Fırsatçılık ekonomisi

Malum, ülkemizde ciddi bir ekonomik kriz öncesi yaşanan sancıları görüyoruz. Ardı arkası kesilmeyen hatta biraz acele ile döviz kur artışından* da fazla yapılan zamlar, sanki bu anı bekleyen ve açığını kapatmaya veya kâr marjını artırmaya çalışan kesime fırsat yaratmış. Daha döviz kurlarındaki şok artışın 1 ayı bile dolmadan %100’den fazla fiyat artışı yapanlar olmuş.

Örneğin Türk malı bir bisküvi markette üzerinde gramajı aşağıya düşürüldüğü için kampanya olarak ambalajında “1 TL” diye yazmasına rağmen bizim marketimiz 2.25* TL’den satışa geçmiş. Kısaca gramajı düşürülen, direkt döviz kuruyla ilgisi olmayan ve ucuza satılması gereken ürün eski gramaj fiyatının da neredeyse 2 katına satılıyor şu an. Bir inşaat malzemesinin fiyatı 20 TL’den 45 TL’ye çıkmış yine. Başka bir gıda ürünü ilk artışta %110 artmış.

Aynı mal, farklı fiyatlar

Devletimiz bildiğiniz gibi krize karşı bazı önlemler almış. Resmi gazetede yayınlanan ve işleme giren önlemlerden dikkat çeken bazıları hakkında naif görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle bir çeşit vergi affı sayılabilecek şirketlerin envanterlerinde gözüken ama aslında fiziken stokta olmayan mallar için “Gelin kendiniz ihbar edin, ceza yok üstüne almamız gereken verginin küçük bir kısmını (%3) verin anlaşalım gitsin”.

Bu çok ilginç bir önlem. Bu tip bir bozukluktan TC Kalkınma ve işbirliği ofisi “2016 KKTC EKONOMİ DURUM RAPORU”’nda en yalın şekilde söylemek gerekirse gümrükten içeri giren mal ile satılan maldan alınan KDV arasında gümrükteki mallar lehine fark olduğunu ve bunun incelenmesi gerektiğini yazmış. Aynı durum 2017’de de var.  Anladığım ya mal stoklama var veya satılıp KDV’si ve vergisi ödenmemiş mallar var. Bu düzenleme sanki bunun için yapılmış. Kriz ile direkt bağı yok. Devlet gelirlerini artırmak içinse gelecek için fırsatçılara yine aynısını yapma özgüveni verecektir: “nasıl olsa bak af çıkar kontrol etmiyorlar zaten”.

İthalde alınan ve dahilde alınan KDV farkı 1 milyar TL!

Diğer düzenleme yine bu konu ile ilgili. Ülkeye 1 Ocak 2014 öncesi girmiş mallarda gümrük işlemlerinde 1 Ocak 2014 döviz kurunun kullanılması, sonraki dönem için ise ülkeye girdiği tarihteki kur. Örneğin 10 Şubat 2015’te ülkeye giren bir arabanın gümrük hesaplamasında bugünün Euro kuru olan 7.60 TL yerine o tarihteki Euro kuru olan 2.82 TL kullanılacak.

Kısaca devlet yine özel sektör için vergilerinden fedakarlık yapacak. Hele zamanında stoklayanlar için harika bir fırsat. İsterlerse bu düşük vergi avantajını müşterilerine indirim olarak verirler, isterlerse “Aman döviz arttı, daha çok paraya ihtiyaç olacak” diyerekten kendi ceplerinde bırakırlar. Bu düzenlemenin enflasyonun düşmesine nasıl yardım edeceğini açıkcası bilmiyorum. Daha önce 90 günlüğüne yapılan benzer düzenleme ne yazık ki enflasyonu düşürmediği gibi arttığı dönemlere de denk geldi.

Bunlar dışında devletin kiraladığı ve özel mülklerde kur sabitlemesi kısa süre için yapılmış. Temizlik malzemelerinin KDV’si %5’e çekilmiş ki bu da devletin gelirlerini azaltıcı, tüccara yine fırsat verecek bir uygulama olacaktır. Devlet gelirlerini artırmak için kumar oynatan yerlerden bazı vergi artışlarına gidilmiş, alkollü içkilerin ve tütünün vergisi biraz artırılmış ama TL’ye çevrilmiş.

Kısaca döviz kurunda hızlı artış bu rakamları bile kuşa çevirebilir. Alınan önlemlerin büyük çoğunluğu zaman sınırlı. Yani belli bir süre için. Kim ne alırsa, ne kaybederse bu süre içinde olacak kısaca. Son 30 yıla baktığımda ne yazık ki enflasyon döviz kurlarından her zaman fazla olmuş, bu sefer de öyle olacak gibi. Fırsatçılık ne yazık ki dövizin etkisinden daha ağır etkileri olan bir sorun. Esas bu konuya eğilmek lazım.

*: Gazete bu yerler farklı çıkmıştır. Buralar düzeltilmiştir online’da