Borç, borç, borç

Hyman Minsk ABD’nin depresyon yıllarında büyümüş biri olarak ekonomik çöküşlerden çok etkilenmiş ve bunun üzerine bolca düşünüp yazmış bir ekonomistti. 2007’de başlayan büyük finansal çöküşe kadar meşhur “The Economist” dergisinde adı yalnızca bir defa kısaca kullanılan Minsk, kriz sonrası en az 30 defa adının geçtiği makaleler ile “The Economist” dergisinde kendine yer bulur. Hatta daha önce adı hiç kullanılmamış iken kriz döneminde merkez bankaları sunumlarında, brokerlerin müşterilerine yolladıkları danışman görüşlerinde Minsk için bol bol atıfta bulunurlar. Minsk’in “coşmuş şirketler çok fazla borç alır, bu onları felçli hale getirir ve sonunda kötü şeyler ortaya çıkmaya başlar” öngörüsü 1990’dan beri 3 defa gerçekleşti. Şimdilerde 4. yolda gibi. Nasıl mı? Gelin birlikte bakalım.

1991 yılında ABD ekonomisi durgunluğa girdiğinde, ABD şirket borçlarının Gayri safi yurtiçi hasılaya oranı %43’e dayanmıştı. Kriz sonunda bu oran %38’e geriler. İkinci durgunluk 2001 yılında yine şirket borçlarının GSYİH’ya oranı %45’e dayandığında olur. 2 yıl içinde %39’a gerileyen bu oran, meşhur 2008 finans krizi zamanı kısa süre içinde %45’i geçer. Yine 2 yıl sonra %39’lara kadar geriler. Günümüzde yine %45’e dayanmış. Bu belki bir krizin öncü göstergesi ama konuşmak için erken olabilir.

Türkiye’de özel sektör borçları 2002 yılında 43 milyar dolar civarında iken, günümüzde 317 milyar dolara yaklaştı. Yani 7 kattan fazla artmış 15 senede. Hiç etkilenmemiş olabilir mi bu artıştan şirketler? Bünyesinde Ülker, Godiva ve Mcvities’ gibi markaları bulunduran Yıldız Holding geçen hafta 7 milyar dolarlık borcunun 5.5 milyarlık kısmı için bankalar ile ödeme kolaylığı için anlaşmış. Doğuş grubu, ki bu firma da bünyesinde Volkswagen, Porsche, Audi gibi markaların distribütörlüğü ve fenomen olan Nusr-Et restorantlarını içeriyor, 4.7 milyar dolar döviz pozisyon açığı ve 6.2 milyar dolar finansman açığı nedeni ile borç yapılandırma talep ediyor. Türk Telekom’un en büyük ortağı Oger Telekom’un 4.4 milyar dolarlık borcunu ödeyememesi ise borç krizi söylentilerini ayyuka çıkarmıştır. Tabi sadece şirketler değil spor klüpleri de bol borcun acısını hissetmeye başlamış. Galatasaray spor klübü de geçen hafta 2.5 milyar TL’lik borç için bankalarla yeniden yapılandırma için konuşmaya başlamış. (AN İTİBARİ İLE HABER YALANLANDI)

IMF Nisan ayı ortasında açıkladığı raporunda küresel borç toplamının 2016’da dünya GSYİH’nın %225’ine ulaştığını söylüyor. 2008 finans krizindeki oranın 12 puan üstüne çıkan küresel borç seviyesinin ucuz faiz ile borca asılan ülkeleri sallayacak, hatta çöküşlerine neden olabileceğini yazmış IMF raporunda ayrıca.

Meşhur ekonomist Irving Fisher kriz zamanı bankalar ellerinde bulunan kötü borçların ipoteklerini nakite döndürmek için hep beraber piyasaya sürdüklerinde, ipotekli malların piyasadaki kriz dışında bir de bol arz nedeni ile değerinin daha da aşağılara düşeceğini ve nakite döndürmede yaşanan sorunun piyasalarda daralmayı körükleyeceğini iddia etmişti. Merkez bankalarının elinde neredeyse tek silah olan para basma işi, tüketimi daha da tetikliyor ve paranın değerinin düşmesi neticesinde enflasyonu artırıyorlar. Enflasyon ise gelir dağılımı dengesizliğinin belki de en önemli nedenlerinden.

TCMB M2 para arz 2006-2018
USD M2 para arzı

Küresel kriz hemen çıkar mı?

Belki gelişmekte olan ağır borç altındaki ülkelerde birer ikişer krizler çıkabilir ama küresel kriz için ABD’den işaret gelmeli. M2 parasal tabanı ABD’nin hala aynı hızda büyüyor, kısaca piyasaya para akışında kesilme yok. Türkiye’de ise son zamanlarda tam tersine artış bile var. Bu ikisi karşılaştırıldığında ABD’nin niçin daha enflasyon göremediği, Türkiye’nin ise enflasyondaki artışını açıklıyordur. Zor bir süreç var önümüzde.

Klasik bir şarkı ile bitirelim