı yerde yaşıyorlar, bazı çalışmalarda ise modern insanın en eski atasının 150,000 yıl önce bu bölgeden kuzeye doğru ayrılırken onlar geride kalan, ayrılmayan insan grubu. Tarım ve hayvan yetiştiriciliği yapmadan, günler süren avcılık ve etrafta bulabildikleri tohum, meyve ve otları toplayarak yaşıyorlar. Haftada ortalama 15 saat çalışmayla yaşayan bu kabilede arazi veya hayvan sahipliği yok. Lider de yok. Aile içi de dahil kararlar ortak görüşe göre alınıyor. Alınan kararlarda yine de tecrübesi veya yeteneği olanın görüşüne karşı doğal eğilim bulunmaktadır.

Meşhur ekonomist John Maynard Keynes, 1929 borsa krizinde ciddi kayıplara uğrayınca melankoli ve umutla kaleme aldığı “Torunların ekonomik fırsatları” adlı eserini yazar. Kitapta bir yüzyıl sonra insanların otomasyon ve üretimdeki gelişmeler sonucu haftada en fazla sadece 15 saat çalışarak refah içinde yaşayabileceğini anlatmış. Keynes’e göre ekonomik sorunların nedeni sınırsız isteklerimize karşı sınırlı kaynaklara sahip olmamız olmuştur.

Ayn rand

Şimdi başka birini tanıyalım. Varlıklı bir ailenin kızı olan Ayn Rand, 1917 Ekim devrimi sonrası devrimcilerin Rand’ın ailesinin bütün mal varlığına el koyması sonucu göç etmek zorunda kalmış ve geldiği ABD’de bireyselciliğin en tanınmış savunucusu ve yazarı olmuştur. Rand’a göre insan sadece kendi mutluluğu ve onu elde etmek için yaşamalı. Karşılıksız yardımın (Altruizm) modern insanın doğasına aykırı olduğunu ve ancak ilkel insanların birbirlerine yardım ve fedakarlık yaptığını düşünüyor.

 

Bir insanın başkasına yapacağı yardımın ancak cömertlik olabileceğini, ahlaken veya zorakilik olamayacağını eserlerinde yazan Rand, yardımseverliğin batı kültürünü zehirleyen ve yok olmasına neden olacak komünist bir anlayışın eseri olduğunu iddia etmekten de geri durmaz. Fedakarlık ahlağını taşıyan birinin mutluluğu aramasının saçma olduğunu, topluluk şeklinde yaşayanların açlığın sınırında, doğal afetlere savunmasız ve hatta hayvan sürülerinden de daha az başarı şansı olduğunu yazan biri.

Sosyal sorumluluğun ancak alt sınıf insanların ihtiyaçları için var olduğunu, üst insanın buna gerek duymadığını, kendi mutluluğunu kimseye ihtiyaç duymadan elde edebileceğini de iddia etmiş Rand.

Keynes’in döneminden neredeyse yüzyıl geçmesine rağmen Keynes’in hayali olan haftalık 15 saatlik çalışma hayal olmuş, tam tersine 3-4 katı kadar saate çalışılacak iş bile bulunamıyor hale gelindi. En meşhur ekonomistlerden birinin tahmini boş çıkmış en azından şimdilik.

Ayn Rand’ın bencillik temelli felsefesi ise gizliden gizliye yaşayan bir olgu iken herkesin egoist olması durumunda bir toplumun yok olacağı bariz belli sanırım. Gizli Rand takipçileri olan bazı insanların elde ettikleri pozisyon ve güçle birlikte topluma ihtiyaç duymadan yaşayacağına inancı belki de gelir dağılımının bu hallere gelmesine neden olmuşturlar. Böyle toplumsal yapı çöker. Fransız veya Kızıl Ekim devrimi işte bu zihniyete karşı olmuştu. Hani şu Rand’ın ailesinin herşeyine el konulduğu devrim. Belki tekrar canlanır ama aynı yapı ile tekrar yıkılır.

Yazımızın başındaki ilkel kabileye dönelim. Kalahari çölündeki Çalı adamlarını 1969’un Time dergisi çok az şeyle mutlu yaşayabilen bu insanlar “En zengin insanlar” diye tanımlanıyor. Eğer hayatta kalmak bir medeniyet için en büyük başarı ise sanırım 150,000 yıllık devamlılık ile en başarılı medeniyet onlarınki. Çok az şeye ihtiyaç duyup, ihtiyaçtan daha fazlasını talep etmemek toplumları yaşatır.  Biz elimizdeki ile yetinmeyi biliyor muyuz yoksa Ayn Rand’ın öğrencilerimiyiz?

*”Çalı adamlar” tanımı ingilizce ismi olan “Bushmen”‘den türetilmiştir.