Tüketim Savaşları

2018 yılı G7 (Gelişmiş ülkeler 7) zirvesi geçen hafta Kanada`nın Quebec şehrinde yapıldı. Toplantının belki de en onemli olayı ABD başkanı Trump`ın diğer ülke liderleri tarafından etrafı sarılmış bir şekilde Almanya Şansölyesi Angela Merkel`in Trump`ı azarlarmış gibi çekilmiş resmi oldu sanırım. Liderlerin kavgası ABD`nin ticaret anlaşmalarından cayması ve ithal mallara yüksek vergiler getirmek istemesi.

Almanya şikayette haklı kendince. Çünkü ABD, Alman arabalarına gümrükleri artırmak istiyor. Almanya-ABD arası ticaret dengesinde 2018 ilk 4 ayda Almanya 21 milyar dolar kârlı. Trump Kanada`dan da şikayetci çünkü iki ülke arası ticarette Kanada 4.5 milyar Dolar avantajlı (ilk 4 ay). İngiltere ile aralarında kavga yok çünkü aralarındaki ticaret dengede.
Çin ile denge ise astronomik duzeyde kötü ABD icin. 120 milyar Dolar açık 2018 ilk 4 ayda.

ABD ve G7’lerden bazıları ile ticaret dengesi 2018

Herkes ABD`nin oyunda kalmasını istiyor çünkü dünyanın en büyük tüketicileri orada yaşıyor. 2017 yılı tüketici harcamaları 12 trilyon dolar!. Karşılaştırma için bütün Avrupa birliğinin tüketimi 2.3 trilyon Dolar. Nüfusu milyar kişi olan Hindistan`in tüketimi 230 milyar dolar, Çin`in ise 625 milyar dolar.  Kısaca neredeyse bütün dünyadan fazla tüketiyor ABD`li tüketiciler.


ABD halkının tüketimi Kaynak: tradingeconomics.com

Bu yüzden Trump da biraz haklı. Kendi ülkesinde çok düşük ücretlere çalışan vatandaşları var (Gerçek ücretler 1970’lerdeki ile aynı seviyede (Aynısı bizde olsa asgari ücret 140 STG olmalıydı örneğin).

İşsizlik ve sosyal yardıma muhtaç kişi sayısı her geçen gün artıyor. “Niye ben başka ülkenin işçisi kazansın diye kendi ülkemdeki parayı yabancılara yollayım?” diyor.

ABD nominal maaşlar ve gerçek maaşlar 1964-2015 (http://assets.pewresearch.org)

Tüketim toplumu olmak istiyorsanız her ülke sizi sonuna kadar destekler. “Yok ben sizden almayacağım kendim üreteceğim, kendi calışanıma kazandıracağım” derseniz bu sefer o ülkeleri karşınızda bulursunuz.  Eger üretim yapan bir ülke olursanız, hatta ihtiyacınızdan fazla üretebilirseniz, bu sefer başka ülkelerden yeni müşteriler aramaya baslarsınız. Tabi ki bulduğunuz müşterinin parası da olmalı ki sizin ürününüzü alabilsin. Peki parası yoksa, halkı fakirse napacaksınız? Bu ülkenizdeki özel şirketlerin sorunu diyebilirsiniz. Ama olay öyle değil. Küreselleşme adı altında devletleri lobicilerle kafaya alan, rüşvet ve hediyelerle can ciğer olan özel şirketler artık devletleri lobi şirketi haline getirmişler. Kendi işleri icin iki devletin arasını açabiliyorlar, savaş cıkartabiliyorlar. Sorsanız vatan için yapıyor, adaletsizlik icin savaşıyorlar ama işin aslı arka plandaki özel şirket rekabetleri. ABD muhtaç. Tüketicisinin daha fazla tüketmek icin krediye ihtiyaci var çünkü patronu vermiyor. Krediyi verecek olanların da krediye ihtiyaci var, devletinin de yabancı kredilere ihtiyaci var. Hepsi yabancı ülkelerin ve bankaların işine yarıyor. Batacak gibi olduğunda tekrar bir “canlandırma paketi” ile suni teneffüs yapmış gibi ölüyü diriltiyorlar. Bu döngü daha ne kadar gider kimse bilmiyor.

2008 Finans krizini çözen adam diye ünlenen o dönemin ABD merkez bankası başkanı Bernanke geçenlerde “2020`de ABD uçurumun ucunda” diyebiliyor. Kendi yarattığı ucube borç bataklığındakı sisteme çökecek diyebiliyor. Çünkü onlar da ne yaptıklarını bilmiyorlar. Sonucunu kestiremiyorlar.

Biz de tüketimde ucunu kaçırmışız. Bunu heralde etrafınızdan da görebiliyorsunuz. Borçla, krediyle  veya yaratılan yeni müşteriler olan üniversite öğrencileri sayesinde belki de. Bizim sistemin de dönmesi icin ucuz krediye ve daha çok öğrenciye ihtiyaç var. Satılacak arsalar neredeyse bitti veya fiyatı artık kredi ile alınamaz seviyelere dayanmış. Peki geçen haftalarda dediğim gibi faizler yüksek rakamlara çıktığına göre geriye daha çok öğrenci seçeneği kalmış. Onları da daha ne kadar sermayemiz sömürecek zamanla göreceğiz.