Karşılıksız Aşk

Donald Trump ABD başkanlık seçimini kazandığı dönemde ABD devletinin şirketlerin gelirinden topladığı vergi tutarı 326 milyar dolarmıştı. 27 Eylülde açıklanan verilere göre bu rakam 158 milyar dolara gerilediğini görüyoruz. Ne oldu da bu kadar azaldı? diye baktığımızda Trump’ın kendi şirketleri de dahil özel şirketlere getirdiği büyük vergi indirimi sayesinde olduğunu görebiliyoruz. Kamu borcu ise aynı dönemde 19.9 trilyon dolardan 21.2 trilyon dolara çıkmış. Özeli kayırıp devletin borç yükünü artırdığınızda devletin sosyal görevlerini (sağlık, güvenlik, sosyal haklar…) zamanla yerine getiremeyip bu işleri özele devretmesi demek olacaktır.

Örneğin bir ABD’li diğer gelişmiş ülke vatandaşlarına göre 2 kat daha fazla sağlık harcaması yapıyorken doktor muayenesine gitme sayısı yarısı kadar. Hastanede yatma süresi bakımından da ABD’liler diğer gelişmiş ülke vatandaşlarının yarısı kadar süre kalıyor.

Bizde malumunuz bir ekonomik kriz yaşanmakta. Devletin aldığı önlemlere baktığımızda bana ABD’yi hatırlattı. Dünyanın bilindik en kapitalist ülkesi ABD neredeyse tamamen şirket devlet haline gelmiş. Özel sektörün isteklerine göre hareket eden ülke sıradan vatandaşlarını uçurumun kenarında tutuyor.

Bizim yaşadığımız döviz krizi sonrasında alınan önlemlere böyle hızlıca baktığımızda dikkatimizi çeken bir durum oluştu. Alınan önlemlerden bunlar dikkat çekici: Ülkeye gelen ithal mallarda ülkeye giriş tarihindeki kur gümrükleme işleminde kullanılacak, gümrükleme yapıldığı tarihteki kur değil (TE(K-1)957 -2018 ).

Stokta göründüğü halde gerçekte stokta olmayan kısaca önceden satılmış veya vergi gelmesinden diye şişirilmiş stoklara sahip şirketlere normal vergiler veya ceza yerine %3 fark karşılığı defter sıfırlama fırsatı. Sosyal sigorta primlerinde gecikme zammı affı ve yeni ödemelerde 3 aylığına %1.5 indirim (RG Sayı : 122). Kısaca 2015’ten beri çalışanlarının primlerini yatırmayanlara sadece %15 gecikme cezası ile bu borçları kapatma fırsatı ve borçsuz olan işletmelere de üç ay boyunca %1.5 daha az prim ödeme fırsatı verilmiş (RG Sayı 140).

Diğer önlemlerden diğer dikkat çeken ise emlak satanlara ve kiralayanlara vergi/harç indirimleri şeklinde. Direkt muhtaç diyebileceğimiz kesime bir defaya mahsus 1000 TL yardım dışında başka birşey yok. Niye yok dedik, çünkü Ağustos sonunda ödedikleri kira stg ise %65 artmış, benzin/elektrik gideri sene başına göre %50 artmış bu insanlar için. Hayat pahalılığı daha 8 ayda %25’e dayanmış. Kısaca yapılan/alınan önlemler burjuva denilen orta-sınıf ve üstü mal/mülk sahibi kesimin içinden belli bir zümreye yapılmış kayırmalar.

Bu kesim vergi kaçıran/vermeyen, çalışanın sosyal güvenlik primini yatırmayan kişiler belki de. Yaşadığımız kriz, sistemin kaymağını alan bu kesime devlet eliyle daha çok fırsat yaratmış. Yeni artmış döviz kuruyla ne ilgisi var bu eskiye dayanan vergi, ceza, harç borçlarında yapılan indirimlerin? Veya halkın yaşanan bu fiyat artışlarına karşı savunulması ile çok uzaktan alaka dışında doğrudan bir bağı var mı?

Sosyal sigortalar prim toplayıp bunlardan hergün için piyasa faizini kazanamaz/enflasyon kadar artıramaz ise emeklilere günü geldiğinde ödeyecek para bulamayacaktır. Alınması gerekenden az alınan her prim, primini düzenli ödeyen bir çalışanın birikiminden çalma değil mi? Veya devletin almayıp özel sektördeki patrona bağışladığı her türlü vergi kendi ayağına sıktığı bir kurşun değil mi? Şimdi KKTC’yi ABD’ye nasıl benzettiğim belli olmuştur umarım.