Enflasyonu anlamak

Bu aralar sanırım çoğu kişi hayatın ne kadar pahalılaştığını, fiyatların durmadan yükseldiğinden falan bahsetmeye başlamıştır. Daha önceki yazılarımda özellikle ekonominin çok ısındığını ve enflasyon canavarının gelmek üzere olduğundan bahsetmiş ve bu tehlikeye dikkat çekmeye çalışmıştım. Peki “bu sıcaklık ve enflasyon dalgası bitti mi?” diye sorarsanız ne yazık ki cevabım kısa bir hayır olacaktır. Bana göre henüz taşlar yerine oturmadı ve sallantının şiddeti bu kadar az olmazdı. Bu seviyede kalırsa herkes adına çok sevinirim çünkü bu alıştığımız şekilde hayatımıza devam etmemize yeterli bir ortam olacaktır. Kendimce enflasyonun sebebini ve nasıl oluştuğunu anlamaya çalışıyorum. Elbette bu konuda bir sürü çalışma ve makale bulunmakta ama her ülkenin kendine has durumundan dolayı enflasyonu tetikleyici ana faktör ülkeler arasında farklılıklar göstermektedir.

Bizim enflasyonumuzla ilgili ilk bulgum, enflasyonun ana tetikleyicilerinden birinin ülkedeki para miktarındaki artış olduğudur. Çok basit bir çıkarım gibi dursa da aslında merkez bankası ve diğer ilgili kaynaklardan topladığım veriler biraz karışık bir ilişki neticesinde para miktarının doğrudan doğruya enflasyonu etkilediğini göstermiştir. Kısaca bankalarımız ne kadar para yaratıyorsa, ne kadar çok kredi veriyorsa ve ülkeye kaçak veya yasal yollardan giren ne kadar çok para olursa ilk önce spekülatif malların fiyatları (emlak vb) artıyor ardından da gittikçe aşağılara yayılan bir şekilde fiyatlara yansıyor.

Basit bir örnek olsun diye Tyler Cowen’in “enflasyon” hakkındaki küçük videosunu özetleyim: Hayali bir ülke, hizmetleri yüzünden askerlerine maaş artışı yapmak istesin ve elinde fazladan gelir olmadığı için yeni banknotlar şeklinde para basarak askerlerine dağıtsın. Bu yeni parayı alan askerler hep almak istedikleri kıyafteleri kışlanın karşısındaki dükkandan satın alsınlar. Kıyafetleri satan ilk başta artan talebin daha çok gelir elde etmek için fırsat olduğunu düşünüp daha fazla personel almaya, stoklarını artırmaya ve askeriye yakınlarında daha fazla yeni mağaza kiralama/satın almaya girişir. Bir süre sonra kendisi de artan işlerinin şerefine kışla karşısındaki bir restoranta güzel bir yemek yemeğe gitmeye karar verdiğinde fiyatların askerlerin restorantta yemek yemeğe başlaması yüzünden eskisine göre arttığını görür. Bunun üstüne kendi de sattığı kıyafetlere artan iş hacmine güvenerekten zam yapmaya gider. Sonuçta yavaş yavaş herkes yeni gelen paraya fiyatlarını adapte etmeye başlar. Ve en sonunda bu yeni para, kişilere ulaşma sırasına göre en son sıradakilere para yerine sadece zam olarak yansır.

Kısaca yeni para herkese yaramamış, sadece paranın ulaşma sırasında en üstte olanlara bir süre keyif içinde yaşama fırsatı yaratmıştır. Niçin bir süre diyorum? Çünkü bu döngü durduğu anda onlar da bu enflasyonu enselerinde hissedeceklerdir. Tabiki yeni para akışının kesilmesini bu kesim asla istemeyecek ve devlet yöneticilerine bu konuda akışın kesilmemesi için “ekonomi duruyor, işyerleri batacak, yatırımcı kaçacak” şeklinde baskı yapacaklardır. Altta enflasyondan asıl darbeyi yiyenlere ise sadece “yatırım ortamı düzelince size de iş, aş gelecektir” şeklinde telkin ve ümit verilecektir.

Bu biraz eroin bağımlılarının durumuna benziyor. Her kullanımda aynı miktar zevk için öncekinden biraz daha fazla dozaja ihtiyaç duymaya ve en sonunda yoksunluktan, ya bu yolda suç işlemeye veya aşırı dozajdan kendi ölümüne neden olmaktadır. Normal bir devletin görevi vatandaşlarını bu illete bulaştırmamak ve başlayana, başlamayı düşünenlere ders olsun diyerek bunlara destek çıkmamalıdır. Herkese iyi haftalar