Para basarak kumar oynamak – AMB

Avrupa Merkez Bankası (AMB) geçtiğimiz Perşembe günü 2008’den beri sürdürdüğü varlık alım programını Aralık ayı sonunda bitirebileceğini anons etti (Eylül’e kadar aylık 30 milyar Euro olan programlı alımların Eylül-Aralık arası 15 milyara düşürülüp yıl sonunda bu işten vazgeçecekler). AMB’nin web sitesinde bu programın amacının sermaye ihtiyacı olanlara bol sermaye yaratmaya, düşük faizle krediye ulaşma, ekonomiyi canlandırma ve enflasyonu sıfırdan %2 civarına çekmek diye yazıyor.

AMB Aylık varlık alım programı sonuçları

İlginç bir ayrıntı da satır arasında yazmış: “Yatırımcılar elde ettikleri bu fazla fonlarla AB dışı ülkelerin yüksek getirili yatırım araçlarına (tahvil, faiz, borsa …) yatırım yapabilecekleri ve bu sayede Euro kurunun düşmesine (Ellerindeki Euro’yu bozup o ülkenin parasını alması) ve AB’de enflasyonun artmasına yardım edecektir”.  Bunun aynısını ABD merkez bankasının 2014’e kadar yaptığını, Japonya’nın ise hala daha durmadan devam ettiğini hatırlatayım. Ne kadar alçak gönüllü bir operasyon değil mi?

“Gidin, 3. Dünya ülkelerini sömürün” mü diyor?

İlk başta ABD, AB ve Japonya ekonomilerini canlandırmak için canla başla çalışıyor gibi görünse de diğer ülkelerin sırtında çok büyük bir kumar oynuyorlar. Hem neredeyse bütün dünyanın üretim ve sermayesi ellerinde, hem de güçlü para birimleri sayesinde istedikleri kadar para basıp tedavüle sunabiliyorlar. Bastıkları para bildiğiniz matbaada basılmış kağıt ama diğer üçüncü dünya ülkeleri için çok değerli.

Üçüncü dünya ülkeleri de para basıyor ama nedense her bastıklarında enflasyon canavarının hemen altında eziliyorlar. AB ise biçare bir şekilde enflasyonu bari %2’e çıksın diye 5.4 trilyon dolar para basıp özel şirketlere dağıtmış “Alın gidin harcayın ki fiyatlar artsın!” diyerek. AB’nin ve ABD’nin özel şirketleri de bir sürü borç senedi basarak FED ve AMB’na verip bu yeni basılmış paraları alırlar.  Aldıkları paralar ile tam AMB’nin önerdiği şekilde gidip üçüncü dünya ülkelerinde bozdurup yüksek faiz ve uçurulmuş borsalar ile AB ve ABD’nin verdiği faizden çok daha fazlasını kazanırlar. Gittikleri ülkeler ise ilk defa bu kadar dövizi görür, paraları değerli hale gelir ve faizler alıştıkları seviyelerin altına düşer. Evleri arsaları da değerli hale gelir. Çünkü ihtiyaçtan fazla döviz var ve kredi vardır artık.

Tek sorun vardı artık. Bu gelişmiş ülkelerin merkez bankaları sonsuza kadar para basamazlardı. Bir de üstüne bu ellerindeki borç senetlerinin ödeme zamanı geldiğinde senedi veren şirketten parayı geri almalılar. Tabi ki aynı durum üçüncü dünya ülkeleri için de geçerli. Yabancıya yüksek faizlerini ödemeli parasını da geri vermeli. Yabancı da parasını alıp ya merkez bankasından aldığı parayı yerine koymalı veya elinde kalan kar ile artık yükselmesi beklenen kendi ülke faizinde parasını güvenli şekilde değerlendirmeli.

ABD faizleri ve Türkiye M1 yani para basma miktarı değişimi

ABD merkez bankası geçen hafta 0.25 faiz artırımına gitti ve faizlerini %1.75-2 aralığına çıkarttı. AMB ise para basma işi bitip tahsilata geçtiğinde negatif faiz yerine sıfır veya artı faize geçebileceğii ima ediyor. Kısaca yatırımcılara haber yolluyorlar “hade toplayın paraları da geri gelin!”. Üçüncü dünya ülkelerinde çıkarken de ani çıkmaya kalktıklarında ülkenin para birimini yerle bir ediyorlar çünkü fakir ülkeler yabancının getirdiği dövizi har vurup harman savurduklarından için geri ödemeye yetecek ellerinde o kadar döviz olmadığını yeni idrak ediyorlar. Bu sefer “aman borç verin biraz da bu sefer söz yemeycem borcumu ödeyeceğim” diyorlar. Yabancı şirketler fakire güvenmediklerinde ise, IMF’ye “Git arkadaşlara borç ver de ödesinler borçlarını bize” diyorlar. Aynı Arjantin’de şu an olduğu gibi.