Akaryakıt ve ekonomik kriz

Ekonomi bakanlığımız geçen hafta Şubat’tan beri 4 defa artış yaşanan akaryakıt fiyatları ile ilgili açıklama yaptı. Açıklamada 2016 yılında ortalama petrol varil fiyatının 40-50 dolar civarında olması ve günümüzde hem dolar kurunun 2016’ya göre artması (benim verilerime göre ortalama dolar kuru 2016‘da 3 .10 TL’den  2018’de 3.95 TL’ye) hem de petrol varil fiyatlarının artması (2018 ortalama 71 USD) neticesinde bu artışların kaçınılmaz olduğunu anlatmıştır.

Bu yüzden bu hafta akaryakıt fiyatlarının belirlenmesinde kullanılan girdilerden bahsedelim, biraz da gelecekte muhtemel senaryolar hakkında yazalım. Akaryakıt fiyatı belirlenirken akaryakıtın adaya geliş fiyatı hariç diğer masraflar diyebileceğimiz bu masraflar eklenerek belirleniyor: Sabit masraflar olarak nakliye bedeli, turizm teşvik fonu, fire masraf karı, gümrük vergisi, bayi kârı iken değişken masraflar ise rıhtım harcı, belediye tartı harcı, fiyat istikrar fonu, kdv. Bunların içinde en ağırlıklı masraflar elbette petrolün adaya geliş maliyeti ve Fiyat istikrar fonu. Petrolün aday geliş maliyeti uluslararası petrol varil fiyatları ve dolar/tl kuruna bağlı iken fiyat istikrar fonunun ne kadar olacağı ise devletin tekelinde. Yani biri dış nedenlere bağlı iken, diğeri içsel nedenlerle belirleniyor.

Benzin pompa fiyatı faktörleri

Bugün itibari ile brent petrol fiyatı 75,60 dolar iken USD/TL kuru ise an itibari ile 4.25 seviyesinde. Yılbaşında brent fiyatı 66,57 dolar, USD/TL kuru ise 3,79 TL idi. Yani her ikisinde de ciddi artış var. Bu artışların ekonomiye etkisi kaçınılmaz. Örneğin 2016 yılında 112 milyon litre 95 oktan benzini 48,7 milyon dolar karşılığı ithal etmişken 120 milyon litre Euro dizeli 44.7 milyon dolara almışız. O zamanki petrol fiyatı da daha önce yazdığım gibi ortalama 40-50 USD. 2015 yılında ise 104 milyon litre 95 oktan benzin için 48,5 milyon dolar ödemişiz. 43 milyon litre Euro dizel için ise 20 milyon dolar para yollamışız yurtdışına. 2015 yılı Brent petrol fiyatı ise ortalama 55 USD.  2015-2016 arası petrol varil fiyatında yaşanan düşüşün etkisi ile %20 civarında yakıt ithal masrafımız azalmıştı. 2017 yılında ise petrol fiyatı neredeyse sabit kalmasına rağmen USD/TL kurunun %20 civarında artması ile ve biraz da daha çok yakıt ihtiyacı nedeni ile bu sefer yakıt ithalatımız dolar cinsinden %38 artmış.

2018 yılı boyunca bazı petrol fiyat uzmanına göre petrolün varil fiyatının yükseleceği veya bu şekilde kalacağı düşünülüyor. Şu an bile petrol varil fiyatı ve kur sabit kalsa bile ağır bir yük ekonomiyi bekliyor. 2017 yılına göre %27 artan petrol fiyatı ile %10 civarı artan USD/TL kuru üstüne bir de artan yakıt ihtiyacı neticesinde ülkeden daha fazla döviz yurtdışına çıkacak, girdi maliyetleri artacak, ki özellikle elektrik tarife fiyatı artacaktır. Bütün bunları otomatik olarak enflasyonda göreceğiz. Üstüne hayat pahalılığı artışı, asgari ücretin artırılması gibi artçı artışları da eklediğinizde hem devletin, hem şahısların üstünde yük ağırlaşacaktır. Kırılgan bir ekonomi bunu kaldıramaz. Hızlı iflaslar, el değiştirmeler veya isyanlar bile beklenebilir. Bizim ekonomimiz kırılgan mı, değil mi? göreceğiz ama oturup bunların gelişini izlememek bile bir kırılganlık önleyici olacaktır.

Peki ne yapabiliriz? Burada özellikle akaryakıt fiyatlarının oluşması konusunda yazdığım gibi dış faktörler bizim elimizde değil ama iç nedenlerden olan fiyat istikrar fonu gibi bir fonun ve akaryakıt üstündeki diğer ıvır zıvır vergilerin bir süre tamamen iptali ve dolaylı vergilerin devlet tarafından azaltılıp temel tüketimden almak yerine lüks tüketime kaydırılması ve direkt vergi gelirlerini acilen artırması çözüm olacaktır.