Kriz bitti (mi?)

16 Ekim’den itibaren diğer döviz cinslerine göre değer kazanmaya başlayan Türk lirası sayesinde halkımız biraz derin bir “oh” çekmeye başlamış gibi. Haklı olarak ardı arkası kesilmeyen döviz kurlarında yaşanan artışların bittiği hatta tersine döndüğü düşüncesi bu rahatlığın esas nedeni. Temmuz sonunda Sterlinin 6.44, Euronun 5.75 ve dolar kurunun 4.94 olduğunu hatırlatalım. Kurların en yükseğe ulaştığı dönemde sterlin 9, Euro 8, dolar ise 7 TL’ye dayanmıştı. Cuma günkü kurlara baktığımızda sterlin 7.36, Euro 6.50, dolar ise 5.64 idi.

Kısaca bütün bu toz duman arasında kurların Temmuz sonundan Cuma gününe %14 civarında arttığını görmüş olduk. Kimsenin sevincini bozmayım ama bu dönemde örneğin salçanın fiyatı %80, 95 oktan benzinin fiyatı %34, tüpgazın fiyatı %40 artması dışındaki birçok ürüne gözlerinizle gördüğünüz şekilde dövizdeki ilk şok zamanı yapılan uçuk kaçık zamlar yerinde duruyor. Döviz krizine önlem diye tüccarın malının antrepoya girişteki kuru kullanarak ucuz kurdan bu malları gümrükleyip piyasaya sokma fırsatı verildiğini de hatırlatayım.

Bütün bunlar yapanın yanına kalacak fırsatlardır. Nereden mi biliyorum? Son 20 küsur senedir enflasyondaki artış her zaman döviz kurlarındaki artıştan fazla olmuş. Hem de bariz bir şekilde. Kısaca satılan mallara döviz kurunda yaşanan artış bahanesi ile yapılan artışlar nedense kurların düşüşünde fiyat indirimi olarak geri verilmemiş. Hep yukarı hep yukarı çalışan bir fiyat ayarlama mantığı ile bilmiyorum nereye kadar devam eder bu düzen.

KKTC döviz kurları ve enflasyon fark

Nereye kadar gider demişken acaba gerçekten kurlardaki artış bitti artık sakin sularda mı Türk lirası? diye düşünenler, soranlar olacaktır. Benim cevabım maalesef bunun için de olumsuz.

Türk lirasında yaşanan kayıplar ile Türkiye’de birçok firma konkordato ilan etmiş. İflasın eşiğinde o kadar çok firma var ki hergün anlı şanlı firmaların iflas etmek üzere olduğu haberleri yayılıyor. Bundan 3 sene önce Türkiye’de yaşayan çok sevdiğim bir arkadaşım “işler çok kötü, piyasada para yok, herkes vadeli çalışıyor. Günü 3 kuruş nakit alarak tamamlamak bile mucize olmuş” demişti. Bir sıkıntının olduğu belliydi ama nedense olayın içinde olmayanlara görünürde birşey yoktu.

Türkiye’nin bazı sayılı büyük bankalarının krizden sonra sıra ile yurtdışından yüksek miktarda döviz borç alabilmesi TL’ye güvenin devam ettiği izlenimini vermiş ve bankaların döviz eksikliklerini bir süre daha ertelemesine yaramıştır.

Kriz sonrası ilk kredi Akbank' tarafından alındı.
Kriz sonrası ilk sendikasyon kredisi Akbank’a

Üstüne geçen hafta Türkiye hazinesinin de döviz borçlanmasının sorunsuz hallolması üzerine TL ciddi değer kazançlarına ulaşır. Ama baktığınızda ortada borçların yeni borçlar ile ertelenmesi söz konusu daha da acısı çok yükselmiş döviz faizleri ile bu borçlar.

Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi tahvil ihraç sonucu -Faiz oranına dikkat

Bunların kapatılabilmesi için tekrardan borçlananların bu aldıkları parayı çok iyi şekilde kullanıp verecekleri faizden çok daha yüksek kazançlı işler yapmaları gerekecektir. Bunu yapamazlar ise bir sonrakine çok daha yüksek faiz ödemek zorunda kalabilirler veya daha kötüsü borç bulamayabilirler.

Genelde borçluya tekrar borç vermek bankaların sevdiği bir yoldur. Çünkü parasının faizinden bile faiz kazanmaya başlarlar. Karlı bir iştir kısaca tekrar borçlandırmak. Nereye kadar borç vermeye devam ederler? Ta ki borçlunun ödeyecek ne parası, ne malı ne de mülkü kalsın. Ertelenmiş bir kriz gibi nedense. Herkese iyi haftalar.