Aristo bile farkındaymış

Millattan önce 384-322 yılları arasında yaşamış olan Yunan felsefesinin en önemli ismi Aristo, belki pek çok kişi bilmese de para üstüne de düşünceleri vardı. Aristo “Politika” adlı eserinde insanların topluluk şeklinde yaşaması gerektiğini, bu yüzden yöneten ve yönetilenin olacağını, efendi-köle, karı-koca ve baba-çocuk şeklinde ev içi yönetim biçimlerinin olduğundan bahsetmiştir. Efendi-köle şeklinde yaşamda efendinin yönetici olmasının sadece üstün bilgisiyle olamayacağını iddia eder. Kimi insanın heryerde köle olduğunu kimi insanın ise hiçbir yerde köle olamayacağını vurgulamıştır. Karı-koca ilişkisinde evin yönetimi konusunda ise karı-kocanın farklı sorumluluklarının olduğunu ve o şekilde yaşadıklarını ve evi idame ettiklerini düşünür. Baba-çocuk ilişkisinde ise ev yönetimi içindeki işleyişinin ülke yönetiminde de olacağını yani babanın rolünü devletin alacağını bilgeliği, koruyuculu ile çocuğunun hayatını sürdürebilmesini ve gelişmesine yardımcı olacağını düşünmüştür.

Para üzerine…

Para ile ilgili düşüncesi ise kısaca şu şekilde: Evinin idamesi insanın önemli amacıdır. Mülkiyet edinme (mal mülk sahibi olmak) ise ancak araç olmalıdır diyor. İnsanlar ilk başlarda mal/mülk sahibi olması gerekmiyordu. Evin içinde herkes ihtiyacı olanı rahatça alıp kullanıyordu. Daha sonraları evdeki eksiklikler komşular arasında paylaşmalar ile giderilmesine devam edilmiştir diyor. Ne zaman ki ülkeler arası ticaret başlamıştır ve heryerde değerli olacak bir değiş tokuş aracı ihtiyacı doğmuştur o zaman para keşfedilmiştir. Aristo’nun iddiası insanlar evinin idamesi için çalışmaları lazım ve bunun doğal yollarının çobanlıkla (en kolayı budur diyor), avcılık-toplayıcılıkla veya çiftçilikle (en zoru bu) yapabileceğini söyler.

Ticaretin doğal olmadığını düşünür. Bir insan bir ayakkabıya ihtiyacı olduğu için gerek duyar. İhtiyacı olmadığı halde onu yapıp satarsa, değiş tokuş ederse bunun doğal olmadığını iddia eder. Evinin ihtiyacının para olmadığını evde yaşayanların ihtiyacının yemek, kıyafet, barınma olduğunu, fazladan elde edilen paranın ne işe yaradığını sorgular. İyi bir yaşam nedir? Para iyi bir yaşam için gerekli midir? Evin idamesi amaç ise mülkiyet edinme çabası da bunu elde etmek için araç ise daha çok para kazanmanın amaç olmasının doğal olmadığını, yanlış olduğunu düşünür.

İnsanın yavrusunun olabileceğini, hayvanın da bitkinin de yavrusunun olmasının doğal olduğunu ama paranın yavrusu olarak gördüğü faizin doğal olmadığını hatta hiçbir şekilde doğal kabul edilemeyeceğini düşünmüştür Aristo. Kısaca paradan para kazanmanın hiç ahlaklı veya doğal bir şey olmadığını iddia etmiştir. Aristo bunları yazalı 2300 sene olmuş. Kısaca paranın kullanılmasını, biriktirilmesini, daha çok elde etmek için uğraşın amaç olmasını ve paradan faiz kazanılmasını doğaya aykırı olarak görmüş Aristo.

Günümüzde…

Günümüze geldiğimizde para kazanmanın amaç olduğu, aile geçindirmenin neredeyse unutulduğu ve para biriktirmede araç haline geldiğini düşünen bir tabaka insan var artık aramızda. Bu insanlar paranın esiri olmuşlar belki de. Toplum içinde statü sahipliğinin paraya endekslenmesi ve hatta gücün de paraya bağlı hale gelmesi Efendi-köle ilişkisini hatırlatıyor. Para efendimiz olmuş, biz ise köle. Aristo kölenin doğal köle olabileceği gibi doğal olmayan köleliğin de olduğunu söyler. Doğal olmayan köleleri asil kişiler, savaşta zorla köleleştirilmiş hak etmeyen, kafası çalışan insanlar olarak anlatmıştır. Hiçbirimiz para karşısında doğal olarak köle olduğumuzu göremeyecek durumdayız ne yazık ki. Sorun akıl kapasitemizde, belli. Herkese mutlu, güzel haftalar.