Şans ve Sosyal Adalet

Trafikte iken hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama bu kadar çok aracın harika olmasa da bir düzen içinde bir yerden bir yere gitmesi çok ilgi çekici geliyor bana. Yazılı trafik kuralları dışında bütün araçların bir şekilde birbirlerine yol vermesi, trafikte sıraya girmesi, yol sınırları içinde belli bir hızda gitmesi, etrafa çarpmaması, ters istikamette gitmemesi (her zaman olmasa da) vb. şeyler aslında herkesin yazılı veya yazısız tüm kurallara uyduğunu ve uyum sağlayarak ne kadar toplumsal fayda elde ettiğini görüyoruz. Trafikteki kurallar çok karışık kurallar değildir ve genelde okur yazarlık bile istemeyen şeylerdir. Zengin veya fakir olmanız hiç fark etmiyor, herkesin güvenliği ve amacı için trafikte yazılı/yazısız kurallara uyum şart. İlginç bir şekilde neredeyse her ülkede bu yazılı/yazısız kurallar benzer şekildedir (trafiğin akış yönü gibi bazı farklılıklar hariç).

Yazılı kurallar devlet tarafından halka sunulurken genelde halkın örf ve adetlerine uygun şekilde hazırlanır. Bunun dışında, bu kuralların arasına halkın farkında olmadığı bazı şeyler için fazladan veya belli bir kesimin çıkarları maddeler eklenir. Bu ayrıcalık sağlayan maddeler genelde karışık, ucu açık veya yorumlandığında oraya ne için konulduğu belli olmayacak şekilde yazılmıştır. Zamanla kurallara ve araya o kadar çok bu şekilde madde eklenir ki, halk için yazılmış bu kurallar halkın tek cümlesini bile anlayamayacağı düzeye gelir. Trafikteki akış gibi hayatımız da bir şekilde akıyor ve bilmediğimiz/farkında olmadığımız bazı kurallar da bazılarının faydalarına çalışıyor. Nasıl mı?

Daha önceleri yazdığım bir yazıda bahsettiğim gibi çeşitli matematiksel yöntemlerle yapılan bazı ekonomi simülasyonları sonunda her ülkede gelir dağılımı arasında ciddi adaletsizlikler olabileceği bulunmuş. Örneğin, 100 kişinin her birinin 100 TL ile başladığı basit bir oyunda herkes rastgele olarak gruptaki birine her turda 1 TL vermesi ile 1000 tur sonunda birilerinin aşırı zengin, bazılarının ise daha oyun bitmeden iflas etmesi ile sonuçlanıyor.

Başı boş bırakılan, düzenleyicisi olmayan böyle bir piyasada olacak olan bu sonuç zenginin marifetle değil, tamamen şans sayesinde zengin olabileceğini veya iflas edebileceğini gösteriyor. Devletin düzenleyici rolü işte burada devreye giriyor. Bu dağılımın adaletli bir şekilde vatandaşlar arasında sağlanması için devlet kurallar ve düzenlemeler getirmelidir. Trafikte birkaç sürücünün bütün trafiği alt üst edecek kadar büyük bir arabayla trafiğe girmesine herkes nasıl tepki gösterirse ülkedeki adaletli gelir dağılımının önüne de dev bir takoz gibi çıkanlar da halktan tepki çekecektir.

Bana göre bundan daha kötü olabilecek bir şey ise bu dev aracın devletin bazı kesimlere ayrıcalık tanıması neticesinde ortaya çıkması ve halkın tepki göstermesini engelleyecek kurallar ve düzenlemeler ile korunuyor olmasıdır. Yasalar o kadar karışık olmuş ki örneğin bir sözleşme yazması istenen bir avukat bu anlaşmayı yazmak için yüzbinlerce dolar para alabiliyor. İki sıradan vatandaş veya şirket aralarında avukatsız bir anlaşma yapamıyorlar. Vergi beyanı hesaplamada düzenlemeler o kadar karışık hale getirilmiş ki muhasebeci tutmazsanız ya çok vergi veya yüklü ceza ödersiniz. Bu sofistikasyon, sofistike işler olan avukatlık veya muhasebecilik gibi işlere fayda sağlıyor. Aynı bürokrasinin karmaşıklaştırılıp torpilsiz hareket edemeyecek hale getirilmesi gibi.

Biz trafikte hızlı kullanan, kırmızı ışıkta geçen, ters yoldan üstümüze süren, yolun ortasında durup sohbet edip trafiği felç eden insanlara hoşgörü gösteren bir milletiz. Bu insanlar kaza edene kadar da öyle davranırız. Ama ettirmemek önemli.