Seneca ve Sürü Psikolojisi

Millattan önce 4yılında doğmuş olduğu tahmin edilen Lucius Annaeus Seneca, stoacı felsefeninbelki de en tanınmış Romalı filozoflarından biri olmuştur. Seneca’nın entanınmış eserlerinden biri olan “Ahlak mektupları” yedinci mektubunda Seneca,dostu Lucilius’a şöyle yazar: “…çoğunluğutakip etmek çok kolaydır ve hızlıdır. Sokrates, Cato, Laelius’un ahlakı bile,düşüncelerine karşı çıkan bir kalabalık önünde sarsılabilirdi…Bir sefahat veaçgözlülük örneği, birçok kötülüğe yol açar. Soframızda oturan züppe, biziyavaş yavaş gevşetir, yumuşatır. Zengin komşu, aşırı isteklerimizi kamçılar;kötü kişi, arkadaşı ne kadar saf, yalın olsa da kirini ona geçirir. Ya bütünhalkın saldırdığı ahlak ne hale gelir? İster istemez ya onları örnek alırsın yada onlardan nefret edersin. Her iki halden de kaçınmak gerek: Ne sayılarıkalabalık diye kötülere benze ne de sana benzemiyor diye birçoklarına düşman ol.”

Seneca’nın bunu2000 yıl önce yazmış olması aslında günümüzde de yaşadığımız ahlak çökmesi, toplum baskısı ve kötülüğün nasıl yayıldığının hala değişmediğini gösteriyor.“Mahalle baskısı” veya medyanın manipülasyonu ile çoğumuz “Niçin?” sorusunu sormadan önümüze sunulanı kabul edip kolaya kaçmayı tercih ederiz. Tersini tercih edenler de aynı Seneca’nın tahmin ettiği gibi topluma nefret besler halegelir. Bu da iyi değil çünkü bu öfke sizin kendi kendinize zarar vermenizden başka birşeye yaramaz. Günümüzün yaşayan büyük filozoflarından Noam Chomsky “Dünya çok büyük bir bilmece yeridir. Eğer bu yerde şaşırmak istemiyorsan, ancak başkasının aklının sadece bir kopyası olabilirsin.” diyerek eğer size sunulanları araştırmak, sorgulamak istemeyecekseniz ve olduğu gibi kabul ederseniz başkasının aklı ile yaşar hale gelirsiniz diyor.

Bu konunun önemiözellikle siyasi hareketleri takip eden insanların hareketin her söylediğinideğişmez/tartışılmaz bir doğruymuş gibi kabul etmesi neticesinde sığ bir aklın etrafında toplanmaya ve toplumsal ilerlemenin önünde engel olmaya başlamasına neden olmasıdır. Unutmayın ki her siyasi hareketin içinde belli bir zümrenin aslında sesi duyulur ve onun etrafında toplanan kalabalık aslında sorgulamayan sadece sürü zihniyeti ile güvenli yollarına devam etmeyi tercih edenlerdir.Benim ilk yazılarımdan beri iddia ettiğim ve hala inandığım düşüncem insanoğlunun kendinin ve kanından olanların hayatını korumak/geliştirmek amacı ile yaşadığıdır. Yani çıkarcıdır. Her insanda bunun seviyeleri, yaklaşımları arasında farklılıklar olmaktadır. Kimi ailesi için canını verir kimisi kendi canı için ailesini katleder. Ne yazık ki siyasete atılan insanlar arasında da farklılıklar olmaktadır. Kimi gerçekten kendi öz çocuğunun da bulunduğu gelecek nesillerin hayatını kurtarmak için genel iyilikler peşinde koşarken, kimi sadece güç ve bu gücün getireceği maddi, manevi kişisel çıkarların arkasından gider. Siyaset ve ekonomi ne yazık ki iç içe geçmiş iki konu haline gelmiştir.

Şimdilerde adına maliye ve para politikası denen asıl adı ekonomi politikası olan sistem ekonominin siyasi/politik duruşlar ile yönlendirilmesi üzerine oluşturulan sosyal bir bilim dalıdır. Vergilendirme, faiz oranları, devlet harcamaları, gelir kaynakları, para basma, yaratma, merkez bankası politikaları hepsi bu konu altında incelenir. Kısaca bütün ekonomiyi aşağıya veya yukarıya taşıyacak konular politikacıların tercihleri doğrultusunda oluşuyor. İşler kötüye gittiğinde veya iyiye gittiğinde aslında bu politikacıların tercihleri neden olur. Eski hükümetleri, dış kaynaklı sorunları sebep diye göstermek de onları bir yere kadar haklı kılarken bir sonraki hükümetlere de aynı “iddia”yı söylet(e)memek de onların elinde. Her zaman sorgulayalım, araştıralım. Seneca’nın kemikleri 2000 yıl sonra bile sızlamasın. Herkese iyi haftalar.