Aslanların arasındaki kuzu kim?

Herkesin bildiği gibi geçtiğimiz hafta, ani fırlayan döviz kurlarına kârşı bir takım önlemler açıklandı. Bu önlemlerle ilgili yazmadan önce biraz ülkemizdeki bankaların kârlılıkları hakkında yazalım. 2015 yılında ülkemizdeki bankalar 201 milyon TL kâr elde etmiş. 2017 yılında ise 408 milyon TL’ye dayanıyor bankaların toplam kârı. Kısaca herhangi bir çalışanın maaşındaki artışın çok çok üzerinde kâr artış oranında çalışıyor bankalar. Daha da ilginci 2017 ‘de ödenmiş banka sermayesinin neredeyse her 2.50 TL’si için 1 TL kâr elde ediyor bankalarımız. Türkiye bankaları 2017 özkaynak kârlılığı %14 iken, bizde bu oran %17. Kısaca Türkiye bankaları bu sene kârlılıkta rekor kırar iken bile bizden geride kalmışlar.

Bu sene Ocak-Şubat döneminde Türkiye banka kârları geçen seneye göre %0.8 azalmış. KKTC bankalarında ise %10 azalış var. Kısaca sektörde hüzünlü bir hava dolaşıyor heralde. Bu kadar kâra alışmış iken biraz sallanmışlar sanırım. Peki, döviz krizi önlemler paketi ile ne alakası var? Bu paket yerli bankalar için bulunmaz bir fırsat gibi duruyor. Bankaların aslında kendilerine ait olmayan müşteri parasını (mevduatlarınızı) kredi olarak kullandırtma durumunda devletin aldığı %0.5’lik pul parası, yeni pakete göre alınmayacak. Bu maliyet zaten krediyi alana yansıtılıyordu. Krediye muhtaç kişiye bir başka uyduruk masraf ise, “Dosya masrafı” adı altında aldıkları yaklaşık %1’lik ekstra masraf (banka için gelir). Bir de bankanın genellikle yan şirketinden “zorunlu sigorta” adı altında alınan başka bir ekstra geliri bulunmakta. Bankaların da fedakârlık ile bunlardan veya faizden feragat edeceğine dair bir şey duymadık.

Bu pul parasından feragat işi, sadece eski kredinizi ödeyemeyip yeniden yapılandırılsın diye gittiğinizde, kısaca yeni kredi alacağınızda geçerli. Yeni kredi başvurunuzda, eskiden aldığınız düşük faizi artık çok zor göreceğinizi, yeniden dosya masrafı ödemek zorunda kalacağınızı ve üstüne yeni yüksek faiz oranı ile daha uzun süre borç ödemeniz gerekeceğini dikkate aldığınızda aslında kurtulduğunuz pul parasının, bunlar yanında pul parası olduğunu göreceksiniz.

Yine bankalar ile ilgili diğer bir avantajlı düzenleme ise bankaların müşterilerine ait olan paraların hepsini harcamasın diye önlem olarak merkez bankasında zorunlu olarak tutturulan munzam kârşılıkların tutma oranının azaltılması ki, ülkemizde kredi ve konut fiyatlarının esas patlama nedenlerinden biridir bu oranın sürekli düşürülmesi. Bankalar böyle giderse, merkez bankasında sigorta amaçlı tutulan hiç para kalmayana kadar bütün güvenlik amaçlı tutulan paraları tüketecek. Merkez bankasında yasal kârşılık olarak, banka müşterilerine ait tutulan döviz para miktarı 1 milyar TL iken bankaların döviz mevduat yükümlülüğü 12 milyar TL. Kısaca %8’i civarında. TL’de de oran aynı. Dövizde bunun daha da azaltılmasındaki amaç bankaların krediye para bulamaması ise merkezde fazladan tuttukları 2.1 milyar TL’lik döviz niçin orada?

Merkez bankasının 30 Mart 2018’deki durumundan

Döviz önlem paketinin diğer maddeleri 31 Ağustos 2015’te açıklananlar ile neredeyse bire bir aynı. O zamanlar “Kredilerle ilgili önlem almanın şu anda mümkün olamayacağını” söylemişlerdi. Bugün alınan önlemlere bakınca sanki bankaların ultra yüksek olan ve son zamanlarda düşen kârlarına kârşı önlem alınmış gibi bir hava oluştu bende. 2015’te ithalatta döviz kurlarının sabitlenmesi enflasyonu, kira kontratlarında TL kontratlara düşük vergi alınması STG kirayı önledi mi? diye bugün etrafınıza bakın. Bankalar, ithalatçılar ve rantçılar aslan payını aldığına göre, geriye bu işlerden kim zarar görecek bulmaya kaldı. Sıradan vatandaş veya devlet olabilir mi? İyi haftalar.

Ağustos 2015’te ekonomik önlemler paketinin enflasyona etkisi (kırmızı) Görüldüğü gibi eskiden daha çok 0 ve alt enflasyon rakamı görülmüşken, paket sonrası sadece 2 defa görüldü